Helva sohbeti, Başiskele'ye yakışır

Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

Tüm Yazıları

Erbâin soğuklarındayız. Rûz-ı kasımın en soğuk kırk günü. Bilmeyenler için açıklayayım. Halk takviminde yıl, rûz-ı Hızır ve rûz-ı kasım olarak ikiye ayrılır. Yâni soğuk ve sıcak günler. 7 kasımdan 6 mayısa kadar süren soğuk günlerin en serti, aralık sonunda başlayıp ocak sonuna kadar devam eder ve zemheri olarak bilinir.

Eskiden, bu doksan günlük soğukta evlerde güzel vakit geçirmek için düzenlenen bir eğlence vardı: Helva sohbeti. Sohbet meclisleri, her zaman eğitim-öğretim kurumu olmuştur. Münevverlerin, kültür adamlarının hâtıralarında, genellikle evlerine gelip giden sohbet ehli büyüklerden bahis vardır. Bu sohbetlerde edep vardır, sırlı Türkçe vardır, güzel ses ve yorum vardır. İkramsız olmaz çünkü ikramsız misâfirlik kabir ziyâreti gibidir.

İşte helva sohbeti, sohbet ve ikrâmın mânâlı buluşmasıdır. Paâdişah sarayından köylere kadar her kesimden insanın, kendi zevki ve imkânlarına göre düzenlediği bir kış gecesi eğlencesi.

HELVA

Sohbetine geçmeden önce, biraz helvadan ve sırlarından bahsedelim. Arapça tatlı, güzel anlamına gelen helvanın, kültürümüzde önemli bir yeri vardır. Kutlanması gereken kişisel ya da sosyal olaylar, helvasız olmaz. Doğum, asker uğurlaması, hac dönüşü, yoğurt bayramı, çiğdem düğünü vs. hep helvayla kutlanmıştır. (Ölünün arkasından helva kavrulmasının sebebi, Orta Asya’dan gelen bir âdet. Ocakta yağ kokan bir yemek yapılır ki ölen kişinin rûhu evi ziyâret ettiğinde ocağın tüttüğünü, hayâtın devam ettiğini görüp sevinsin)

Helva, basit olarak un (veya irmik), tereyağı ve şekerden (önceleri bal, pekmez) yapılır. Süt katınca yumuşar. Anadolu'dan Balkanlar'a kadar, farklı malzemelerle çok çeşitli helva yapılır. Helva, çok kısık ateşte, uzun süre kavrulmaz ise iyi olmaz. Yâni sabırla pişer, sabrın tatlısıdır. Özel tavası vardır. Kaşık kaşık alınıp özel sahanda, sinilerde sunulur. Kısacası, emekli, eziyetli, törenli bir tatlıdır. Tavası özeldir, mânisi güzeldir.

Kaynana kazan karası
Körüm helva tavası
İkisini Allah alası
Oğlu bana kalası

Artık ne evlerin baş köşesinde kaynanalar kaldı, ne de mutfakların baş köşesinde helva tavaları...

HELVA SOHBETİ

Hem taşranın hem İstanbul'un sosyal hayatında mühim bir yeri olan helva sohbeti, kış gecelerindeki sohbet meclislerinin helvayla tatlandırılmasından ortaya çıktı. Halk arasında yapılanlar samimi olur; türkü, mâni söylenir, oyunlar oynanırdı. Sosyal tabaka yükseldikçe ciddileşir ve araya resmiyet girerdi. Eğlence olsa da tarzı, farklıydı. Devlet erkânının düzenlediği helva sohbeti görkemli olur, bâzen pâdişah da katılırdı. En üst düzey helva sohbeti, sarayda yapılandı.

EV AÇMA

Bugün argoda hırsızın bir eve girişini ifâde eden ev açma, Anadolu'da baba ocağından ayrılan evli erkeğin yeni ev kurmasına denir. Kış gelince, helva sohbetine tâlib olmak da ev açmaktı. Bir sonraki ev, sohbetin sonunda tesbit edilirdi. Helva ikram edilirken sonraki sohbette evini açacak kişiye şöyle denirdi:

Sohbet oyun sona erdi
Gitmemizin vakti geldi
Sohbet sırası size geldi
Buyurun helvayı helvayı

Sonra ev sâhibine dönülüp şöyle duâ edilirdi:

Ocağınız tüter olsun
Kesenize bereket olsun
Bu hâne hep mâmur olsun
Kalkmak zamanı, gitmek zamanı

Misâfirler dağılırken de diş kirâsı olarak helva sarılıp verilirdi.

Helva sohbetleri, 20. yüzyılın başlarında İstanbul'da sona erdi. Halkta ve sarayda, sosyal çalkantılar ve savaşlardan dolayı ne sohbet edecek ne helva kavuracak hâl kalmıştı. Anadolu'da ise yüzyılın ortalarına kadar devam etti. Batılı eğlence şekilleri iyice hayâtımıza girince tavan arasına kalktı. 2010 kışında Edirneliler, Edirne Vâliliği’nin öncülüğünde tavan arasının paslı kilidini açıp, tozlu eşyâlar arasında bir helva tavası buldular. Aşağı indirip temizlediler. Malzemeleri bir araya getirip helva kavurmaya başladılar. Maalesef bunu, evlerde değil dışarıda yaptılar. Oysa bu hâdise, evlerimizin yeniden sohbet meclisleri hâline gelmesi ve çocuklarımızın bu meclislere şâhit olması için çok önemli bir gelişme. Bir çeşit “eve dönüş” projesi. “Zâten evimizdeyiz” demeyin. Her akşam bir dizinin veya maçın misâfir olduğu, en geniş oda olan salonların kırk yılda bir gelecek misâfirler için kapalı tutulduğu, çocukların bilgisayar oyunlarıyla eğlendiği, mutfağında konserve ve dondurulmuş gıdaların saltanat sürdüğü, eşyâsına hizmet ettiğimiz evlerimizi âcilen şenlendirmemiz gerekiyor.

Geçenlerde bir haber gördüm. Edirne‘de Trakya Üniversitesi öğrencileri helva sohbeti düzenlemiş. Ne diyelim, darısı Kocaeli’nin başına! Buradan Başiskele Belediye Başkanı Yâsin Özlü’ye seslenmek istiyorum.

İlçenin güzel imkânları var. Bu kış geleneğini tavan arasından indirmeye ne dersiniz? Hiç zor değil. Türküde dediği gibi; un var, şeker var, yağ var.