Farklı Kültür, Aynı Acı: Hafıza, Kayıt ve Sessiz Vedalar

Nisanur Karahan

Nisanur Karahan

Tüm Yazıları

Çağan Irmak filmi olan 2005 yapımlı Babam ve Oğlum ile 2022 yılında çıkmış Charlotte Wells ‘in yönetmenliğini yürüttüğü Aftersun (Güneş Sonrası), birbirilerine benzer yapılarıyla karşımıza çıkıyor. Bu iki film kültürel ve toplumsal olarak birbirlerinden ne kadar uzak da olsa aslında aynı duyguları barındırıyor. Farklı coğrafyalarda farklı dilleri konuşurken aynı duyguları hissettirmek, aynı acıyı çekmek ve anıların getirdiği özlem iki hikâyenin de evrenselleştiği noktadır.

Babam ve Oğlum’un politik söylemlerinin ve çizdiği dönemin toplumsal yapısı dışında kurduğu bağlanma kuramı üzerinde duracağız. Yıllar önce babasının evini terk edip kendine yeni bir hayat kuran Sadık’ın, 12 Eylül Darbesi’nde karısının sokakta doğum yapması, hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştirir. Doğururken ölen kadın, bir oğlan dünyaya getirir. Sadık uzun süre hapiste işkence gördükten sonra hastalanıp öleceğini öğrenir. Oğluyla beraber babasının evine geri döner. Bu nokta karşımıza çok büyük bir resim çıkar. Kuşak çatışması, dönemin bireylere etkisi, otorite reddi, duygusal sorunların gen aktarımı, aile yapısının dinamikleri, toplumsal sorunlar gibi birçok konuyu derinde işliyor. Bu filmde en kilit nokta baba ve oğlun arasındaki asla bitmeyen kavgadır. Bu bazen görünür bazen içten içe yaşanan bir kırıklıktır. Sadık evi terk ederek bunu gösterir. Fakat Sadık’ın oğlu Deniz ile kurduğu ilişki daha güvenli ve sağlıklıdır. Bir noktaya kadar. Yakın zamanda ölecek olan Sadık, Deniz’i kendisinden uzaklaştırmaya çalışırken girdiği savaş Deniz’de büyük bir kırılma yaşatır. En başa döneriz. Deniz’in gözünden izlediğimiz olay örgüsü, babasını nasıl hatırladığı, dedesiyle kurmaya çalıştığı ilişki gözler önüne geliyor. Kamerasıyla kayda aldığı görüntüler ise aslında Deniz’in hayal dünyasını destekliyor. Anı kavramı bir anlam buluyor. Bunun içinde dedeye karşı bir korku ve babaya duyulan aşk var. Aftersun’da da benzer yapılar görüyoruz.

Farklı Kültür, Aynı Acı: Hafıza, Kayıt ve Sessiz Vedalar - Resim : 1

Derin Bir Yas Süreci

Aftersun, Sophie ile babası Calum’un birlikte çıktığı tatili konu alır. İstanbul ezgilerinin, tarihî ve kültürel atmosferin ortasına düşen bu baba-kız, aslında görünmez bir yas sürecinin içindedir. Babasıyla uzun zamandır vakit geçiremeyen Sophie, annesinden ayrılarak babasıyla tatile çıkar.

Filmi Sophie’nin bakış açısından izleriz. Çıktıkları tatil boyunca Sophie, babasını yeniden tanımaya ve onunla bağ kurmaya çalışır. Ancak bu tatil, Calum için kızıyla geçirdiği son tatildir. Sophie, son sahneye kadar bunu içten içe hissetse de tam olarak anlamlandıramaz.

