Nasıl bir sağlık hizmeti istiyoruz? Hekim mi, yapay zeka mı?
Son dönemde çok sayıda vatandaş, kan tahlillerini, MR ve tomografi görüntülerini hekime danışmadan yapay zeka uygulamalarına yükleyerek yorumlatıyor ve buradan çare arıyor. Bu eğilim çoğu zaman “teknoloji ilerliyor”, “insanlar çözüm arıyor” gibi yüzeysel gerekçelerle açıklanıyor. Oysa bu tabloyu yalnızca teknolojik bir gelişme olarak okumak, asıl soruyu ıskalamak anlamına geliyor.
Sorulması gereken soru şu: Yapay zeka gerçekten hekimliğin yerini mi alıyor, yoksa biz hekimliği çoktan başka bir şeye mi dönüştürdük?
Görüştüğüm tıp etiği uzmanı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Murat Civaner, bu tartışmaya oldukça net bir noktadan yaklaşıyor. Yapay zekanın tanı süreçlerinde giderek daha fazla kullanılmasının, tıp tarihi açısından henüz bir “kırılma” anlamına gelmediğini söylüyor. Ancak ekliyor:
“Deneme aşaması geçildi, uygulamada giderek yaygınlaşıyor ve bu artacak.”
Yani mesele, olup olmayacağı değil; nasıl ve hangi koşullarda olacağı.
Bugün özellikle radyoloji, dermatoloji ve patoloji gibi alanlarda yapay zeka destekli sistemlerin hızla yaygınlaştığını görüyoruz. Hatta bazı çevreler, yeterince geliştiğinde yapay zekanın hasta özelinde tedavi kararları bile verebileceğini savunuyor. Bu noktada ister istemez şu soru gündeme geliyor:
“Öyleyse hekimlere neden ihtiyaç olsun?”
Yanıt ise oldukça sarsıcı... Eğer hekimlikten anladığımız şey, günde 140-150 hastaya bakmak, hastaya 2-3 dakika ayırmak, dinlemeden tetkik istemekse; evet, yapay zeka bu pratiğin yerini alabilir. Hatta daha hızlı ve hatasız bile yapabilir.
Ama bu hekimlik değildir.
Hekimlik; hastayı dinlemekle başlar. Dinlediğini hissettirmekle, göz temasıyla, güvenle devam eder. “Hastanı iyi dinle, o sana tanıyı söylüyor” diyen Hippokrates’in sözünü hatırlatıyor Prof. Dr. Civaner. Ve çok önemli bir noktaya işaret ediyor: Güven ilişkisi, teknolojiden değil; hekimliğin doktorluğa indirgenmesinden zarar görüyor.
Bugün hasta ile hekim arasındaki ilişkinin zedelenmesinin nedeni, yapay zeka değil. Asıl neden; sağlık hizmetinin ticarileşmesi, insanın değil işlemin merkeze alınması, hekimin “tedavinin bir parçası” olmaktan çıkarılması. Bu koşullarda yapay zeka ya tehdide dönüşüyor ya da hatalı bir kurtarıcıya.
Oysa etik çerçevesi doğru çizilmiş, kamusal sorumluluğu net tanımlanmış bir sistemde yapay zeka, hekimliğin düşmanı değil; güçlü bir yardımcısı olabilir. Prof. Dr. Civaner’in altını çizdiği gibi, sağlık hizmeti, ödeme gücüne göre değil gereksinime göre sunulduğunda, bu teknoloji müthiş bir destek aracına dönüşebilir.
Asıl risk, hastaların tahlil ve görüntüleme sonuçlarını hekime danışmadan yapay zekaya yorumlatmasıyla başlıyor. Çünkü tanı testleri, sağlık hizmetinin yalnızca küçük bir parçası. “Hastalık yok, hasta var” sözü boşuna söylenmiş değil. Aynı veriler, farklı insanlarda bambaşka anlamlara gelebilir. Üstelik yapay zeka sistemleri yanılabilir; eksik, hatalı ya da yanlı veriyle donatılmış olabilir. Hatta bilmediğini bir konu hakkında uydurma yolunu tercih edebilir.
Bu noktada sorumluluğu yalnızca bireye yüklemek kolaycılık olur. İnsanlar neden hekime güvenmiyor? Neden internetten, yapay zeka uygulamalarından medet umuyor? Bu sorulara yanıt vermeden “Danışmadan uygulamayın” demek yeterli değil. Asıl etik tartışma burada başlıyor.
Prof. Dr. Civaner, çözüm için iki temel ilkeye dikkat çekiyor:
Birincisi, büyük dil modellerinin asla tanı ve tedavi aracı olarak sunulmaması ve toplumun bu riskler konusunda açıkça bilgilendirilmesi.
İkincisi ise, yapay zeka temelli tıbbi sistemlerin geliştirilme sürecine mutlaka hekimlerin dahil edilmesi.
Dünya Tabipler Birliği’nin altını çizdiği gibi; hasta güvenliği, hukuki sorumluluk ve sürekli denetim kamusal bir yükümlülüktür. Hesap verebilirlik tek bir aktöre yıkılamaz; geliştiriciden sağlık kuruluşuna kadar paylaştırılmalıdır.
Sonuçta mesele, “Yapay zeka hekimi geçer mi?” sorusu değil.
Mesele şu: Biz nasıl bir sağlık hizmeti istiyoruz?
İnsanı merkeze alan mı, işlemi mi?
Güveni önceleyen mi, hızı mı?
Bu sorulara yanıt vermeden yapay zekayı tartışmak, sadece yanlış bir tartışmayı büyütmek olur.