İçinde Allah korkusu olmayan insan her türlü kötülüğü yapmaya müsaittir.Allah kalbinde kötülük biriktirenlere fırsat vermesin.Çünkü onlar kötülükle besleniyorlar.. Bazı insanlar matruşka gibidir. Tanıdıkça içinden başka biri çıkar. Ve gittikçe küçülürler. Hayatları boyunca mutlu olamazlar çünkü ne istediklerini bilmezler ve bir suçlu ararlar ama asıl suçlu kendileridir yanlış hayat, kendi seçtikleri yanlış kişi, bunu anlamak bile istemezler hep bir suçlu ararlar ama suçlu olan onların kendileridir Çırpındıkça da batarlar.İyi düşünmeyen iyilik bulamaz mutlu da olamaz. Kendi günahlarını başkasının omuzuna yükler verirler.Allah herkese beyin verir ama akıl her kula nasip olmaz. Akıllı olan başarılıdır, vicdan sahibidir. Ve şükür ederler.
Ruhu kirli olanların vicdanı yoktur
Allah'a inanırsak imkansıza hiç bir zaman inanamayız.
Bizi biz yapan değerlere sahip çıkalım şükredelim dua edelim çünkü şükür en büyük duadır bizlere var olduğumuzu Rabbimizi hatırlatır.
Kalbimizi temiz tutalım merhamet ve sevgiyi her zaman içimizde hissedelim çünkü dünyanın iyi olması için vicdanlı olmak lazım, ruhu kirli olanların vicdanı yoktur. İnancı imanı da yoktur. hırslara yenilip ömürlerimizi ziyan etmeyelim birbirimizin yüreklerine dokunalım.
Uyuşturucu batağı!
İnsanlığın en büyük düşmanlarından biri bahsetmek istediğim. Çağımızın insanları zombiye döndüren illetinden, genç yaşlı tanımadan, insanın içindeki o hayat ışığını söndüren uyuşturucu zilletinden. Bu konuda ne hissediyorsam onu yazacağım; kim bilir belki bir duyan olur beni umuduyla belki birinin vicdanının sesi olurum, hayata yeniden başlamaya karar verir, belli mi olur. Bir kişiyi bile etkilesem, benim için tarif edilemez bir zafer olur. Hayata tutunur yaşama sarılırsa gönül dostlarım, uyuşturucunun nasıl bir felaket olduğunu burada uzun uzun anlatmama gerek yok; hepsi hepimizin bildiği şeyler bu konuda uzman da değilim zaten ama bazı şeyleri bilmek ve anlamak için ille de uzman olmak gerekmiyor. Burada aklımın almadığı şey; bir insanın öleceğini bile bile bu illete neden başladığı okuduklarımdan, duyduklarımdan anladığım kadarıyla çoğunlukla insanın bu ölüm çukuruna düşmesinin en büyük sebebi arkadaşları, yakın çevresi hatta ailesi imiş. Yani anlayacağınız, kimse uyuşturucuya kendi isteğiyle tıpış tıpış "hadi bugün de uyuşturucu deneyeyim" diye karar vererek başlamıyor. Birileri bu illetle tanışmasına vesile oluyor. Fakat anlamadığım, hadi sen bir şekilde başladın ve kendi hayatını mahvettin; nasıl olur da başkasına da kıyar, onu da kendinle aynı çukura gömersin. Onun da senin gibi yaşayan bir ölü haline geleceğini bile bile buna nasıl sebep olursun? Uyuşturucu kullanmaya başlama yaşının dokuza düştüğünü biliyor muydunuz? Ya bu zehir tacirlerinin okulların önünde fink attığını? Okul derken ilkokullardan bahsediyorum. Nasıl bir zalimsin ey Allah korkusu olmayan ahlaksız; yetişkinleri geçtim çünkü onlar adı üstünde yetişkin ya çocuklar ne olduğunu bilmeyen o yavruları nasıl zehirliyorsun? O minicik ellere uyuşturucuyu vermek nasıl bir yürek gerektirir? Uyuşturucuya alıştırdığınız tüm masumların vebali sizi korkutmuyor mu? Böyle bir acımasızlığı nasıl sığdırıyosunuz içinize, o yavruları nasıl