Kofonlu Ksenofanes: İnsan biçimciliğin reddi ve rasyonel teolojinin doğuşu

Melih Can Şenol

Melih Can Şenol

Tüm Yazıları

M.Ö. 570-478 yılları arasında yaşayan Kolofonlu Ksenofanes, Sokrates öncesi (Presokratik) felsefenin en özgün figürlerinden biridir. Selefleri olan Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’in maddeci arkhe arayışlarını, teolojik ve epistemolojik bir düzleme taşıyarak Batı düşüncesinde rasyonel teolojinin ve eleştirel monoteizmin temellerini atmıştır. Ksenofanes, sadece bir doğa filozofu değil, aynı zamanda kültürel göreliliği fark eden ilk sosyal eleştirmenlerden biridir.

Ksenofanes, Milet Okulu’nun "temel töz" arayışını devralmış ancak bu arayışın dini implikasyonlarını yeniden yorumlamıştır. Anaksimandros’un Apeiron (sınırsızlık) ve Anaksimenes’in Aer (hava) kavramlarını, evreni sevk ve idare eden aşkın bir güçle ilişkilendirmiştir. Ona göre, bu filozofların işaret ettiği sonsuz ve yaratılmamış öz, aslında evrenin 'ilk sebebi' olan tekil bir Tanrı tasavvuruna işaret eder.

Ksenofanes’in felsefe tarihindeki en radikal çıkışı, Homeros ve Hesiodos’un betimlediği Olimpos tanrılarına yönelik radikal eleştirisidir. Tanrıların insan biçimli (antropomorfik) tasvir edilmesini, insanın kendi niteliklerini ilahi olana yansıtması olarak nitelendirir.

Habeşlerin tanrılarını siyah ve basık burunlu, Trakyalıların ise mavi gözlü ve kızıl saçlı hayal etmesini, tanrı kavramının nesnel bir hakikatten ziyade kültürel bir projeksiyon olduğunu kanıtlamak için kullanır. Eğer atların veya aslanların el sanatları kabiliyeti olsaydı, kendi tanrılarını at veya aslan biçiminde resmedeceklerini belirterek, tanrı tasvirlerinin öznelliğini hicveder.

Geleneksel politeizmi reddeden Ksenofanes, bunun yerine duyusal dünyayla hiçbir benzerlik taşımayan bir Tanrı tanımı geliştirir. Bu Tanrı; hareketsizdir, bir yerden bir yere gitmeye ihtiyacı yoktur; zamandan ve mekandan bağımsız bir sürekliliğe sahiptir. Tümüyle göz, tümüyle düşünce ve tümüyle kulaktır. Hiçbir fiziksel çaba sarf etmeksizin, evreni sadece zihninin gücüyle hareket ettirir.

Ksenofanes, insan bilgisinin mutlak değil, sınırlı ve gelişimsel olduğunu savunan ilk "bilgi kuramcılarından" biridir. Ona göre, tanrılar insanlara her şeyi başlangıçta hazır vermemiş; insanlar ancak sistemli araştırma ve zamanla "daha iyiye" ulaşabilmektedir. Bu görüş, mutlak dogmatizme karşı yanlışlanabilirliğin ve bilimsel şüpheciliğin erken bir formudur. Ona göre ölümlüler hakikatin kendisine asla tam olarak vakıf olamazlar; ancak kanaatler (doksa) düzeyinde gerçeğe yaklaşabilirler.

Ksenofanes’in düşünceleri, halefi olan Parmenides ve Elea Okulu üzerinde belirleyici bir rol oynamıştır. Varlığın birliği ve değişmezliği üzerine kurduğu teolojik zemin, Platon’un "İdealar Teorisi"ne ve Aristoteles’in "Hareket Etmeyen Hareket Ettirici" (Primum Mobile) kavramına giden yolu açmıştır. Onun monoteist eğilimleri, antik pagan dünyasında felsefi bir tek tanrıcılık damarının oluşmasını sağlamıştır.