Sosyal Medyada Yeni Tehlike
Her geçen gün gelişen yapay zekâ sistemleri, okullarda ve özellikle medyada daha yaygın kullanılmaya başlandı. Bu durum, sosyal medyada üretilen içeriklerin de çeşitlenmesine yol açtı. Günümüz iletişim çağında enformasyonun hızla yayılması, bilgilerin doğrulanmasını zorlaştırıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin sağladığı avantajların yanında ciddi riskleri de gündeme getiriyor. Otomatik sistemlerle hızla yayılan içeriklerin, doğrulama sürecinden geçmeden kamuoyuna ulaşması, algı yönetimi amacıyla yapay zekâ destekli botların sosyal medyada yaygın olarak kullanılması, ırksal, cinsiyetçi ya da ideolojik önyargılar barındırması, mahremiyetin zedelenmesi gibi dezavantajları bulunuyor. Sosyal medya kullanımının 7’den 70’e uzanmasıyla beraber erişimin kolaylaştığı kitle iletişim araçları, yapay zekanın ciddi oranda kullanımıyla tehlikeli olmaya başladı.
Yapay zekâyla oluşturulan ve son zamanlarda gerçeklikleri tartışma konusu olan videolar, sosyal medyada gündemi yeniden şekillendirdi. Yavru bir kangurunun uçağa alınmadığını gösteren görüntüyle başlayan tartışmaların ardından, kullanıcılar sosyal medyada neye inanıp neye inanamayacaklarını sorguluyor. Yayınlanan videolarda yapay zeka kullanımının artışı hem bilgi kirliliğini hem de dijital güvenlik kaygılarını gündeme getirdi. Gerçeğin tartışılması, ülkelerin aldığı önlemler, medya okuryazarlığının önemi ve nasıl tespit edilebileceği hakkında araştırmalar gündem konusu oldu.
GERÇEK VE YAPAY ARASINDAKİ ÇİZGİ
“Gerçeğinden ayırt edilemeyen” veya gerçeküstü videolar, özellikle etik sorunları ve toplumsal manipülasyon riskini beraberinde getirdi. Tanınmış siyasetçilerin yapmadıkları konuşmaları yapmış gibi gösterilmesi, ölmüş ünlülerin “yeniden canlandırılması” veya sahte sokak röportaj örnekleri görüldüğünde ilerde deprem, savaş veya seçim gibi kriz anlarında daha büyük sorunlara yol açabileceği konuşuluyor.
İçerik üreticisi Ozan Sihay, Google’ın geliştirdiği Veo 3 aracıyla “Sosyal medya fenomenleri tarih boyunca olsaydı ne olurdu?” başlıklı bir video hazırladı. Videoda tekerleğin icadı, piramitlerin yapımı ve Alper Tunga’nın savaş sahneleri gibi tarihi olaylar, Türkçe konuşan karakterlerle yeniden canlandırıldı.
Benzer şekilde, içerik üreticisi Oğuzhan Alpdoğan da yapay zekâ ile oluşturulan sokak röportajlarını taklit ederek gerçek ile yapay içerikler arasındaki farkı vurguladı.
Uzmanlar, bu tür içeriklerin ifade özgürlüğü ile manipülasyon arasındaki sınırları zorlayabileceğini belirtiyor. Deepfake teknolojisinin bazı durumlarda suç unsuru taşıyabileceği ve kamuoyunu yanıltıcı içeriklerin yayılması durumunda etik ve hukuki sorunlar doğurabilir. Bu içerikler, kişisel verilerin korunması, insan hakları ve basın özgürlüğü alanlarında ciddi tartışmalar yaratıyor.
MEDYA OKURYAZARLIĞIN ÖNEMİ
Mahremiyete saygısızlığın en büyük örneklerinden birisi Muharrem İnce’ye ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli sahte videodur. Bu videonun yayınlandığı yıl yapay zekayla video üretimi günümüzde kullanıldığı kadar yaygın değildi. Buna rağmen mahremiyetin sınırlarının ne düzeyde aşılabileceğini gösteriyor. İnce ise, karakter suikastına uğradığını; sosyal medya ve savcıların bu durumu araçsallaştırdığını savundu. Diğer ülkelere bakıldığında Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu’ya dair yapay zekayla oluşturulan yeşillik dolu sahte video yayıldı ve devlet tarafından reddedildi. İngiltere’de ise genel seçim öncesi Keir Starmer'ın sözleri yapay zeka ile çarpıtıldı. Seçim güvenliği ve ifade özgürlüğü açısından ciddi endişe doğurdu. Bu suçlar başka suçları da beraberinde getirdi.