itiyorsunuz uçuruma anlamıyorum. Lanet olsun size! Hadi çocuklar kandırılıyorlar, anlamıyorlar neye bulaştıklarını; ya bunu bile isteye kullanan yetişkinler... Daha da kötüsü yaptıklarıyla topluma veya sevenlerine örnek olan isimler... Keyif alma duygusuyla yalancı bir dünyanın içine dalarak ne kazanacaklarını düşünüyorlar acaba? Bir de kendilerini yalnız hissetmesinler diye, bulaşıcı ve amansız bir hastalığı ona buna yaya yaya yaşıyorlar. Hele yaptıkları mağdur edebiyatı yok mu? Yok çocukken çok dayak yemiş, yok öksüz ve yetimmiş, çok aç kalmış, daha ufacık yaşlarda feleğin tokadını tatmış... Bu nasıl bir savunmadır? Vah vah, psikolojisi çok bozulmuşmuş da, yapayalnız kalmışmış da, kimse onu anlamıyormuşmuş da, o da uyuşturucuya sarılmışmış. Bence bu kendine acımak kendini kandırmak! Kimse annesinin karnından şans topuyla doğmuyor. Dünyada herkese her şey altın tepside sunulmuyor. Kimsenin hayatı mükemmel değil. Soruyorum şimdi uyuşturucuya sığınanlara bir sen mi yalnızsın, bir sen mi hayattan tokat yedin sanıyorsun! Sen derdini dünyanın en büyük derdi sanırken, yanıbaşında seninkinden büyük ne felaketler yaşanıyor. Sanki bu felaketleri yaşayan bir sensin!!! Herkesin hayatında acılar, çaresizlikler var. Beni de annem sarayda dünyaya getirmedi. Ailem de ben de kocaman bir hayat mücadelesi verdik her insan gibi. Herkesin hayatında inişler çıkışlar olabilir ama zorluklar yıldırmamalı yaşamak için... Mücadele etmeli kötü alışkanlıklardan medet ummamalı insan. Küçücük yaşta babacığımı kaybettim. Annem bize hem anne hem baba oldu. Kimse şimdi olduğu yere kolay gelmedi... Çok sıkıntılı, çaresiz günler de yaşadım. En yalnız hissettiğim zamanlarda dostluğu uyuşturucuda mı aramalıydım. Yaşamdan asla vazgeçmeden, yenilmeden mücadele etmek varken uyuşturucudan mı medet ummalıyız uyuşturucuya sığınacağımıza önce kendimize sonra Rabb'imize sığınsak... Aslında her şeye rağmen hayat o kadar güzel ki sağlıkla huzurla güne merhaba demek varken bataklığın içinde çırpınmaya gerek var mı? Allah aşkına benliğimizi, ruhumuzu, bedenimizi ve kişiliğimizi elimizden alan, bizi hayattan koparan, bu canavarlardan, insanlık adına her şeyi unutturan bu illetten uzak duralım. Rabb'im çocuklarımızı bu insanlık düşmanı canilerden korusun. Anneler, babalar gözümüzü dört açalım. Sevginin boşluğunun zehirle dolmasına izin vermeyelim. Bağımlı olacağımız tek şey hayatımız ve sevdiklerimiz olsun.
Yeni yıl, yeni umutlar yeni başlangıçlar...
Yeni yıl, yeni umutlar yeni başlangıçlar demektir!
Hep bir mucize bekleriz ya; o mucize aslında yaşamı sevmekten umuttan doğar. Yaşam sevincimizi kaybetmeyelim hayata sımsıkı sarılalım. Bu yıl insanlık için dünya için tek dileğim; önce sağlık, huzur ve özgürce yaşamak. Kirlenen dünyanın temizlenmesi. Bir bütünün parçası olduğumuzu unutmadan yaşamak. Sevdiklerimize sımsıkı sarılalım, yarınlara umutla, güvenle, sevgiyle bakalım, yaradana sığınalım, sevelim. Sevmek yaşamın temelidir sevmek şefkattir, sevmek merhamettir paylaşmaktır.. Yaşadıklarımızı değil, yaşayacaklarımızı düşünelim... Unutmayalım, her başlangıc, yeni bir hayattır, mutlu, sağlıklı gönlünüzdeki dileklerinizin gerçekleştiği bir yıl diliyorum...
Savaşın çocukları!
