Uzm. Klinik Psikolog Leyla Kılıç

Uzm. Klinik Psikolog Leyla Kılıç

Oruç: Aç kalan beden mi, konuşmaya başlayan ruh mu?

Oruç, yalnızca fizyolojik bir açlık değil; dürtü kontrolü, öz düzenleme ve psikolojik dayanıklılığı doğrudan etkileyen bilimsel olarak anlamlı bir deneyimdir.

İnsan organizması, ihtiyaçlarını hızla karşılamaya programlıdır. Açlık hissi ortaya çıktığında yemek yemek, susadığında su içmek, biyolojik dengenin doğal bir parçasıdır. Günlük yaşamda bu ihtiyaçlar çoğu zaman fark edilmeden ve geciktirilmeden giderilir. Oruç ise bu otomatik döngüyü bilinçli olarak kesintiye uğratan istisnai bir deneyimdir. Bu yönüyle oruç, yalnızca fizyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve nörobilimsel açıdan önemli bir süreçtir.

Psikoloji biliminde bireyin dürtülerini yönetebilme kapasitesi “öz düzenleme” olarak tanımlanır. Öz düzenleme, kişinin anlık ihtiyaç ve isteklerini kontrol edebilmesi, davranışlarını daha geniş bir anlam çerçevesinde yönlendirebilmesi ile ilişkilidir. Açlık, organizmanın en güçlü biyolojik sinyallerinden biridir. Buna rağmen yemek yememeyi seçmek, beynin özellikle karar verme, dürtü kontrolü ve davranış düzenleme ile ilişkili bölgesi olan prefrontal korteksin aktif şekilde devreye girmesini gerektirir. Bu durum, bireyin yalnızca fizyolojik bir süreci değil, aynı zamanda kendi davranışlarını bilinçli olarak düzenleme kapasitesini deneyimlediğini gösterir.

Yazının Devamı