İzmit'in taşı İstanbul'da altın oldu

Tıklayın, Nokta Gazetesi'ni takip edin
Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

Tüm Yazıları

Dünya tarihinin bu en büyük kentlerinden biri olan İstanbul'a Kocaeli'nin katkısını biliyor musunuz? Biraz abartılı olacak biliyorum ama İstanbul'un büyüklüğünün belki de yarısı Kocaeli sayesinde...

Kocaeli'nin diğer bir ismi de "Ağaç denizi"ydi. Kocaeli' ve çevresi inanılamaz bir ağaç yoğunluğuna sahipti.

Kocaeli'ye ağaç denizi diyen isimlerin başında olan Evliye çelebi bakın nasıl anlatıyor;

“Şehrin bütün yüksek evleri, bayırlar üzerinde olup, pencereleri denize bakar. Sokakları baştanbaşa beyaz taş kaldırımlarla döşelidir. Evlerin arkası dağlardır. Doğu tarafındaki dağlara 'ağaç denizi' derler. İçinde âdem kaybolur. Göğe yükselmiş öyle ulu ağaçları vardır ki gölgesinde bin koyun gölgelenir.”

Bu sebeple Kocaeli çevresinde elverişli ormanların bulunması her dönemde burada gemi inşa faaliyetlerinin yoğun olarak yapılamasına sebep olmuştu.

İzmit'te, Osmanlı tarafından fethedilmeden çok önceleri de tersane bulunduğu biliniyor.

Bölgenin Osmanlı egemenliğine girmesinden sonra da gemi yapımı özel bir yer tutar.

İstanbul'dan sonra en büyük tersanenin İzmit'te kurulması tesadüfi değildir.

Kocaeli ve çevresindeki bu ağaç zenginliği sürekli İstanbul'un imarı ve gelişmesi için kullanıldı. İstanbul'un fethi öncesinden başladı aslında İzmit'in İstanbul'u ihya etme çabası. Rumelihisarı'nın inşası için gerekli kereste İzmit'ten getirilmişti.

İstanbul'un fethinde sonra da harap durumdaki İstanbul'un imarı için yine kereste ihtiyacını İzmit sağladı.

II. Murat'ın annesi Nurbanu Sultan'ın Üsküdar'da yaptırdığı Atik Valide Sultan Külliyesi için gerekli olan taş ve mermerin yanı sıra keresteler de yine İzmit'ten sağlanmıştı.

1770'te Osmanlı donanmasının çeşme Limanı önünde yakılmasından sonra donanma yeniden teşkil edilirken gemi inşası için gerekli kereste İzmit'ten sevk edildiği gibi, 1827'de Navarin'de yok edilen donanmanın yeniden inşası sırasında da İzmit'te pek çok gemi yapılmıştı.

İzmit sadece kereste ile değil, tarihi zenginliği ile de İstanbul'u besledi. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneninde, tarihi Nikomedia'nın mermerleri çıkarılarak kestirilmesi ve inşaatların temelinde kullanılmak üzere İstanbul'a gönderilmeye başlandı.

Bu sıralarda İzmit'ten geçen Alman seyyah Hans Dernschwam’da bu hususu ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. İzmit'ten çıkarılan büyük taşların ve sütunların çok önceleri de İstanbul'a götürüldüğünden bahseden Dernschwam'ın İzmit ile ilgili yazdıkları şöyle;

"Şimdi duvarların temelleri kazıldığında güzel, büyük ve sanatkarane yontulmuş taşlar çıkıyor. (...) Burada buna benzer büyük mermer sütunlardan çok varmış. Şimdi şuradan buradan kazıp çıkarıyorlar. Çok büyük oldukları için burada alıp satamıyor, gemilere yükleyip İstanbul'a da yollayamıyorlar. Mimarın tarifi üzerine büyük mermerleri bıçkıhanede kesip padişahın yaptıracağı cami ve binalarda kullanılacak hale getiriyorlar. Deniz kenarından şoseler bu saraya doğru uzanıyor. Ayrıca büyük, geniş bir meydan var. Her tarafı kare şeklinde taşlarla kaldırım döşenmiş. Bu kaldırım taşlarını da söküp götürüyorlar. Bunlar dışında etrafta bahçeler ve tarlalar görülüyor. Neresi kazılsa yerin altından yontulmuş, işlenmiş taşlar çıkıyor. "

İzmit'te kesilerek gemilere yüklendikten sonra İstanbul'a gönderilen bu mermerler, o tarihlerde yapılan hemen hemen bütün yapılarda kullanılmış. En önemli yapılardan biride Süleymaniye Camii.

Mimar Sinan'ın kalfalık devri eseri olarak nitelendirilen Süleymaniye Camii, klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri. Yapımından günümüze dek İstanbul'da yüzü aşkın deprem gerçekleşmesine karşın, caminin duvarlarında en ufak bir çatlak oluşmamıştır.

Ne dersiniz, bunda İzmit'ten giden taşların bir etkisi var mıdır?

Süleymaniye Camii'nin dışında yine İstanbul’da bulunan pek çok eser için gerekli olan taş, mermer ve keresteler yine İzmit'ten sağlandı.

Bir daha İstanbul'a tarihi eserleri görmeye giderseniz bir de bu gözle bakın. Ahşap evlerdeki İzmit kokusunu, cami ve külliyelerdeki İzmit taşlarını bakalım görebilecek misiniz...