Sağlık sigortasına fahiş zam kapıda!
Türkiye genelinde sayıları 9 milyona yaklaşan özel ve tamamlayıcı sağlık sigortası sahiplerini yakından ilgilendiren fahiş bir maliyet dalgası resmiyet kazandı.
Sağlık sektöründe hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği ile sigorta şirketlerinin bütçe dengeleri arasındaki finansal kalkan, yasal sınır düzenlemeleriyle yeniden şekilleniyor. Özel sağlık kuruluşlarının operasyonel lojistik maliyetlerinde tescillenen ani tırmanışlar, saniyeler içinde bireysel ve kurumsal poliçe tüzüklerine etki ediyor. Hastanelerin artan vergi ve prim yüklerini hafifletmek adına geliştirdikleri yeni maliyet paylaşım modelleri, sağlık güvencesini özel sektörden tedarik eden milyonlarca vatandaşı yeni bir harcama tanzimi yapmak zorunda bırakıyor.
Usta gazeteci Noyan Doğan, özel sağlık sektöründe taşları yerinden oynatan sürecin 2025 yılının Temmuz ayında doktorlara yönelik çıkartılan kanunla başladığını hatırlattı. Doktorlara aynı anda iki farklı hastanede birden kadrolu ve sigortalı çalışma hakkı tanıyan mevzuatta, geçiş izinlerinin tamamlanması için verilen yasal mühlet 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla resmen sona erdi.
Noyan Doğan, 2025'in Temmuz ayına kadar işletilen ve hastanelerin işine gelen eski mali düzeni şu sözlerle özetledi:
"Özel hastaneler ile ortak çalışan hekimler, eski tüzük uyarınca kendi kurdukları şahıs şirketleri üzerinden hastanelere fatura düzenleyip ücret alıyorlardı. Bir anlamda 4/b yani Bağ-Kur statüsündeydiler ve hastanenin kadrolu personeli sayılmıyorlardı. Bu durum hastanelere vergi maliyetini üstlenmeme avantajı sağlarken; doktorlar için kıdem tazminatı, yıllık izin hak mahremiyeti ve emeklilik prim tescil loglarında fahiş dezavantajlar yaratıyordu."
Geçen yıl yürürlüğe giren yasa teklifiyle hekimlerin hak mağduriyeti giderilerek 4/a (SSK) statüsünde hastanenin kadrolu personeli olmaları zorunlu kılındı. Bu yeni tüzük uyarınca her hastane, bünyesindeki doktoru ayrı ayrı sigortalı gösterip brüt ücret üzerinden yüzde 15 gelir vergisi ve yüzde 31’in üzerinde sigorta primi ödemekle yükümlü tutuldu. Aylık 297 bin liralık SGK üst tavan sınırının da devreye girmesiyle özel hastanelerin bütçe yükü fahiş oranda tırmandı.
Özel sağlık kuruluşları, saniyeler içinde artan bu maliyet lojistiğini sigorta şirketleriyle ve dolayısıyla özel/tamamlayıcı sağlık sigortası bulunan vatandaşlarla paylaşma formülünü buldu. 1 Haziran'da devreye giren yeni düzenlemenin ardından hastane grupları, sigorta şirketlerine peşi sıra resmi yazılar yazarak sağlık hizmeti maliyetinin bugüne kadar karşı karşıya kalınan en ağır seviyeye ulaştığını bildirdi. Sektör kulislerinden sızan tescil loglarına göre, kimi hastane grupları sigorta şirketlerine yansıtacakları maliyet artış şeridini yüzde 10, kimileri ise yüzde 15 olarak belirledi.
Hastanelerin bu yazılı bülten hamlesinin ardından, sigorta şirketleri de bu ek maliyet kalkanını kaçınılmaz olarak müşterilerine aktaracak. Önümüzdeki aylarda özel ve tamamlayıcı sağlık sigortalarının fiyat şeridinde yüzde 10 ila yüzde 15 oranında net bir zam tescillenecek.
Bu artışların bugünden yarına anlık yansımayabileceğini ancak birkaç aya kalmaz tüm sistem loglarında aktif hale geleceğini vurgulayan Noyan Doğan, özellikle önümüzdeki günlerde poliçe yenileme tarihi yaklaşan vatandaşların bu fahiş faturayla doğrudan karşılaşacağını bildirdi. Ayrıca her yıl başında sigorta primi ve vergi oranlarında tescillenecek yasal sınır artışları, bundan sonra sigortalılara sürekli birer prim artışı silsilesi olarak geri dönecek.