Altın sahiplerinin bayram edeceği tarih belli oldu
Küresel finans piyasalarında yatırımcıların ve fon yöneticilerinin her yıl adeta bir kılavuz gibi takip ettiği dünyaca ünlü "In Gold We Trust (Altına Güveniyoruz)" raporunun 2026 yılı sayısı resmen yayımlandı.
Küresel ekonomide borç krizleri ve jeopolitik kırılganlıklar para birimlerine olan güveni sarsarken, uluslararası finans dünyasında tüm ezberleri bozan bir emtia raporu paylaşıldı. Finans otoritelerinin bir numaralı gündem maddesi haline gelen rapor, asırlık piyasa analistleri Ronald-Peter Stöferle ve Mark Valek imzasıyla matbaadan çıktı. İki usta ismin tescil ettiği verilere göre, son dönemde ons altında yaşanan rekor tırmanışlar geçici bir piyasa sapması değil; aksine dolardaki kan kaybının, küresel korkunun ve kağıt para sisteminden kaçışın açık bir kanıtıdır.
Yirmi yıl önce basılan ilk serisinde ons fiyatı sadece 670 dolar bandında olan altın, aradan geçen sürede yüzde 600'ün üzerinde bir prim üreterek rüştünü ispatladı. Incrementum AG ortakları Stöferle ve Valek, geçmiş tahminlerinin yasal olarak nasıl tescillendiğini ve güncellenen devasa bütçe hedeflerini şu sözlerle duyurdu:
"2020 yılında kaleme aldığımız 'Altına Güveniyoruz' raporumuzda, 2030 yılına kadar onsta 4.800 ABD doları hedefi koymuştuk. Bu öngörümüz, küresel enflasyon şoklarının etkisiyle 2026 yılında zaten fazlasıyla gerçekleşti. Şimdi stratejik odağımızı yeni enflasyonist alternatif senaryoya çevirmek zorundayız: On yılın sonunda, yani 2030'ların başında ons altın için yeni yasal hedefimiz tam 8.900 ABD dolarıdır. 1945'ten beri küresel sistemi şekillendiren siyasi, askeri, ekonomik ve her şeyden önemlisi parasal düzen olan Pax Americana (Amerikan Barışı) artık resmen sona ermek üzere. Bunun en büyük kanıtı, dünya merkez bankalarının çılgınlar gibi devasa bloklar halinde altın depolamasıdır."
Finansal gözlemcilerin tescil ettiği makroekonomik raporlarda, küresel kamu borçlarının sürdürülemeyişi, altın fiyatlarını yukarı yönlü tetikleyen en büyük katalizör olarak gösteriliyor. Özellikle ABD'nin federal borç açığının sene başı verilerine göre 39 trilyon dolar limitini yardığı ve tahvillere olan inancın köreldiği belgelendi.
Merkez bankalarının ve devletlerin kağıt para basma tüzüklerini suistimal etmesi, yatırımcıları fiziki varlıklara sığınmaya zorluyor. Altının kısa vadede teknik bir nefes alma sürecine girebileceğini, orta vadede trendi koruyacağını, uzun vadede ise küresel para sisteminin tam merkezine geri döneceğini vurgulayan analistler, yaz başlarına kadar ons altında 4.500 - 4.950 dolar aralığında dalgalı bir yatay hareket beklediklerini belirterek bu süreçteki gerilemeleri "avantajlı toplama devri" olarak niteledi.