Bu aralar hep kendi kendimle bir savaş halindeyim; kendi kendime konuşuyorum, iyi ki kendimle konuşuyorum. Başkasıyla konuşsam, içimdekileri döksem, duvarlara anlatsam karşımdaki de çürür gider. İçim çok kötü dostlar, her gün biraz daha yitiriyorum kendimden, insanlığımdan... Bir insan her gün ağlar mı? Ben ağlıyorum... Savaş fotoğraflarını görünce içim bir yangın yerine dönüyor, ruhum tükeniyor, ana yüreği taşıyan biri olarak oradaki her ananın acısını hissettikçe insanlığımdan utanıyorum, baktıkça ciğerparelerin cansız bedenlerine nefes alamıyorum, boğazımdaki düğümü çözemiyorum... Savaşın içinde, daha anasının kokusunu, sütünün tadını bilmeden bomba sesleriyle doğan çocukları düşünüyorum... Daha yaşam savaşına başlamadan savaşla tanışan ve hayatını yitiren evlatları!!! İçim cayır cayır yanıyor!!! Çocuk dediğin, bombalarla, acı feryatlarla değil masallarla büyümeli... Kulakları silahların vızıltısıyla değil, annesinin ninnisiyle dolmalı... Minnacık bedeni kurşun şarapnel parçalarıyla değil, sevgiyle şefkatle sarmalanmalı... Zırhlı araçlarla değil, baba kollarıyla korunmalı... Silahlarla değil oyuncaklarla oynamalı... Tozlarla değil bulutlarla kaplı bir gökyüzünün altında, umudun ne olduğunu öğrenerek büyümeli... Bu dünyada olanlar, yaşananlar bir insanlık ayıbı... Utanç verici, yüz kızartıcı suçlardan daha ağır... Kimse bu yaşanan katliama dur diyemiyor. Ne yazık ki bu tür hırsların, güç arayışının en can yakıcı kurbanları da zavallı çocuklar... Daha dil din ırk cins toprak para savaş nedir bilmeden, sebebini öğrenemeden yaşamın ve yetişkinlerin en çirkin yüzüyle karşılaşıp vücutlarına giren çelik parçalarıyla hayattan göçüp gidiyorlar, hiçbir şeyin farkında olmayan yeryüzündeki masum melekler onlar... Hangi ülkede doğarsa doğsun, kaç yaşında olursa olsun, hangi dine ırka cinse mensup olursa olsun çocuk çocuktur. Günahsızdır, masumdur. Ailesine, sevgiye şefkate muhtaçtır. Bırakın bir çocuğu bir cana zarar veren herkesi lanetliyorum. Söylenecek söz kalmadı ama içimden şöyle çığlıklar atıyorum; Bu savaş bitmeli, yeter artık barış gelmeli diyorum, bunlar sadece sabi, melek diyorum, insanlık arıyorum, vicdanınız nerede sizin diye bağırıyorum; çocuklar hep gülmeli, insanlığımızı yok ediyor, ümitlerimizi kaybediyoruz diyorum.
Engel olacağımıza destek olalım!
Toplum nedir ve toplumu kimler oluşturur? Tabii ki bireyler. Birbirinden görünüşleriyle, fikirleriyle, davranışlarıyla farklı bireyler... Birbirimize benzemek zorunda değiliz, birbirimizi sevmek ya da anlamak zorunda da değiliz ama birlikte yaşamak için birbirimize saygı duymak zorundayız. Bu medeni hatta insan olmayı gerektiren bir durumdur. Günümüzde sadece görüntüsü bizden farklı ve bize benzemiyor diye insanları yargılayan ya da acıyarak bakan o kadar çok insan var ki! Yargılananların çoğunu da maalesef engelliler oluşturuyor. Fakat asıl engelli onlar mı gerçekten? Allah'ın yarattığı varlığı, engelli bir tarafı var diye yargılayan ve asıl engelleri koyan toplum değil mi? Zaten asıl onlara engeller koyan zihniyetler engelli bana göre... Onlar sadece herkes gibi yaşamak istiyorlar ve buna da hakları var. Etrafında engelli komşu ya da arkadaş istemeyen, mahallede onları dışlayan, psikolojisi bozulur diye çocuklarının engelli çocuklarla oyun oynamasını engelleyen, hatta sınıfta alay edip hor gören, küçük düşürülmesine sebep olan, işe almayan, onlara aşılmaz kaldırımlar, ulaşılmaz yollar, binilemeyen otobüsler sunan, bu yüzden dışarı çıkmalarını engelleyen, normal bir hayat yaşamalarını engelleyen bizim içinde yaşadığımız toplum değil mi? Demek ki asıl engel bedende değil zihniyettedir. Engel olacağımıza destek olalım. Önlerine engeller koyacağımıza yollarını açalım. Acıyarak değil, sevgiyle saygıyla yaklaşalım. Çünkü engelli kardeşlerimiz de bu toplumun bir parçası, ailemizin bir bireyidir. Onlar biraz destekle kimselere ihtiyacı olmadan, bu hayatla kolayca başa çıkabilir, yeter ki gönlümüz engelli olmasın. Sonuçta engelli doğmamış olabiliriz ama bir gün bizim de engelli olmayacağımızın bir garantisi asla yok!
