Üniversite sanayi iş birliği neden sürdürülemiyor…!

Tıklayın, Nokta Gazetesi'ni takip edin
Celalettin Kırboz

Celalettin Kırboz

Tüm Yazıları

Ben bu söylemin bile yanlış olduğunu savunuyorum. Sanki başta Sanayi olması lazım… Sanayicilerimiz sağ olsun hep sorumluluktan kaçarak bu işi üniversiteye yıkmaya çalışıyor ama bu kurumların buna gücü var mı hiç sorgulamıyor.

Hiçbir öğrenim kurumunun sanayiciye personel yetiştirmek gibi bir misyonu yoktur; olamaz da… Zaten söylem de yanlış. Sanayici söylerken ara eleman diyor, nitelikli eleman diyor, sonra kalkıyor üniversite diyor! Aradığı tekniker, operatör, Üniversite ise mühendis yetiştiriyor… Yani daha doğru personeli doğru yerde bile arayamıyoruz.

Sanayici önce bir kere ihtiyaç envanteri çıkarmalı bunu ilçe il bazında toplamalı yöneticiler ve sonrasında bu ihtiyaçlara uygun personelin nasıl yetiştirileceğine yönelik alt yapıyı oluşturmalı.

Üniversite veya eğitim kurumu bu sürece hamilik yapamaz, burada hami işveren olmalı. Basit bir anlatım ile her sanayici nasıl ki belli bir sayıda gereklilik olarak hükümlü ve engelli çalıştırmak zorunda ise, aynı şekilde öğrenci hamiliği yapmak zorunda olmalıdır. Bir organize sanayi bölgesinde 200 fabrika var her bir fabrika 1 öğrenciye veli olsa 200 öğrenci gelecek için hedefini belirleyecek rahatlığa ulaşır. Biz ne istiyoruz? Öğrenci hem okula gitsin hem fabrikaya gelsin işi öğrensin. Peki nasıl gelsin fabrikaya? personel değil servisi kullanamaz, yol parası olmaya bilir, öğlen yemeğini yemeli, az da olsa bir maaşı olmalı. Bunu işveren sağlamalı. Günü gelindiğinde de o öğrenciyi rahatlıkla istihdam etmelidir. Bir eğitim kurumu bunu asla yapamaz, ama bir işyeri her şekilde birkaç öğrenciye hami olabilir.

Şimdi başlık neden yanlış? Çünkü hep bu akış söylemdeki gibi okuldan işyerine gidiyor oysa öğrenciyi işyeri okula göndermeli ve takip etmelidir. Bu süreç aynı zamanda eğitimci, hocalarımız içinde zorlandıkları bir süreçtir. Ne öğretmesi gerektiğini bu sistemle çok net anlar ve o sürece yönelik eğitim metodunu düzenler. İş hayatından gelen her öğrenci o iş yeri ve imalat süreçleri için okula soru ve sorun götürür, böylece hoca ona ne öğretmesi gerektiğini çok iyi anlar. Oysa okuldan iş hayatına her şeyi öğretmek zorunda kalır, elbette temel bilgiler her zaman öğretilmesi gereklidir söz konusu bu değildir.

Bazen bir fabrikaya gidiyoruz; bakıyorum çok güzel bir peyzaj, harika bir bahçe, otopark… İçeride bir öğrenci olsa bu yapılan peyzaj ve otopark tan az şey mi verir acaba o firmaya?

Bir personelin çalışması ailesini geçindirmek ve en iyi şekilde yetiştirmek için değil mi ? peki biz aidiyet diye bir kelime kullanıyoruz. Bir arkadaşımızın çocuğunu okutmak, elinden tutmak bu personelimize firmamız için aidiyet oluşturmaz mı?

Bir veya daha fazla organize sanayiler aslında çok rahatlık ile özel eğitim kurumları oluşturabilirler. Bu kurumlar o lokasyonlarda çalışan insanların çocuklarını tam burslu okuturken dışardan isteyenlere de ücreti ile hizmet verebilir. Böylece aile çalıştığı iş yerinin kendisine sağladığı bu eğitim hizmeti nedeni ile daha da sahiplenecek hale gelir. Aynı zamanda o lokasyonlarda bulunan iş yerlerine yönelik müfredatlar ile genç yaşlardan itibaren bilgi ve beceri kazanır. İş yerleri de bu öğrencileri takip ederek, staj imkânı vererek, veliliğini üstlenerek gelecekte kendisi ile çalışacak arkadaşlara ulaşmış olur. Bu okullar aynı zamanda üretim hedefli olur kısmi olarak o lokasyondaki firmaların ortak ihtiyacın olan ürünler üretebilir. Biliyorum bu anlattıklarım bazı arkadaşların işine gelmez ama bu maalesef böyle. Sanayici olarak nasıl binaya, makinaya, otoparka, peyzaja yatırım yapıyorsa aynı şekilde istihdam tarafına da yatırım yapmak zorundadır. Son olarak Üniversiteler sanayiciye personel yetiştirme misyonuna sahip değildir. Okullar bilgili insan, mühendis yetiştirir, onu nitelikli yapmak, tecrübe kazandırmak sanayicinin kendi elindedir.

Celalettin Kırboz