Tahir Büyükakın'ın şiirle imtihanı: İsmet Özel’i nasıl yarı yolda bıraktı?

Emirhan Akman

Emirhan Akman

Tüm Yazıları

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın dünkü eser ve hizmet tanıtımı için “Sadece Hizmet Ettik” başlığını seçti. Tabi bu rastgele bir seçim değil. Sadece hizmet ettik demek hiç polemiğe girmedik, kavga gürültüden uzak durduk, halkı önceledik anlamına geliyor. Peki bu slogan gerçek mi? Program içinde Özgür Özel’e, Fatma Kaplan Hürriyet’e, Sertif Gökçe’ye ve Ekrem İmamoğlu’na sataşma vardı. Hepsi cevap verse polemik değil de ne çıkacaktı? Büyükakın iki saatlik sunumunu “Şiir değil Z-Raporu”metaforuyla bitirdi. Aslında biz boşa söz söylemiyoruz, size masal anlatmıyoruz bakın Z Raporu veriyoruz demek bu. Z raporu iki yıllık hizmetlerin bir dökümüydü. Büyükakın’a akıl verenler şiiri reddedip Z Raporunu yani rasyoneliteyi tercih etmişler. Büyükakın bugün gönle değil akla hitap etmek istedi. Halbuki bu tercihe rağmen Büyükakın bir yerde şiiri kullanmayı denedi fakat ani bir farkındalıkla şiiri terk etti. Birazdan bunu anlatacağım…

SORU CEVAP OLMADAN HESAP VERİLİR Mİ?

Peki Büyükakın konuşmasının farklı yerlerinde 2-3 kez dediği gibi hesap mı verdi bugün? Bir gazeteci olarak program bittiğinde bu "hesap verme" tablosunda demokratik bir kusur hemen göze çarpıyordu. Benim bildiğim hesap tek taraflı verilmez, karşılıklı alınır. Üstelik programın başında halka çok şık bir şekilde “asiller, asıllar” hitabıyla başlayan bir konuşma neden soru cevap bölümü içermiyordu?Eğer bir sunumda soru-cevap bölümü yoksa, orada bir hesap verme değil, olsa olsa bir "savunma mekanizması" işliyordur. Gerçek bir Z-Raporu, gün sonundaki açıkları ve fireleri de gösterir. Ancak Büyükakın’ın sunumu, bir denetim sürecinden ziyade, özenle kurgulanmış bir PR lansmanı havasındaydı. Gazetecilerin rakamların sağlamasını yapmasına izin verilmeyen bir ortamda anlatılanlar, ancak bir "başarı illüzyonu" olarak kalır.

SAVUNMA HATTI: KOCAELİ HIZLI BÜYÜYOR

Sunumun en "akıllıca" hamlesi sunumun henüz başında Kocaeli’nin durdurulamaz büyümesini gösteren o istatistik slaytlarıydı. Mesaj netti: "Şehir o kadar hızlı büyüyor ki, hiçbir altyapı buna yetişemez." Halbuki 20 yılı aşkın süredir AK Parti’nin yönettiği Kocaeli’de trafik sorunu çözülemiyorsa, sanayi başkentinde hâlâ çağdışı elektrik kesintileri yaşanıyorsa ve 1999 depreminin üzerinden tam 27 yıl geçmiş olmasına rağmen (yıl artık 2026!) binlerce insan hâlâ tabut binalarda sabahlıyorsa, kamu ihalelerinin bir kısmı partililere gidiyorsa; bu başarısızlığın adı "kontrol edilemeyen büyüme" değil, yönetilemeyen gerçekliktir.

