Gürültü Çok, Hakikat Az

Tıklayın, Nokta Gazetesi'ni takip edin
Cengizhan Göksu

Cengizhan Göksu

Tüm Yazıları

Türkiye’de gündem artık bir nehir gibi akmıyor; sel gibi önüne geleni sürüklüyor. Dün konuşulan bugün unutuluyor, bugün konuşulan yarın çöpe atılıyor. Oysa meseleler aynı: adalet, geçim derdi, liyakat, ahlak… Sadece başlıklar değişiyor, içerik hep aynı kalıyor.

Sosyal medya çağında yaşıyoruz ama “bilgi” ile “gürültü” arasındaki farkı kaybettik. Herkes konuşuyor, kimse dinlemiyor. Herkes haklı, herkes doğru, herkes bilirkişi… Ama ortada çözülen bir şey yok. Bir olay oluyor; daha detaylar netleşmeden taraflar cephelerini kuruyor. Hakikatin ne olduğu değil, kimin daha çok bağırdığı önem kazanıyor.

Eskiden tartışma vardı, şimdi linç var. Eskiden fikir ayrılığı vardı, şimdi düşmanlık. Aynı ülkenin insanları birbirini anlamak yerine etiketlemeyi seçiyor. Birbirine “hain”, “cahil”, “yandaş” demek kolay; zor olan ise anlamaya çalışmak. Çünkü anlamak emek ister, sabır ister, vicdan ister.

Ekonomik sıkıntılar desen zaten herkesin ortak derdi. Pazara çıkan da şikâyetçi, kiracı da, esnaf da. Ama ne hikmetse bu ortak dert bile insanları birleştiremiyor. Çünkü gündem, insanların gerçek sorunlarını konuşmasına fırsat vermeden sürekli yön değiştiriyor. Bir bakıyorsun bir olay patlıyor, herkes oraya kilitleniyor; ertesi gün başka bir kriz… Asıl meseleler ise arada kaynayıp gidiyor.

En tehlikelisi de şu: Alışıyoruz. Haksızlığa alışıyoruz, yoksulluğa alışıyoruz, kutuplaşmaya alışıyoruz. İnsan her şeye alışır derler ya, en çok da buna alışmamalı. Çünkü alıştığın şey artık seni rahatsız etmez; rahatsız etmeyen şey de değişmez.

Oysa bu ülkenin ihtiyacı çok net: Daha az gürültü, daha çok akıl. Daha az öfke, daha çok adalet. Daha az tarafgirlik, daha çok vicdan.

Unutmayalım: Bir ülkeyi ayakta tutan sadece ekonomisi ya da siyaseti değildir. O ülkenin insanının birbirine bakışıdır. Eğer biz birbirimizi kaybedersek, geriye tartışacak bir ülke bile kalmaz.

Ve belki de en acı gerçek şu:

Biz hâlâ kimin haklı olduğunu tartışıyoruz, oysa asıl mesele… kimsenin gerçekten kazanamıyor oluşu.

Vesselam.

Dadal