Güneşin doğuşuna toprağın bereketine selam olsun
Sağlığımız için hayatımız için bizi biz yapan değerlerimiz için umuda olan inancımızı kaybetmeden, her an şükredelim. Şükür bize bizi öğretir yaradanı hatırlatır. Aslında şükretmemiz için öyle çok sebeplerimiz var ki; binlerce kez şükredelim.
Şükredelim ki zorluklarımız kolay, uzaklıklarımız yakın olsun. Dualarımız yaradana ulaşsın. Yüce rabbim; şükürümle, sabrımla, açtığım avuçlarımla sana sesleniyorum bizlere İyilikler güzellikler nasib et.
Yarattığın her canlının yaşamaya hakkı var unutmayalım can yakanın canı yanar ilahi adalet er yada geç tecelli eder.
Doğru insan olmak fazilettir!
Cennette cehennemde bu dünyada! Cehennemin merhametin, sevginin olmadığı kalplerde olduğunu yaşadıkça görüyoruz... Aslında kalbimizle ahirette, bedenimizle dünyada olduğumuzu düşünerek yaşamalıyız.
Güzel ahlak hayırlı bir yoldaş, akıl hayırlı bir arkadaş, edep ise hayırlı bir mirastır demiş H.Z.Ali...
Evet edep ahlakın zirve noktasıdır.
Yarınlarımız için İnşallah
Bak ne diyor Kuranı kerim de; Kalpler ancak Allah'ın adını zikretmekle huzur bulur. geçmişimiz için Estağfirullah. bu günümüz için Elhamdülillah, yarınlarımız için İnşallah diyelim..
Rabbimize yakın olalım.. Allah'ı inkar eden kafirdir. Ey insan oğlu her şeyin farkındasın günahın da sevabın da ama yine de insanlığınla savaşır durursun ne mutlu karıncayı bile incitmeyene vicdanlı olana, verecek hesabı olmayana.. Gerçeğimiz toprak ne olursak olalım kaybolup gideceğimiz yer orası ..hayallere dalmak yerine toprağa bakarsak gerçeği görürüz...İnsanca edeple yaşayalım geride hoş bir seda kalsın... Ne güzel söylemiş; Hz Mevlana "Aklım kalbime iman nedir? diye sordu.. Kalbim ise aklımın kulağına eğilerek İman edeptir dedi.." Bende diyorum ki ; iman yürekten olursa, merhamet dostluk zor günlerde hissedilirse güzel"
Kadın cinayetleri!
Kadına şiddet! Şiddet gören şiddet uygular, kinle büyüyen kindar olur! Bence öfkeyi kirlenmiş, kaybolmuş ruhlar taşır yani iradesini kontrol edemeyen kişiler öfke kullanır ve acımasızdır. Gün geçmiyor ki basında kadına yapılan işkence, şiddet, zorla tecavüz ve cinayet haberleri kanımızı dondurmasın!
Karnındaki bebeğe rağmen kadınlar canice katlediliyor, bu nasıl bir zalimliktir!! Karşısındakini ezerek zorla sahip olmak isteyen kişi insan olabilir mi? Ne büyük utanç ne büyük iradesizliktir bu.
Acizi ezmek gücünü belki de hayata olan öfkesini aciz bir insandan çıkarmak, onun bir kadın olduğunu, kendisini dünyaya getirenin de bir anne olduğunu düşünemeyecek kadar insanlığını kaybetmek, tecavüz etmek ve öldürmek nasıl bir adalettir.
Selam olsun
Güneşin doğuşuna toprağın bereketine selam olsun. Sağlığımız için hayatımız için bizi biz yapan değerlerimiz için umuda olan inancımızı kaybetmeden Her an şükredelim şükür bize bizi öğretir yaradanı hatırlatır aslında şükretmemiz için öyle çok sebeplerimiz var ki; binlerce kez şükredelim şükredelim ki zorlarımız kolay uzaklarımız yakın olsun dualarımız yaradana ulaşsın..
Yüce rabbim; şükrümle, sabrımla, açtığım avuçlarımla sana sesleniyorum bizlere İyilikler güzellikler nasip et yarattığın her canlının yaşamaya hakkı var unutmayalım can yakanın canı yanar ilahi adalet er yada geç tecelli eder. Şehitlerimize, ölmüşlerimize rahmet diliyorum.
