Kocaelispor’a radikal cerrahi şart: Pansumanla olmuyor

Doğan Aslan

Doğan Aslan

Tüm Yazıları

Kocaelispor gibi köklü ama bir o kadar da karmaşık süreçlerden geçen yapıları anlamak için standart futbol lügatı yetersiz kalıyor. "İstediğimiz oyunu sahaya koyamadık", "şansımız yoktu" ya da "formsuzdular" gibi klişeler, derindeki asıl sorunu maskelemekten başka bir işe yaramıyor.

Bu yüzden bu hafta Kocaelispor’u bir stadyumda değil, bir laboratuvarda inceleyelim. Takımı bir makine veya bir oyun grubu olarak değil; yaşayan, nefes alan ama şu an nefes darlığı çeken bir organizma olarak ele almak istiyorum. Tıbbi terimlere başvurmamın sebebi, Kocaelispor’un yaşadığı aksaklıklar, bir bünyenin hastalandığında verdiği tepkilerle birebir örtüşüyor. Karar mekanizmasındaki gecikmeden tutun da reaksiyon verme yetisindeki kayba kadar her şey, biyolojik bir sistemin çöküş sinyallerini taşıyor.

Kocaelispor’u son dönemde izlerken hepimizin hissettiği o tarif edilemez yorgunluk var ya; işte o aslında tıpta çok net bir karşılığı olan "kronik yorgunluk sendromu". Sahada 11 kişi koşuyor, ter döküyor, fonksiyon gösteriyor gibi duruyor ama gel gör ki sistemin regülasyonu (ayarı) tamamen kaçmış durumda. Gelin, bu "hastayı" birlikte muayene masasına yatıralım.

LABORATUVAR SONUÇLARI

Kocaelispor’un şu anki tablosunu sadece bir "formsuzluk" olarak nitelemek, hastaya yanlış teşhis koymak olur. Elimizdeki röntgen sonuçları ve son haftaların laboratuvar bulguları (31 maçta 36 puan ve son Gençlerbirliği yenilgisi) bize şunu gösteriyor: Bünye yorgun, savunma mekanizmaları zayıflamış ve acil bir cerrahi müdahale kapıda.

Kocaelispor’u son haftalarda izlemek, yoğun bakımdaki bir hastanın nabız grafiğini takip etmek gibi. Bir gün umut verici bir kıpırtı, ertesi gün ise derin bir hipoksi (oksijen yetersizliği)...

Gençlerbirliği maçında gördüğümüz o dağınık görüntü, sadece mağlubiyet değil; sistemin multiorgan yetmezliğine doğru sürüklendiğinin kanıtıdır.

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNDE İLETİ KOPUKLUĞU

Futbolda orta saha, takımın beynidir; tüm sinyaller oradan yayılır. Bizim orta sahamızda ise tam bir disfonksiyon (işlev bozukluğu) hakim. Topu kapıyoruz, eyvallah! Ama o topu kaptıktan sonra hücum bölgesine ileten o "sinapslar" (iletişim noktaları) kopuk. Karar verme mekanizması o kadar yavaş ki; beyin "hücum et" diyene kadar rakip savunma, antikor gibi her yerimizi sarıyor. Pas kalitesindeki dalgalanma ise adeta bir aritmi (ritim bozukluğu) vakası.

HÜCUM HATTINDA KRONİK ANEMİ

Skor tabelasındaki kısırlık, bildiğiniz akut gol anemisi durumudur. Kocaelispor’un hücum hattı ise tam bir metabolik çöküş içinde. Üretim az, çeşitlilik yok. Rakip kaleye gittiğimizde son vuruşu yapacak o "hayat öpücüğünü" bir türlü veremiyoruz. Bruno Petkovic gibi önemli bir hücum gücünün sakatlıklarla boğuşması, takımın enerji üretim merkezini (metabolizmasını) felç etti. Yan ortalara ve tesadüfi duran toplara bel bağlayan bir oyun yapısı, modern futbolun yüksek temposunda "vitamin takviyesiyle" ayakta kalamaz. Hücum yollarında çeşitlilik artırılmadığı sürece, bünye skor üretmekte zorlanmaya devam edecektir.

GELECEK SEZON İÇİN RADİKAL CERRAHİ!

Şimdi asıl mevzuya gelelim: Bu sezon bitti; artık öyle ya da böyle, çok şükür hâlâ Süper Lig’deyiz. Peki ya gelecek sezon planlaması? Bu bünye artık vitamin takviyesiyle, ağrı kesici şuruplarla ayakta kalamaz. Mevcut kadro yapısı ve oyun ezberi, artık nekroz (doku ölümü) seviyesine gelmiş parçalar barındırıyor.
Şu anki tabloya bakıp "bir-iki takviyeyle düzeliriz" demek, dikişlik bir yarayı yara bandıyla kapatmaya benzer. Gelecek sezon ilk 5’e girme gibi sağlıklı bir hedef koyulacaksa, radikal bir cerrahi operasyon şarttır!

ORGAN NAKLİ ŞART!

Mevcut omurga hattında "doku reddi" veren parçalarla vedalaşılmalı. Özellikle orta saha merkezine, oyunu okuma yeteneği yüksek bir organ nakli yapılmalı.

Mevcut forvet hattımızda gözlemlediğimiz "kronik bitiricilik anemisi", artık sadece formsuzlukla açıklanamaz. Rakip ceza sahası içinde oksijeni kesilen, son vuruşta eli ayağına dolanan ve gol yollarında refleks kaybı yaşayan bir yapı söz konusu. Bu bölgeye yapılacak müdahale; rakip savunma sertliğine (patojenlere) karşı ayakta kalabilen, fiziksel direnci yüksek, pozisyonu sezen, fırsat geldiğinde hiç düşünmeden reaksiyon gösteren, bitiricilik genetiği safkan bir “santrfor hücresi” olmalı.

Hücum hattımızdaki bu iskemi (kanlanma azlığı), ancak ceza sahasında “yırtıcı” özellikleri olan bir organ nakliyle giderilebilir. Mevcut parçaların çoğu artık sisteme doku reddi veriyor; gol yollarındaki bu tıkanıklık açılmadığı sürece, vücudun geri kalanı ne kadar sağlıklı olursa olsun, organizma sonuç üretemez.

GENETİK KOD DEĞİŞMELİ

"Günü kurtaralım" mantığı, Kocaelispor’un bağışıklık sistemini bitirdi. Artık dominant, ne yaptığını bilen bir oyun DNA’sı kodlanmalı. Reaksiyon veren değil, aksiyon alan bir metabolizma inşa edilmeli. Son olarak, mental rehabilitasyon (takımın üzerindeki o ölü toprağı) ancak psikolojik bir detoksla atılabilir.

SONUÇ REÇETESİ

Kocaelispor’un önünde iki yol var: Ya bu sezonun bitimiyle birlikte ameliyat masasına yatıp, neşteri vurarak tüm çürük dokuları temizleyecek; ya da "palyatif" tedavilerle vakit kaybedip hastalığın kronikleşmesine seyirci kalacak. Cerrahi müdahaleden kaçan hasta, sonunda yoğun bakıma düşer. Bizim Kocaelispor’u yoğun bakımda değil, aslanlar gibi sahada görmek için o cerrahi cesarete ihtiyacımız var!

Kocaelispor