GİZEMLİ KAYIP KITA MU, TÜRKLERİN ANA VATANI MIYDI?
Değerli okuyucularımız, uzun süredir yazmak istediğim bir konuyu bu makalede genel özet şeklinde ele almak istedim. Duymayanlarınız var mı bilmiyorum çok geniş yüzölçümüne sahip ada şeklindeki kayıp kıta Mu’yu! Yazının hemen başında belirtmek istiyorum, çoğu kişi karıştırıyor, Hayır Mu Atlantis değil! İki uygarlık ve kıta da, kayıp kıta teorilerin de baş rol yer aldığı için bu yanılgıya sık rastlanıyor. Atlantis uygarlığının bugünkü Cebelitarık Boğazının ötesinde bulunduğu belirtiliyor. Tarihsel adıyla Herkül Sütunlarının ötesinde! Bu makale konumuz “Mu Kıtası” olduğu için Atlantis’i başka makaleye bırakalım.
Mu kıtası teoriye göre, Pasifik Okyanusunun ortasında yer alıyordu. Teoriyi çok şiddetli savunan ve bu konuda önemli eserler yazan İngiliz yazar “James Churchward” Mu’nun Asya ile Amerika arasında oldukça geniş bir kara parçası olduğunu ısrarla belirtmiştir. Ve günümüze ulaşamamasının nedenini büyük bir felaket sonucu batması şeklinde yazıya dökmüştür. James Churchward eserleri ve Mu kıtası neden bu kadar çok ses getirmiş, çoğu bilim adamları ve araştırmacılar tarafından ilgiyle araştırılmış ve üzerine tez ve makaleler yazılmıştır? 1926 ile 1935 arasında yazar seri halinde sadece Mu kıtasına dair beş eser yazmıştır. Günümüzde bilimsel açıdan jeoloji, arkeoloji ve tarih bilimleri Mu Kıtası’nın varlığını araştırıp durmuş ve hala da araştırmak ta bazen galiba kalıntıları bulduk diyenler çıksa bile, destekleyen net anlamda güvenilir kanıtlar bulunmamıştır. Bu nedenle Mu kıtası iddiası, bilimsel bir gerçek statüsünde değil, bir efsane veya spekülatif teori olarak değerlendirmektedir! Ancak bu kestirip atmak kafi mi?

Peki başka yazarlar konuyu ele almış mı? İşi daha ilgi çekici hale getiren amatör Arkeolog ve araştırmacı belge yakalama öncelikli fotoğrafçı Augustus Le Plongeon, 19. yüzyılda Maya kalıntılarını etraflı ve titiz yaklaşımla incelemiştir. Mu fikrini ilk ortaya atan, baskın ısrarla araştıran amatör arkeolog ve fotoğrafçıdır. Kraliçe Moo ve Mısır Sfenksi adlı eseriyle Mu teorisinin temellerini atmıştır. Kıtanın yaklaşık 12.000 yıl önce yeraltı gaz odacıklarının patlaması sonucu okyanusa gömüldüğünü iddia eden Plongeon, kıtadan kaçıp başta Maya kraliçesi Moo yer almak üzere, hayatta kalanların diğer kıtalara geçtiğini iddia etmiştir. Ve uygarlıklarını Mısır ve Maya gibi diğer bölgelere taşıdıklarını savunmuştur. İddiaları bilimsel çevrelerce kabul bulmamış olmasına rağmen araştırma yapan bilim adamları da çok çıkmış ve çıkmaya devam etmektedir.
Şimdi bizi ve ülkemiz soy tarihini yakından ilgilendiren kısmını belirterek benim ilgimi öncelikli toplayış nedenini anlatalım ki, merakımız daha çok artsın. Evet, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ün Mu kıtası çok fazla ilgisini çekmiştir. Bu ilginin temel sebebi, Türklerin kökenini derinlemesine araştırma, Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi’ne dayanak bulma arzusuydu! James Churchward’ın iddialarına göre, Pasifik'te yer alan ve bir doğal afetle sulara gömülen Mu Kıtası'ndaki ilk insanların, Maya, Sümer ve Uygur Türkleri aracılığıyla dünyaya yayıldığı savunuluyordu. Atatürk Türklerin Orta Asya'dan çok daha eskilere dayanan bir kökeni olup olmadığını sorguluyordu ve bunda kararlıydı. Meksika’ya elçi olarak gönderdiği Tahsin Mayapetek Amerikan Arkeolog William Niven’in bulduğu Maya tabletlerini inceledi. Maya dili ile Türkçe arasındaki mümkün benzerlikler Atatürk’ün çok fazla dikkatini çekti. Elçi Tahsin Mayatepek’in diplomatik gözlemleri ve Meksika'dan getirilen belgeler titizlikle incelenmiştir. Atatürk, bu teorinin bir uzantısı olarak bazı Maya kelimeleri ile Türkçe arasında morfolojik (şekilbilimsel) benzerlikler olup olmadığını bizzat araştırmış, Mayaca ve Türkçe arasında ortak kökler olabileceğine dair özel notlar ve okumalar yapmıştır.