Sevmeyi sevilmeyi bilmeyenler
İnsanlıklarını da kaybetmişlerdir.. Acımasız, vicdansız insanlar gittikçe çoğalıyor. İslam'ı bilenler şunu anlamalılar Müslüman Müslümanın düşmanı olamaz.
Müslüman komşusu açsa bir lokma ekmeğini onunla paylaşandır. Bakın Kuran'da ne diyor; "Amellerin en faziletlisi mümin kulun çıplaksa giydirmek, açsa doyurmak, ihtiyacı varsa onu karşılamak ve sevindirmektir."
Dinimiz İslam iyi olmayı, cömert olmayı, insan olmayı şart koşuyor. Ne kadar zengin olursa olsun Allah'tan başkasına ihtiyaç duyan herkes fakirdir. Bunu unutmayalım. Bir başkasının göz yaşlarını akıtan huzuru bulamaz ilahi adalet er yada geç tecelli eder.. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
Vicdan diyorum, merhamet diyorum, edep diyorum
Daha adil daha huzurlu bir dünya için vicdan diyorum merhamet diyorum edep diyorum.
Adaleti en yüce Allahım, sen iyiye, doğruya, güzele yönlendirilsin yüreklerimizdeki karanlığı sana sığınarak senin nurunla aydınlatabiliriz.
Ömür denen yaşam yolunda kayıplar yaşayabiliriz sen hepsinin acısını yokluğunu dindirecek metaneti, sabrı verirsin Kainatı yaratan ibadet edilen en yüce makam sensin Allahım; sana inanmak sana kul olmak iman etmektir.
Hiç düşündünüz mü?
Bu yaşadıklarımız, başımıza gelenler doğanın isyanı mı? Yaradanın kendisini hatırlatması mı?
Peygamberimiz bir duasında, Allah'ım yaradılışımı güzelleştir der, önce iç dünyamıza bakalım.
Kalbimiz imana, gönlümüz İslam'a, dilimiz Kur'an'a, kulağımız ezana açık mı? İyi bir insan mıyız?
Hayat aslında ayna gibidir
İnsana yakışan en güzel en yüce meziyet iyilik ve doğruluktur. Unutmamamız gereken bir gerçek var o da Allaha koştuğumuz ve ona teslim olduğumuzdur.
Yaşadığımız sürede nefes almamız kadar önemli olan ne yaptığımızdır.
Ne verirsek onu alırız. Hayat aslında ayna gibidir.
Ne mutlu, beddua değil dua eden vicdana
Ne mutlu, beddua değil dua eden vicdana ve dile sahip olanlara. Yaşatılan üzüntü, alınan 'ah' bir cam parçasından daha keskindir.
Ah alan, dönüp dolaşıp üstüne basar. Kime ne yaparsan; iyilikse iyilik, kötülükse kötülük... Bir gün aynısını yaşarsın.
Rabbimin adaleti, ilahi adalet şaşmaz.
Kader yaşayacaklarımız değil; Ömür yolumuzu belirleyendir
İsyan edip umutsuzluğa kapılıp kaderim kötüymüş diyerek mücadele etmemek, isyan etmek, sevgiyle bakmayı unutmak ne kadar yanlış.
Doğmayı gördük batmayı da göreceğiz inancımız, imanımız bize yoldaş olacak nasibe inanarak şükür sahibi olacağız.
Ne güzel söylemiş 'Muhyiddin'i Arabi, İnsanın kalbi insanın yüküdür, ne mutlu yükünü itina ile taşıyana 'Gönül zenginliği en büyük değerdir her kula nasip olmaz... Haramda huzur arayanlara huzurlu yaşamak haram olur.
İnsan olmak gerçekten zordur
Yüce Rabbim, hepimiz insanız, doğarken eşit doğduk ama insan olarak aynı olmamız gerekirken aynı olamıyoruz. Çünkü insanlık çok farklı bir duygu; bu herkeste yok. Keşke o duygu hepimizde olsaydı, o zaman yaşamak daha farklı bir anlam kazanırdı. Ama zor şeydir insan olmak. İnsan olmak sevgi ister, şefkat ister, kul hakkından korkmak ister, kendini bilmek, haddini bilmek ister, adalet ister, onurlu olmak ister, merhametli olmayı ister. İster, ister, çok şey ister ama en önemlisi Tanrı’nın kendi vicdanında saklı olduğunu anlamayı ister.
