Fakirler soruyor: Bu şehir kimin?

Emirhan Akman

Emirhan Akman

Tüm Yazıları

“Şeytan içinize yoksulluk korkusu düşürür ve çirkin şeyler yapmanızı emreder…”

Bakara, 268

Fakirlikten nefret ediyorum ve fakirliğe neden olan herkesten. Fakirlik birinin salak ve beceriksiz olmasından kaynaklı yaşadığı bir durum değildir. Gerçekten fakir olanlar çok akıllı ve becerikli olsa dahi, kalıtsal fakirlikten dolayı bir ömür fırsat bulamadan çalışır sonra onlara ayrılan minik bir mezara konulurlar. Fakirin hikâyesi olmaz en fazla bir kazaya karışırsa, meraklı bir muhabir varsa acınacak bir yaşamı olduğu ortaya çıkabilir. Fakirlere empati yapılmaz, acınır. Bu nedenle fakirliğin bir neden sonuç ilişkisi içinde doğduğu unutulur, hastalık gibi bakılır. Fakirlere yardım edilir. Halbuki yardım fakiri kurtarmaz sadece gününü kurtarır. Fakirlerin yardımınıza ihtiyacı yok, fakirlerin düzenin değişmesine ihtiyacı var…

FAKİRLİK BULAŞICI HASTALIK GİBİ

Eğer görmeyi bilirseniz fakirlikle her an karşılaşabilirsiniz. Fakirlik bulaşıcı bir hastalık gibi her yerde. Görmek istemeyenler içinse hiçbir yerde… Geçen gece evime dönüyordum. Arabayı park ederken aynada bir çekçek gördüm fakat çekçekçisi yoktu. Arabayı park ettim ve merakla indim. Arkamda çekçekini bırakıp bana yol veren minik bir çocuk vardı. Aynada görünmüyordu çünkü hapishaneden alınmış gibi kocaman ve kalın çekçek demiri kadar boyu yoktu. Hem boyu yetmiyordu hem de gün boyu taşıdığı yük kendi kilosunu geçmişti. Eğer durursa birisinin yardımı olmaksızın ilerleme şansı yoktu. Kendi hayatını sırtında taşıyordu, kaderini de. Muhtemelen çok nadir duruyordu çünkü durursa ilerlemeyeceğini biliyordu. Bana yol vermek için durdu. Benim gazeteci olduğumu bilmiyordu elbette. Allah bazen insanları kavuşturur; bazen bir ders, bazen bir tokat, bazense o hikâyeye tanıklık etmek için. Biz buna tesadüf değil, tevafuk deriz…

Fakirler soruyor: Bu şehir kimin? - Resim : 1

BU ŞEHİR KİMİN?

Arabadan inince ona doğru baktım ve gülümsedim. Benden yardım istedi çekçeki indirmek için. Ben indirecektim, o da tutup yola devam edecekti o çirkin, paslı, kocaman çekçek arabasıyla. Dur dedim bir tanışalım… Murat 14 yaşındaymış. Suriyeli ama Türkiye’de doğmuş. Muazzam Türkçe konuşuyor. Yüzünde mahcubiyet var ve ben bu mahcubiyeti tanıyorum. Bu fakirlik mahcubiyeti. Hikâyesi hiç dinlenmemiş bir çocuk var karşımda çok açık. Kendini anlatırken utanıyor. Muhtemelen içinden düşünüyor, ona hayatını sormamı gerekçelendiremiyor. Değerli olmayı hiç tadmadığına eminim. Sonra anlatmaya başlıyor, “Abi 14 yaşındayım. Okuldan 3:30’da çıkıyorum ve sonra bu saate kadar kâğıt topluyorum.” Kaç para kazanıyorsun günlük diye soruyorum, “50 kiloya yakın topluyorum, dayıma veriyorum yükümü. O da bana 50 lira veriyor. Aylık beş bin lira falan kazanabiliyorum.” Parayı ne yapıyorsun diyecek oluyorum… Diyor ki, “Anneme veriyorum, annem önemli.” Aklımdan takım elbiseli siyasiler, kruvaze ceketliler, makam arabaları, ödenekler, ihaleler, doğrudan teminlerde dönene binler, yüzbinler, milyonlar geçiyor… Bu şehir kimin diye soruyorum? Murat ve Murat gibilerin olmadığı çok açık. Bu şehir fakirleri salak ve beceriksiz olarak görenlerin. En fazla onlara yardım edip sevap kazanmak isteyenlerin olabilir ya da kapısına koli bırakıp fotoğraf çekilmek isteyenlerin…

FAKİRLİK KADER MİDİR?

Çaresi olan şeylere tahammül etmeyi sevmiyorum. Sebebini bildiğim şeylere katlanmaktan nefret ediyorum. Murat’ın parmağında bir yüzük vardı. Yüzüğünde ay ve yıldız birlikteydi. Murat Türkiye’yi seviyordu Türkçe konuşuyordu acaba neden fakir olduğunu biliyor muydu? Zannetmiyorum. Fakirler genelde neden fakir olduklarını bilmezler. Neredeyse bir kader zannederler bunu… Ama zenginler fakirlerin neden fakir olduğunu bilirler değil mi? Ben de iyi biliyorum. Maden işçilerinden öğrenmiştim. Onların pankartında, “Sahip olduğunuz servet bizden çaldıklarınızdır” yazıyordu.

MURAT’A VEDA

Sohbet bitince Murat’la vedalaşma vakti geldi. Çekçekini indirmesine yardım ettim güleryüzüyle abi görüşürüz dedi ve uça uça annesine bugün kazandıklarını götürmeye gitti. Kilometrelerce yol yürüyüp 50 lira kazanmıştı. Geriye ise cevabını bildiğim çok iyi bir soru kaldı…

“Bu şehir kimin?”

Fakirler soruyor: Bu şehir kimin? - Resim : 2

Fakirlik Emirhan Akman