Mayınlı arazide koşmak: Kocaeli’de gazeteci olmak!
TGS Kocaeli olarak Kocaeli medyasındaki gazetecilerin temel sorunlarının ne olduğunu anlamak için 97 kişinin katıldığı bir anket düzenledik. Ankette cevabını bilmediğimiz hiçbir soru yoktu ama temel derdimiz var olan gerçekliği veriye dökmekti. Ezbere bildiklerimiz artık elimizde bir veri olarak var. Kendimizi görebileceğimiz bir ayna kabul edebiliriz bunu. Hatta bir mücadele programının ilk sayfası. Kocaeli medyasında çalışan gazetecilerin temel sorunları haberciliğe dair değil, hayatın kendisine dair. Açlığa, sefalete, güvencesiz, umutsuz bir hayata dair. Nasıl bir hayat yaşamak istersiniz sorusuna verilen cevapların tam tersi anketlerdeki sonuçları olarak ortada. Bir insan böyle yaşamak ister mi? Temel soru bu olmalı… Ne için ve ne uğruna?
NEDEN KATLANIYORUM?
Hiç şüphesiz gazetecilik sadece para için yapıldığında çekilir bir iş değil. Herkesin farklı gerekçe ve hedefleri var. Benim bu mesleğe katlanmamı sağlayan şey her nerede olursa olsun biriken, etrafına zarar veren güç merkezlerini dağıtma, seyreltme, demokratileştirme arzusu. Siyaset, sendika, parti fark etmez. Rahatsız edilmekten nefret eden kim varsa onu rahatsız etmek. Ali Şeriati’nin sözüyle, “Sizi rahatsız etmeye geldim!” der gibi. Yine de bu yaşadığımız şartları örtmeye yetiyor mu? Hayır. Peki TGS Kocaeli raporu bize ne söylüyor? Şartlarımız ne?
GAZETECİLERİN TEMEL SORUNLARI
Katılımcıların yüzde 80’i maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini söylüyor. Çalışanların yüzde 50’sinden fazlası asgari ücret, asgari ücret altı ve çevresinde çalışıyor. Unutmamak lazım ki cumhuriyet tarihinde ilk kez asgari ücret 32 bin lira olan açlık sınırı altında açıklandı, yani 28 bin lira. Çalışanların yüzde 65’i yasal sınır olan haftalık 48 saat üzerinde çalışıyor. Her beş gazeteciden biri haftada 55 saatin üzerinde mesai yapıyor ama bu kişilerin neredeyse yarısı fazla mesai ücreti almıyor. Ankete katılanların üçte biri işten çıkarılma korkusu yaşıyor. Sadece yüzde 39’u kendini kurumunda değerli hissediyor. Gazetecilerin harcamalardaki en yüksek gider kalemi kira. Son olarak ise gazetecilerin yüzde 33’ünün sigorta primlerinin net maaş üzerinden yatırılmadığı gerçeği var ortada.
MESEM’Lİ ÖĞRENCİYLE GAZETECİNİN ORTAK SORUNU
Anlayacağınız o ki gazeteciler bu şehirde mülksüz. Gazeteciler açlık sınırında çalışıyor. İşten atılma korkusuyla, uzun saatler çalışmak zorunda bırakılıyor. Her türlü mobbinge katlanıyor. Ayrıca sokakta, kurumlarında bir de siyasi parti temsilcilerinin kuruma açılan telefonlarıyla ilgileniyorlar. Devamlı şikâyet edilebilecek bir pozisyonda üretmeye çalışıyorlar. Yani arazi mayın dolu ama Kocaeli’deki gazetecilere devamlı koş deniliyor… Nasılsa işsiz onlarca gazeteci var değil mi? Her şeye rağmen Kocaeli basınının muhabirleri ve editörleri muazzam iş çıkarıyorlar. Patronlarına, yöneticilerine ve fazlasına tahammül edip üretmeye devam ediyorlar. Hepsinin daha fazlası olduğunu, potansiyellerinin altında çalıştırıldıklarını görüyorum. TGS Kocaeli’nin raporu bize mücadele edebilecek alanı gösteriyor, aslında hiçbir işçiden farkımız yok. Geçen gün MESEM’li öğrencilerin meclisiyle ilgili haber yaptım. MESEM’li öğrencilerin en büyük hayali ne diye sordum. Cevap şuydu: Yaşayabilmek! Kocaeli’deki gazetecilerin farklı bir cevabı mı var? Zannetmiyorum…
KİMLERDEN NEFRET EDİYORUM?
Kendi adıma şükretmemizi öğütleyenlerden, eski kötüleri gösterip şimdiki kötüyü normalleştirenlerden, başımıza gelen şeylerin bir kader sonucu olduğunu söylenlerden nefret ediyorum. Sadece kendini düşünenlerden, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılardan, “bu benim derdim değil” deyip kenara çekilenlerden de nefret ediyorum. Daha iyi bir hayat istiyorum. İngiliz yönetmen Ken Loach’ın “Bread and Roses” filmindeki unutulmaz sahnedeki gibi, “Biz ekmek istiyoruz. Ama gül de istiyoruz. Tüm güzellikleri istiyoruz, hayattaki tüm güzellikleri!”