Gerçekten zordur insan olmak; Allah’ın bizlere sorduğu zor bir bilmecedir. İmanlı, inançlı olanların çözeceği bir bilmece. İnsan olmakta herkes eşittir ama insanlıkta değil. İnsanlığımızı hiçbir şeyin değiştirmesine izin vermeyelim. Bu alemden göçüp giderken sorulan yalnızca "Onu nasıl bilirdiniz?" oluyor ve yanımızda insanlığımızı götürüyoruz. Hayırlı Cumalar diliyorum. Kalbimden dökülenler, Sevim Elif Emre.
Ramazan'ı gerçek anlamda yaşayalım!
Tüm Müslüman alemine bereketli ramazanlar dileyerek başlamak istiyorum. Sözlerime çocuklar gibi şen yaşarım ben Ramazan'ı şükretmenin güzelliğini daha iyi anlarım insanlığı daha şeffaf görürüm çünkü ramazan insanın kendisiyle ve nefsiyle mücadelesi kendisini daha büyük bir güce teslimiyetidir..
Kendini yaradanın ellerine tüm benliğinle teslim ettiğin tam anlamıyla bedenin ve ruhun arındığı zamandır.
Şükreden ve inanan her kul ramazanı gerçek anlamda yaşar ve yaşatır.
Allah'ın adını zikretmek kalpleri temizler
Peygamberimiz Hz Muhammet S.A.V şöyle buyurmuş; Gökyüzünün kapıları Ramazan ayının ilk gecesi açılır, son gününün gecesine kadar kapanmaz.
Bu mübarek günleri inancımızı imanımızı güçlendirerek yaşamalıyız.
Dilimizde dua, yüreklerimizde Allah aşkı ile yine bir cuma vakti inananlara selam olsun.. iman yüreklerimizde, güzel huy, düzgün ahlak özümüzde varsa makbul.
Bir bilinmeze doğru mu gidiyor insanlık?
Bir bilinmeze doğru mu gidiyor insanlık? Hayır.
Sınanıyoruz...
Bir karanlığın içindeyiz güneşte doğmak istemiyor sanki ama biz birbirimize yürekten sarılıp ısınabilirsek daha güçlü oluruz. Sabretmeyi öğrenelim, gözlerimizi kapatalım. Yaradanın ışığını görelim. Ona yürüyelim. Yüreklerimiz o nurla aydınlansın.
Bir bilinmeze doğru mu gidiyor insanlık?
Bir bilinmeze doğru mu gidiyor insanlık? Hayır.
Sınanıyoruz..
Bir karanlığın içindeyiz güneşte doğmak istemiyor sanki ama biz birbirimize yürekten sarılıp ısınabilirsek daha güçlü oluruz. Sabretmeyi öğrenelim, gözlerimizi kapatalım. Yaradanın ışığını görelim. Ona yürüyelim. Yüreklerimiz o nurla aydınlansın.
Bize ne oldu?
Bize ne oldu? Bunlar başımıza neden geliyor? Doğanın isyanı, intikamı mı? Yaradanın kendisini hatırlatması mı? Nedenleri sorgulayalım.
Peygamberimiz bir duasında "Allah'ım yaradılışımı güzelleştir" der önce iç dünyamıza bakalım; Kalbimiz imana, gönlümüz İslam'a, dilimiz Kurana, kulağımız ezana açık mı? İyi bir insan mıyız ?
Kendimizle kalıp kalbimizle konuşalım ne hissediyoruz? İnançlı bir insanın hissettikleri sonsuzluktan gelir gibidir dilinden hayırlı dualar dökülür kirlenmemiştir.
İnsan olmanın erdemlerini unutma
Rahmet ve bereketiyle Berat Gecemizi idrak ettik. Allah bu mübarek gecede '' Yok mu benden af isteyen, affedeyim, yok mu rızık isteyen rızık vereyim, yok mu bir müsibete uğrayan ona afiyet vereyim'' der. Berat arınmaktır, rahmettir, bağışlanmaktır...
Allah'ım Tövbe kapılarının açıldığı bu gecede tövbe etmenin huzurunu nasip et bizlere.. Hep yarınlarımızı düşünürüz ama yarınımız olmayabilir bu günümüz var bu günümüz için yaşayalım.
Çünkü yarın bir bilmece, yaşadığımız her saniye ise bizlere yaradan dan hediyedir. Alberteinstein, ''Evrende en büyük ziyan sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir'' der. Harika bir söz söylemiş üstat.