Yasal düzenlemeler yetersiz kaldığında bu tür içeriklerin sayısı çığ gibi artabilir. Bu videolar, toplumda güveni zedelerken siyasi güçleri itibarsızlaştırır. Uluslararası düzeyde bakıldığında UNESCO etkinliklerinde, yapay zekanın medya üzerindeki “hem güç verici hem de tehlikeli” etkisi tartışmaya açıldı. Uzmanlar, özellikle algoritmaların “haber seçimi” ve “sahte bilgi üretimi” gibi alanlarda gazetecilik etiğini zayıflatabileceğini de belirtiyor. Bu da gösteriyor ki doğru kaynaklara olan güvensizlik, sahte içeriklere karşı farkında olmadan artan bir güven duygusu oluşabilir. Türkiye’de yapay zekâ odaklı medya düzenlemeleri, gazetecilerin sansüre uğrama riskini de arttırdı. Bunların en büyük nedenlerinden biri, kullanıcıların eleştirel düşünceyle bakmıyor olmalarıdır. Medya okuryazarlığının önemi bu noktada artış gösteriyor.
DÜNYANIN YAPAY ZEKAYA KARŞI TEPKİLERİ
Ipsos anketine göre, yapay zeka önümüzdeki üç ila beş yıl içinde yaşamlarını dramatik bir şekilde etkileyeceğini düşünenlerin oranı %60'tan %66'ya çıktı. Ayrıca, %52'si YZ ürün ve hizmetlerine karşı endişe duyduğunu belirtti. Bu, 2022'den bu yana 13 puanlık bir artışa işaret ediyor. Pew verilerine göre, Amerikalıların %52'si YZ konusunda daha endişeli olduklarını belirtiyor; bu oran 2022'de %37 idi. Avrupa Birliği’nde etik ilkeler ön planda tutularak önce insan sonra teknoloji hedefiyle planlama yapıyor. Çin hükümeti ise, yapay zekâyı “devlet kalkınması için stratejik araç” olarak tanımlarken aynı zamanda deepfake içerikler ve sosyal medya manipülasyonları için sıkı sansür mekanizmaları oluşturdu. Dilbilimci Noam Chomsky, yapay zekayı bir devrim olarak görmediğini belirterek “Sadece ileri düzey bir taklit yeteneğidir.” açıklamasında bulundu. Tarihçi Yuval Noah Harari ise “Yapay zekâ, insan medeniyetine varoluşsal bir tehdit oluşturabilir. İktidar artık hikâyeyi kim anlatıyor sorusuna değil, algoritmaları kim kontrol ediyor sorusuna bağlı.” diyerek medyanın büyük sorununa dikkat çekti.
NASIL TESPİT EDİLEBİLİR?
Uzmanlara göre deepfake videoları ayırt etmek giderek zorlaşsa da bazı ipuçları hâlâ geçerliliğini koruyor. Videolardaki kişilerin gözlerinde canlılığın azalması, yüz hareketlerinin doğal olmaması veya çözünürlükteki bozulmalar yapay zekanın göstergeleri olabilir. Teyit.org sitesi gibi doğrulama araçlarıyla veya internette araştırılarak haberlerin ve videoların gerçekliğine ulaşılabilir. Türkiye’de de AB/ABD’deki gibi, deepfake içeriklerin net şekilde tanımlandığı ve cezai yaptırım içeren yasalar oluşturulmalıdır. İçerik etiketleme sistemleri, yapay zekâ içeriği tespiti için geliştirilen yazılımlar kullanılabilir.
Medya okuryazarlığının artırılması ve sosyal medya platformları ile düzenleyici kurumların birlikte çalışarak bu tür içeriklere karşı önlemler alması yapay zekayla ve getirdiği etik, yasal sorunlarla baş etmeyi kolaylaştırır.