Babasının sürekli değişen ruh hâli üzerinden derin bir yalnızlık ve depresyon içinde olduğunu fark ederiz. Calum’un intihar düşünceleri taşıdığını sezdiren anlar vardır. Aslında Calum da, tıpkı vedaya hazırlanır gibi, çocuğuyla son kez vakit geçiriyordur. Babasının gözlerindeki hüznü anlamlandıramayan, onun bir uçurumun kıyısında olduğunu fark edemeyen Sophie; yaşadıklarını kendi hayal dünyasında bir yere oturtmaya çalışır. Bu tatil hem bir yakınlaşma hem de sessiz bir vedanın hikâyesine dönüşür. Geri sadece anıların hissettirdiği özlem duygusu kalır.

Farklı Kültür, Aynı Acı: Hafıza, Kayıt ve Sessiz Vedalar - Resim : 2

Calum’un Sophie ile kurduğu "mesafeli ama sevgi dolu" bağı kaçıngan bağlanmayken Sadık’ın babasıyla olan "kopuk" bağın kuşak farkından kaynaklı olduğunu görüyoruz. Sadık, bir noktada babasının eksiklerini oğluna karşı tamamlayabilmiş. Bundan kaynaklı Sadık'ın Deniz ile kurduğu bağ daha güvenli bir bağlanmadır.

Sophie ve Deniz kendi hayal dünyalarında fark etmeden yas sürecine girerler. Geriye ise sadece anılar kalır. Babaya vedada çocuklarda geriye kalan ilk başta öfke, kabullenmenin ardından ise hüzün bırakır. Anılarla yani video kayıtlarıyla özlemi tamamlamaya çalışırlar. Aftersun'un ilerleyen sahnelerinde gerçeklikle rüya birbirine girer. Bunun sebebi de çocukken anılarımızı hissettiğimiz gibi hatırlarız. Küçük ayrıntılar içinde boğuluruz. Sophie’nin babasına olan özlemini de bu noktalarda görüyoruz.

Farklı Kültür, Aynı Acı: Hafıza, Kayıt ve Sessiz Vedalar - Resim : 3

Büyüyen çocuklar babalarının hüznüne benzerler. Kollektif acı aktarımı oluşur. Baba figürlerinin ise çocuklarının tam tersi duygularını dışa vuramazlar. Bu sadece Türk toplum yapısında değil Calum’da da yaşanır. Babasının dengesiz tavırları Sophie’nin duygularında da çöküntü yaşatır ve içine kapanır. Babasına yakın olmak ister. Deniz ise bir noktada babasının yerine dolduracak birini bulur. Kocaman bir ailesi vardır. Sophie'nin yalnızlığı daha baskın bir hale geliyor. Aile yapısını baskın bir şekilde görmeyiz. Türkiye'de evlerin kalabalıklığı ve yakınlığı kültürel olarak çok baskındır. Fakat Sadık bu kalabalıklığın içinde yalnız kalmıştır. Oğlu Deniz’in bu şekilde büyümesini istemez. Sadık'ın Deniz'i emanet edebileceği koca bir köyü varken, Sophie'nin elinde sadece o video kasetin kalması iki filmin en trajik farkıdır.

Farklı Kültür, Aynı Acı: Hafıza, Kayıt ve Sessiz Vedalar - Resim : 4

“İnsan büyüyünce hayalleri küçülür mü?”

Sophie son sahnede babasından ayrılırken son bir kez bakar. Sophie gittikten sonra Calum’un yüzünün yavaş yavaş düşüşünü görürüz. Beyaz koridorda yavaş adımlarla yürüyüp çıkar. Bir masalın gerçekçi bir şekilde kapanışıdır adeta. Sadık ise kırmızı bir kapıdan çıkar. Sadık'ta ve Calum’da aynı yaralar var. Büyüdükçe hayat enerjisinin sömürülüşü, sorumluluklar, küçükken açılan yaraların büyümesi ve hayallerin küçülmesi karakterleri ölüme yaklaştırıyor. Deniz’in gözünde babası bir süper kahramandır. Kahramanlar ölünce veya terk edince tatil biter. Hayaller küçülür ve masal biter.

Farklı Kültür, Aynı Acı: Hafıza, Kayıt ve Sessiz Vedalar - Resim : 5

Babam ve Oğlum