Köfte Bir Kültürdür: İlhan Haftacı'nın Ocağında Bir Gün

Semih Kanpara

Semih Kanpara

Tüm Yazıları

İzmit’in sokaklarında hâlâ dumanı tüten bir tarih var.

Yeni açılan kafe tabelalarının arasında, hâlâ odun kokusuyla nefes alan birkaç ocak kalmış.

Onlardan biri, İlhan Haftacı’nın köfte ocağı.

Dededen kalma bir miras…

1938’de yakılmış, hâlâ aynı sıcaklıkta, aynı terbiyeyle yanıyor o ateş.

Ben geçtiğimiz gün oradaydım.

Kapıdan içeri girer girmez burnuma çocukluğumun öğle araları geldi.

O kokuyu bilirsin…

Kömürle karışık tereyağı kokusu, soğanın sessiz gözyaşı, ve tezgâhın arkasında gözleriyle konuşan bir usta…

İşte o İlhan Usta.

Yıllardır aynı yerde, aynı taburede, aynı tavayla uğraş veriyor.

“Bizim işin raconu değişmez Semih,” dedi bana.

“Önce insanı doyuracaksın, sonra cebini.”

Gülümserken elinde maşayla köfteleri çevirdi,

sanki yıllardır değil, asırlardır aynı hareketi yapıyor gibiydi.

Ocağın kenarına oturduk.

Bir yandan köftenin üzerindeki yağın çıtırtısını dinliyoruz,
bir yandan duayen gazeteci Hakan Yağcıoğlu da yan masada…

Ne güzel tesadüf dedim içimden,
köfteyle Kocaelispor’un aynı masada buluşması gibi bir şey bu.

Hakan abiyle lafa daldık hemen.

Takımın gidişatını, gençleri, tribünün ruhunu konuştuk.

Ama arada hep aynı cümleye geldik:
“Bu şehirde köfte de, futbol da bir kültürdür.”

İlhan Usta servisi getirdiğinde, tabakta sadece köfte yoktu.

Bir dilim tarih, bir tutam sabır, bir kaşık da emeğin kendisiydi sanki.

Yanında piyaz, turşu suyu, ve yılların eliyle yıpranmış tahta masa…

Bir an sustuk.

Çünkü bazı şeyleri konuşarak değil, tadarak anlatırsın.

O köfteyi yerken hissettiğim şey tam olarak şu oldu:
Bu şehirde hâlâ samimiyet yaşıyor.

Hâlâ “müşteri değil, misafir” diyen insanlar var.

İzmit’in kalbi hâlâ o eski esnafların elinde atıyor.

Bendeniz de “KOCA USTA’’nın torunuyum.


Yani bu kentin en ünlü aşçılarından biri olan Mehmet Ali Paşa eski muhtarı Mehmet Kanpara’nın..

Hiç mütevazi olmayacağım..

Kendime burada söz hakkı tanımaktan çekinmiyorum..

Küçük esnaf iyi ki var..

Allah kazançlarına bereket versin.

Bu şehirde bazı tatlar, zamanın akışını durduruyor.

Haftacı’nın köftesi işte öyle bir tat.

Bir lokmada geçmişe, bir yudumda geleceğe dokunuyorsun.

Sohbet uzadıkça ocakta kömür azaldı ama içimiz ısındı.

İlhan Usta ara sıra lafa karıştı:
“Bizim işin sırrı sabırdır evlat,” dedi.

“Et kadar insanı da iyi yoğuracaksın. Herkesin karnı doyar ama gönlü doyurmak başka iştir.”

O cümle, belki de İzmit esnafının özeti gibiydi.

Burada ticaret değil, ahilik konuşur.

Para ikinci plandadır; önce insan gelir, sonra kazanmak.

Belki de bu yüzden Haftacı ailesinin ocağı hâlâ sönmedi.

Çünkü onlar köfteyi pişirirken bir kültürü de yaşatıyorlar.

Dipnot;

“Ateşle pişmeyen aşın tadı olmaz.”

Bu söz hem mutfağa hem hayata dokunur.Yani “emek olmadan lezzet olmaz”..

Sevgilerle...