DOKUNULAN TAŞ OYNANMIŞ SAYILIR

Büyükakın, "Hiç borçlanmadan 55,4 milyar TL’lik yatırım yaptık" diyor. Evet, belediye kasasını disipline etmiş olabilir ama bu dev yatırımların birçoğunun altında bakanlıkların imzası olduğu gerçeği, bu başarı tablosunun üzerine büyük bir gölge düşürüyor. Muhalefet belediyeleri bir imza veya kredi onayı için Ankara kapılarında bekletilirken, Kocaeli Büyükşehir’in "merkezi hükümet otobanını" kullanarak yaptığı projeleri "sadece biz yaptık" edasıyla sunması, siyasi asimetriyi görmezden gelmektir. Öyle ki AK Partili belediyelere ait şöyle bir sorun çözme yöntemi oluşmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımıza ilgili projeyi aktardık…” Bu sihirli cümleyle her türlü yol açılabiliyor. Lakin bunun getirisi olduğu gibi götürüsü de var. Eğer Ankara’nın yaptığı metro, baraj gibi dev projeleri kendinize ait gibi anlatır, “hükümetimiz yaptı” diye gerekçelendirirseniz Fransızların “Piece touchee piece jouee” dediği duruma düşersiniz. Yani dokunulan taş oynanmış sayılır, geri çekilemezsiniz. Büyükakın hükümetin tüm yükünü sırtına alıyorsa Gebze’de altında metro projesi yapılan Arslan Apartmanı ve kaçak olduğunu bürokatların, siyasilerin bildiği Ravive Kozmetik faciasını da üstlenmek zorunda kalmaz mı? Kalır. Biz de sorarız elbette…

İSMET ÖZEL SİZE YARDIM EDEMEZ

Belki de sunumun en talihsiz anı, Derince’de kentsel dönüşümü kabul etmeyen vatandaşlar için İsmet Özel’in o meşhur sözlerine sığınılmasıydı: “Yola ikna edilmişlerse çıkılmaz. İnanmışlarla yola çıkılır.” Halbuki kentsel dönüşüm bir "iman" meselesi değil, bir "güven ve can güvenliği" meselesidir. Vatandaşı "yola ikna edilmişler" sınıfına sokup dışarıda bırakmak, yerel yönetimin ikna kabiliyetindeki eksikliği halkın "inançsızlığına" yormaktır. Halbuki vatandaş eğer inançsızsa size inançsızdır başkasına değil. Elinizde devletin ve belediyenin muazzam gücü varken, dönüşüm bekleyen vatandaştan derviş sabrı ve mutlak teslimiyet bekleyemezsiniz. Büyükakın da ben gibi düşünmüş olacak ki sonradan cümlesini kendisi yok edip, “İnananlarla biz yaparız siz de takip edersiniz. Ama şunu unutmayın insanları ikna etmek mi kandırmak mı? Kandırmak daha kolaydır, ikna etmek daha zordur. Biz anlatmaya devam edeceğiz” dedi. Böylece İsmet Özel’e ait cümleden geri dönüp şairin ve şiirin bu konuda ona yardım edemeyeceğini ilan etti. Büyükakın İsmet Özel’i yarı yolda bıraktı…

GERÇEK Z RAPORUNU ASİLLER/ASILLAR ÇIKARIR

Günün sonunda, önümüze konulan bu tablo bir "hesap verme" dökümü değil, olsa olsa bir "iyi niyet beyanı" olarak kalmaya mahkûm. Çünkü Z-Raporu, kasanın ne girdiğini söyler ama o paranın kimin cebinden çıktığını, harcanırken hangi önceliklerin feda edildiğini ve en önemlisi, gün boyu dükkâna giren "asillerin" neden mutsuz ayrıldığını yazmaz.

Büyükakın şiiri reddedip rakamların soğukluğuna sığınarak işini kolaylaştırmak istedi. Ancak unuttuğu bir şey yok mu? Kocaeli halkı slaytlarda değil; o slaytların çözemediği trafik kuyruklarında, her sarsıntıda gıcırdayan tabut binalarda ve akşam eve dönerken kesilen o karanlık sokaklarda yaşıyor. Dahası da var da ajite etmek istemiyorum…Şiiri ve şairi yarı yolda bırakıp rasyonel dökümlere sığınabilirsiniz; fakat sokağın sorularını cevaplamadan kestiğiniz hiçbir Z-Raporu tam anlamıyla gerçeği yansıtmayacaktır. Madem "sadece hizmet ettiniz", o halde bırakın da o hizmetin gerçek dökümünü, sunumda mikrofon uzatmadığınız o "asiller" çıkarsın.

Zira gerçek bir hesaplaşmada taşlar oynatılmışsa, geri çekilmek artık imkansızdır.

* İlk yazı eksiklik ve eleştirilere odaklandı. Sunumu iki yazı halinde inceleyeceğim. İkinci yazı eser ve hizmetlere odaklanacak.