Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP Kocaeli mitingini izlemediyse çok şey kaçırdı!
21 Şubat Cumartesi günü CHP Lideri Özgür Özel Kocaeli’de son derece önemli bir miting yaptı. Mitinge katılanların sosyolojisini konuşmak yerine CHP Kocaeli Örgütü içindeki kısır tartışmalara odaklanmak bir tercihtir anlarım ama zaman kaybıdır. Mitingin hikâyesi çok daha önemli.
EMEKLİLERİN ORADA NE İŞİ VARDI?
Mitingin başından sonuna kadar vatandaşların arasındaydım. Miting boyunca genç birilerini aradım, genç ve çocuklu çiftler aradım ama nafile. Önüme hep beyaz saçlı, yorgun ve arayışta olan yaşlılar çıktı. Gençlerin ve orta yaştakilerin arayışta olması pek doğaldır peki ama emeklililer? Özellikle de AK Parti seçmeninin ana direğini oluşturan emeklilerin orada ne işi vardı? Miting alanının abartısız yüzde 80’i onlardan oluşuyordu. Aslında emeklililerin gittikçe daha fazla arayışa itilmesi ve hatta devrimcileşmesinin doğal nedenleri var. Bugün Türkiye’de 5 milyona yakın emekli en düşük emekli maaşı olan 20 bin lirayı alıyor. Asgari ücret ise Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez açık sınırının altında kaldı. Emekliler dinlenmeleri gereken çağda çalışmak ve geleceğe dair kaygı duymak zorunda bırakıldılar. Peki kaygılı, beyaz saçlı, yorgun ve bıkkın insanların orada olmasından ne anlamalıyız?
ERDOĞAN ORADA OLSA NE GÖRÜRDÜ?
CHP Kocaeli’nin mitinginde aslında sessiz bir yüzleşmenin provası yaşandı. Meydanı dolduran kalabalığa sahnenin arkasından değil de, biraz uzaktan, tarafsız ama derin bir gözle baksaydık, zihnimizi şu soru kurcalardı: Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan o gün o meydanda olsaydı, kalabalığın içine gizliden sızıp o yüzlere baksaydı, ne görürdü?
Göreceği şey, yabancı bir kitleden ziyade, yirmi yıldır “yol arkadaşım” dediği, her seçimde sandıkları patlatan, mitinglerinde en önde bayrak sallayan o meşhur “sadık tabanı” olurdu. Kendi mahallesinin insanlarını, Kocaeli’nin emekçi semtlerinden, dindar mahallelerinden çıkıp gelen o vakur emeklileri, bu kez ana muhalefet partisi liderini pürdikkat dinlerken bulurdu. Sizce bu öylesine bir şey mi? Bu sadece bir kalabalık değişimi değil, bir siyasi hafızanın ve aidiyetin kütleler halinde yer değiştirmesidir.
Erdoğan o meydanda, bir zamanlar kendisine sarsılmaz bir inançla bağlı olan o “gri saçlı” ordusunun, bugün neden başka bir sese kulak verdiğini acı bir gerçekle fark ederdi. Çünkü o insanlar oraya sadece Özgür Özel’i alkışlamaya gelmemişlerdi; onlar, kendilerini artık “devletin sahibi” sanan ama kendi dertlerine sağırlaşan bir yapıya karşı, bir hayatta kalma çığlığı atmaya gelmişlerdi. İktidar partisi devletleştikçe, bürokrasinin soğuk ve mesafeli dili sokağın sıcaklığını unutturdukça; o eski yol arkadaşları da kendilerine yeni bir “duyulma alanı” arar hale geldi.
GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
Çok açık bir gerçek varsa o da Erdoğan’ın sokaklardan koptuğudur. Her ne kadar AK Parti’nin başında olsa da, artık AK Parti’nin ne kadar önemi var? Kabinesine bakarak anlaşılabilir. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek AK Partili midir, yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ne kadar AK Partilidir? Hakan Fidan ne kadar AK Partilidir? Hepsinin Erdoğan’a sadakati vardır ama bir parti nasıl çalışır, tabandan tavana nasıl yönetilir bilgileri var mı? Hayatlarında hiç seçilmişler midir? Sokağa seslenmişler mi? Erdoğan artık sokağa sağır çünkü etrafı siyasilerle değil bürokratlarla çevrili… CHP Kocaeli mitingine gelebilseydi bu dediğimi anlardı. Ne diyordu şair?
“sen ve yağmur.
başa dönemezsiniz.
öyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz.”
ORADA NEDEN BEN YOKUM?
Mitingdeki o yoğun sessizlik ve dikkat, aslında en büyük uyarı değil mi? Eskiden sloganlarla, coşkuyla meydanları inleten bu kitle, şimdi bir muhalefet liderinin ağzından çıkacak “ekonomik reçeteyi” bir kurtuluş umudu gibi dinliyor. Bu, ideolojik bir dönüşümden çok daha tehlikeli bir durumdur iktidar için; bu, sınıfsal bir kopuştur. Kocaeli’nin fabrikalarında ömrünü tüketmiş, şimdi ise market rafları arasında hayatta kalma savaşı veren emekli, “devlet benim ama ben o devletin sofrasında neden yokum?"”sorusunu sormaya başlamıştır. CHP artık oyunu AK Parti’nin siyaset alanına yıkmıştır.
HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
Eğer Erdoğan o meydana baksaydı, bir zamanlar “çevrenin merkeze yürüyüşü” olarak kodladığı o büyük halk hareketinin, bugün merkezin soğukluğundan kaçıp yeniden çevrenin sesine sığındığını görürdü. Kendi yarattığı o büyük "devlet-parti" mekanizmasının, tabandaki en masum ve en haklı talepleri nasıl öğüttüğüne şahit olurdu. Gördüğü manzara bir mağlubiyetten ziyade, bir terk edilmişlik fotoğrafı olurdu. Kendi mahallesinin insanları, evinin yolunu kaybetmiş gibi değil; tam tersine, kendisini evinde hissettirecek yeni bir adresin kapısında bekler gibiydi.
Sonuç olarak o gün Kocaeli’de sadece bir miting yapılmadı; bir devrin en sadık kitleleri bir fay hattının yer değiştirmesi gibi ağır, sessiz fakat derinden değişime hazırlandığını gösterdi. Bu manzara, Türk siyasetinde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının, sadakatin yerini sefaletin rasyonel öfkesine bıraktığının en somut ilanıdır.