İmmanuel Kant’tan ilhamla: Ali Sağlık neden Sapanca Gölü’nü kurutmak istiyor?

Melih Can Şenol

Melih Can Şenol

Tüm Yazıları

Yüzyıllar boyunca felsefenin gövdesini oluşturan etik tartışmaları, en kestirme haliyle; insanın nihai amacının mutluluk olduğunu, mutluluğun ise ‘iyi’ olarak tanımlanan şeylerle ilişkili olduğu varsayımı üzerinde şekillendi. Sistematik olarak gelişen tartışmalar ‘İyi nedir?’ sorusu üzerinde düğümlendi. Ta ki 18’inci yüzyılda Alman filozof İmmanuel Kant’a kadar. ‘İyi nedir?’ sorusunun sakıncasını fark eden Kant, iyinin bir sıfat olduğunu ve sıfatların tanımlanamayacağından hareketle soruyu tersine çevirdi: Neler iyidir? Son günlerde Kocaeli ve Sakarya arasında yaşanan Sapanca Gölü tartışmasının benim girişimim açısından önemli kısmı da burası. Basit gibi görünen bu tersine çevirme felsefe tarihinin en eski düğümlerinden birisini çözerken yeni bir dönemin başlangıcı oldu. O halde biz de iki kent arasında gündeme gelen su tartışmalarına çözüm üretmek ve olmakta olanı ortaya koymak gayretiyle böyle bir girişimde bulunalım.

KANT’IN BU ÇEVİK VE CÜRETKÂR HAMLESİ BİZE NE SÖYLÜYOR?

Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklıkla birlikte Kocaeli’nin Sapanca Gölü’nden su alması üzerine iki şehir arasında yaşanan tartışma son günlerde yeniden hararetlendi. Tartışmayı başlatan şey ise Yuvacık Barajı’nın dolmasının ardından açılan baraj kapakları oldu. Sakarya’daki bazı basın kuruluşları, kişiler ve platformlar, barajdaki ‘fazla’ suyun Sapanca Gölü yerine denize boşaltılarak ziyan edildiğini söyleyerek İSU Genel Müdürü Ali Sağlık’a eleştiriler yöneltiyor ve gazeteci Zafer Tokuş ise el yükselterek Sağlık’ı ‘su hovardalığı’ yapmakla itham ediyor. Su sorunu yaşayan iki kent arasında kaynakların verimliliğini artıracak, Kocaeli’den bir müdahaleyle Sapanca Gölü’ne fayda sağlayacak her türden yatırım desteklenmeli ve eksik bırakılıyorsa kesinlikle eleştirilmeli. Bizim gibi toplumlarda eleştirinin “hava kadar lazım, su gibi aziz” bir şey olduğunu düşünen birisi olarak yaşanan tartışmalara ve yöneltilen eleştirilere baktığımda; gelişmiş bir doğa perspektifi değil de maalesef yersiz bir kent fanatizminin emarelerini görüyorum. Sakarya taarruz ediyor Kocaeli savunuyor...

Yıllardır süregelen Kocaeli-Sakarya karşıtlığına yeni bir düğüm olarak eklenen Sapanca Gölü tartışmasına farklı bir bakış sunmak adına tartışmayı tersine çevirerek, biraz retoriğin gücünden faydalanarak biraz da Kant’tan ilhamla şu soruyu yöneltiyorum:

Ali Sağlık neden Sapanca Gölü’nü kurutmak istiyor?

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Cansu Kızılkaya ile kendisine gerçekleştirdiğimiz ziyarette, büyük bir kuraklık yaşanırsa Kocaeli’de yaptığımız çalışmalarla ilgili söylediklerimin hiçbir anlamı kalmaz, yeniden Sapanca Gölü’ne başvurmak zorunda kalabiliriz diyen Sağlık, neden Sapanca Gölü’ne verebileceği suyu keyfi olarak denize boşaltsın? -Bu noktada yukarıda söylediğim cümleyi yinelemek istiyorum: Eğer Kocaeli’den Sapanca Gölü’ne sağlanacak bir fayda için gerekli altyapı ihmal ediliyorsa bu eleştirilmelidir- Sapanca Gölü’ne en az Sakarya kadar Kocaeli’nin de ihtiyacı olduğunu muhtemelen en iyi bilen kişilerin başında Ali Sağlık geliyordur. Bu açıdan baktığımızda Sapanca Gölü’ne keyfi olarak hoyrat davranan kişi Kocaeli’yi de susuz bırakmak istiyor demektir. Yoksa Ali Sağlık Kocaeli’yi susuz mu bırakmak istiyor? Bu basit ve manipülatif sorular gerçeğe hizmet edebilir ve bizi kent fanatizminin kısır ikliminden kurtarıp eleştirilerimizi gerçek sorunlara yöneltmemize imkân sağlayabilir.

BİR ‘HOVARDALIK’ OLDUĞU KESİN

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak su kaynaklarının azaldığı, mevcut kaynakların verimliliklerinin düştüğü ve kuraklık dediğimiz doğa olayının periyodunun kısaldığı artık herkesçe bilinen bir olgu. Peki hal böyleyken özellikle Sapanca’da ruhsatlı ve ruhsatsız kaç tane bungalov var? Coğrafyayı kanser hücresi gibi saran bu yapıların su kaynaklarına verdiği zararın boyutları ne? Altyapısı olmayan bu bölgelerdeki atık su Sapanca Gölü’nü besleyen dereleri nasıl etkiliyor? Gerçekçi bir sanayi ve nüfus politikasına sahip miyiz? Sakarya ve Kocaeli’de kaç tane su fabrikası var? Son zamanların modası olan bağ evleri kırsal bölgelerdeki su kaynaklarını nasıl çökertiyor? Tartışılması, eleştirilmesi ve yöneticilere gerçekçi politikalar üretilmesi konusunda baskı yapılması gereken sorunların buralarda olduğunu düşünüyorum. ‘Hovardalık’ konusuna gelince; evet, burada kesinlikle bir hovardalık var.

Tarımsal sulama konusu ise bambaşka bir sorun. DSİ’nin 2020 yılı verilerine göre Türkiye’nin 57 milyar metreküplük yararlanılabilir suyunun 44 milyar metreküpü yani yüzde 77’lik kısmı sulama suyu olarak kullanılıyor. Avrupa’da ise bu rakam yüzde 25-30 civarlarında. Tarımsal sulama konusunda bölge ve iller bazında ise elle tutulur bir veriye sahip değiliz. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl yöneteceğiz?

Benim adıma bu konunun en can sıkıcı yönlerinden birisi de araştırmalarım sırasında aradığım DSİ Genel Müdürlüğü’ndeki ilgili kişinin, ilk defa bir gazetecinin kendilerine ulaşıp böyle bir şey sorduğunu söyleyerek bana teşekkür etmesi oldu.

SONUÇ YERİNE

Kant’ın felsefe tarihindeki köklü bir tartışmayı bir soru üzerinde yaptığı manevrayla yeni ve başka bir boyuta taşımasından ilhamla, ben de Kocaeli ile Sakarya arasında Ali Sağlık üzerinden düğümlenen su tartışmasına başka bir bakış sunmaya gayret ettim. Teknik yönü böylesine güçlü olan konuların günlük siyasetin diliyle ve araştırma yapmadan angaje olunmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Umarım manipülatif bir biçimde yönünü sorguladığım alan bizi kent fanatizminin kısırlığından kurtarır ve sorunun çözümü için bir sıçrama tahtası olur.

Ali Sağlık Sapanca Gölü Yuvacık Barajı