Maya dili ile Türkçe arasında bilimsel bir akrabalık bağı bulunmasa da, Güneş Dil Teorisi açısından çalışmacıları en çok şaşırtan kelimelerden seçtiklerim şöyle:
Kin / Kinich (Maya) — Gün / Kün (Eski Türkçe): Maya dilinde gün ve güneş, Eski Türkçedeki güneş ("Kün") kelimesine ses ve anlam olarak birebir benzer. Chac / Çak (Maya) — Çakmak / Şimşek Çakması (Türkçe). Yax / Yaşıl (Maya) — Yeşil / Yaş (Türkçe): Mayaca "Yax", yeşil renk veya taze anlamına gelir; Türkçede de yeşil kelimesinin kökeni taze/ıslak anlamına gelen "yaş" köküne dayanır. K'anil / Kan (Maya) — Kan (Türkçe): Mayacada kırmızı rengi ve yaşam sıvısı, Türkçedeki hayati sıvı olan "kan" kelimesiyle aynı sese sahiptir. Ba / Balık (Maya) — Balık (Türkçe): Maya dillerinde su canlılarını veya doğrudan balığı tanımlamak için kullanılan "Ba" kökü, Türkçedeki "balık" sözcüğünün köküyle paralel bir duruş sergiler. Tepek / Tep (Maya) — Tepe (Türkçe): Mayacada yüksek yerleri, yükseltileri veya tümsekleri ifade eden bu terim, coğrafi bir terim olan Türkçedeki "tepe" kelimesiyle neredeyse aynıdır. Tucan / Doğan (Maya) — Doğan / Tuğan kuş (Türkçe): İsveçli dil bilimci Stig Wikander'in de çalışmalarında değindiği üzere, Mayaca bir kuş türünü ifade eden "Tucan" ile Türkçedeki yırtıcı kuş "doğan" kelimesi benzer köklere işaret eder. İki / Ka'p'el (Maya) — İki (Türkçe): Sayı sayma sistemlerinde bazı Maya lehçelerindeki ikili ifadelerin kök sesleri, Türkçedeki "iki" sayı birimi ile fonetik benzerlik gösterir. İçil (Maya) — İç / İçeride (Türkçe): Bir şeyin iç kısmını, merkezini veya dahilinde olmayı anlatan "İçil" kelimesi, Türkçedeki yön ve konum belirten "iç" kelimesine morfolojik olarak çok yakındır. Gibi…
Ayrıca Mu kıtası üzerine, Sinan Meydan, Atatürk’ün gizli araştırmalarını raporlarını etraflıca incelemiştir.. Halit Kakınç, Kayıp Kıta Mu ve Türkler çalışmasında Türklerin Ana Vatanının Mu Kıtası olabileceğini irdelemiştir. Kemal Şanoğlu tarafından, Atatürk’ün raporları incelenmiş ve Türk Tarih Tezi ve Mu Kıtası eserini yazmıştır. Alparslan Salt ve Haluk Egemen Sarıkaya MU Tarih Öncesi Evrensel Uygarlık kitabını birlikte yazmışlardır. Ülkemizde Mu konusunu çok kapsamlı inceleyip yazıya döken ilk araştırmacılardır.

Bu teoriye tamamen inanan Türk Araştırmacıların başında, yazının neredeyse tamanında baş rolde bahsettiğimiz, Atatürk’ün talimatıyla Maya dili ve Türkçe arasındaki benzerlikleri inceleyen, Emekli General ve Diplomat Tahsin Mayapetek gelir. Mu kıtasından yayılan ilk insanların ve dilin Ön Türkler olduğunu savunmuştur. Çok saygı duyulacak inceleme ve çalışmalar yaptığı halde bazıları tarafından tuhaf bir ısrarla dikkate alınmamış ve nedense hasır altı edilmiştir! Halbuki, yine başından beri üstüne basarak belirttiğimiz Mustafa Kemal Atatürk, bizzat bir araştırmacı olarak, İngiliz yazar James Churchward’ın Mu tezleriyle yakından ilgilenmiş, Türklerin kökenini bu kayıp kıtaya dayandıran tezleri Tahsin Mayatepek aracılığıyla inceletmiştir. Ergün Candan’a gelince, yakın dönem araştırmacılarından olup, yazdığı kitaplarda ve yaptığı araştırmalarda Türklerin kökenini Mu Kıtası'na ve oradan göç eden Uygur İmparatorluğu'na dayandıran iddiaları savunmuştur. Ancak günümüz bilim çevrelerinde Mu Kıtası ve bu kıtaya dayandırılan iddiaların verilerine göre sözde bilimsel (pseudoscience) kabul edildiğini, akademik bir geçerliliğinin olmadığını belirtmek gerekir. Bunu belirtirken aslında çok şüpheli yaklaşımla bende kabul edenlere çok yakın yaklaşımda bulunduğumu belirterek ve elbette bu konudaki tüm düşüncelere saygı duyarak genel bir özet yapmak istedim.
Yeniden Görüşmek Üzere…