Gökyüzündeki milyonluk tutku: Bu işin bir sonu yok
İzmitli güvercin tutkunu Yunus Şimşek, genetik bir miras olarak gördüğü kuşçuluk kültürüne dair dikkat çeken yanları Nokta Gazetesi’ne anlattı.
Güvercin beslemek, sadece bir hobi olmanın ötesinde çok sayıda insanı bir araya getiren devasa bir sektöre ve kültüre dönüşmüş durumda. 83 yaşındaki emeklilerden genç kuşağa kadar geniş bir kitlenin tutkusu olan kuşçuluk; federasyonları, dernekleri ve düzenlenen özel festivalleriyle artık profesyonel bir boyutta temsil ediliyor. Uzun yıllardır bu camianın içinde yer alan Yunus Şimşek, kuş sektöründe 1 milyon liralık satışlara kadar bir çok merak edilen konunun detayları anlattı.

"AVCIYDIK SEVDALI OLDUK: BU İŞİN TEMELİ GENETİK"
İnsanoğlunun doğayla olan savaşının artık yerini sevgiye bıraktığını savunan Yunus Şimşek, güvercin merakının bir hobi değil, bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. Şimşek, kuşçuluk sevdasını, “Bunun temelinde herkes farklı düşünebilir ama ben bunun genle alakalı olduğunu düşünüyorum. Eskiden doğada savaşarak bir şeyler vermeye, hayatta kalmaya çalışıyorduk. Av yapıyorduk. Şimdi elhamdülillah her şey var, av olayı bitti. İnsanlar artık hobiye, sevgiye ve aşkınlığa döndü. Biz Türk olduğumuz için hayvanları seviyoruz" sözleri ile anlattı.
“83 YAŞINDA SEVDALISI VAR”
Kocaeli’deki potansiyelin Türkiye’nin pek çok ilinden daha fazla olduğunu vurgulayan Şimşek, "Yukarıda 83 yaşında bir abimiz var, Allah uzun ömür versin, hala daha kuş uçuruyor. Bu öyle bir şey ki; 7’den 70’e herkesin damarlarında var. Branşlar farklı olabilir. Kimi kedi sever kimi köpek, ama şimdiki nesil eskiye oranla güvercine daha bir sevdalı" dedi.

İZMİT’İN GÜVERCİNİ SARIKIR
İzmit’in kendine has bir kuş kültürü olduğunu ve "Sarıkır " türünün şehirle özdeşleştiğini anlatan Şimşek, Türkiye genelindeki bu "paslaşma" ağını "Türkiye genelinde her ile ait kendine özgü kuş isimleri var. Bursa’daki adam gelir der ki; 'İzmit’in kuşu daha güzel bir oyun yapıyor.' Bizden alırlar, birbirimizle paslaşırız. Ama bizim burada en çok talep edilen, Mardin kuşu dediğimiz oyun kuşudur" sözleri ile anlattı.

“PAHA BİÇİLMEZ OLUR”
Oyun kuşunun eğitiminin bir sabır sanatı olduğunu belirten Şimşek, "Hayvanı küçükken uçurup bir eğitim verdiğimizde, 3-5 ay içinde sahibine o 'hoşgörü' oyununu sergilemesi lazım. Mardin kuşu dediğin bir-bir buçuk saat havada kalacak. Sonra hedefe geldiğinde, 100-150 metreden kanat vurarak inecek. Eğer bunu yapıyorsa o kuşun değeri paha biçilemezdir" dedi.
“STRES ATIYORUZ”
Sadece uçan kuşların değil, görselliğiyle büyüleyen "kostüm" kuşlarının da camiada büyük yeri olduğunu söyleyen Şimşek, bu kuşların birer terapi aracı olduğunu belirtti. Şimşek "Kostüm kuşlarımız uçmazlar. Onların özelliği paçasıdır, rengidir, gözüdür, gagasıdır. Biz ona baktığımız zaman stres atıyoruz. O bize o görselliği verdiği zaman zaten dünyadaki bütün her şeyi unutuyoruz" dedi. Bu tutkunun artık profesyonel bir spor dalı gibi festivallerle taçlandığını söyleyen Şimşek, "Kocaeli’de 'Sarı-kır festivalleri yapılıyor. Hakemler geliyor göz akından gaga yapısına, paça yapısından tırnağına kadar puan veriyorlar. Bu iş artık federasyonu, derneği olan profesyonel bir boyutta" dedi.

"1 MİLYON LİRA BİLE OLABİLİR, BU BİR AŞK MESELESİ"
Güvercin piyasasındaki astronomik rakamların bir gerçek olduğunu doğrulayan Yunus Şimşek, "Bu işin bir sınırı yok. Kimine göre 100 liradır, kimine göre 100 bin liradır, kimine göre bir araba takasıdır. Piyasada 500 liradan başlayıp 1 milyon liraya kadar çıkan kuşlar var Türkiye’de. O özel kuşun yavrusunu almak bile büyük bir ayrıcalıktır. O kuşa sahip olduğun zaman camiada bir ismin, bir yerin olur. Ancak o 1 milyonluk kuşu her adam alamaz. Onu gerçekten damızlık yapıp nesil üretmek isteyen profesyonel tüccarlar alır" dedi.

25 YILLIK KÜSLÜĞÜN PERDE ARKASI: "O GÖZ VAR YA O GÖZ..."
Şimşek 25 yıldır bir arkadaşıyla konuşmamasına neden olan hikayesini anlattı. Şimşek, kuşçular arasındaki "çekememezlik" ve "nazar" gerçeğini "Okula giderken başladım bu sevdaya. Bir gün bir 'Arap' uçuruyorum, meğer aşağıda durağın orada beni izleyen çokmuş. Kuşu indirdim, kapım çalındı. 'Bir daha kaldır' diye ısrar ettiler. Oyun kuşudur, yorgun hayvan hata yapar, başka yere atar dedim ama baskılara dayanamadım. Kuş ikinciye kalktı, özelliğinin üstüne çıktı. Ama sadece iki dakika seyredebildiler. Neden? O göz var ya, o göz. İkinci dakikada atmaca vurdu, kuşu aldı götürdü. Ben o adamla o günden beri, tam 25 senedir konuşmuyorum. Belki doğanın kanunu ama biz o acıyı o arkadaşa yükledik. Kuşçuların arasında böyle hırslar, çekememezlikler maalesef olur" anısı ile anlattı.