-İnsan kardeşini ölüme terk eder mi Sayın Bakan? -İşte Dilovası’nda ölen Tuğba ve Nisa’nın hikâyesi

Emirhan Akman

Emirhan Akman

Tüm Yazıları

Yaşamadan ölmeye itirazım var…”

Bunu yazmayacaksam ellerim tutulur parmaklarım kopar. Bunu yazamayacaksam yok olurum ya da yok olmayı, helâk edilmeyi beklerim. Bunu yazmazsam çürürüm. Çünkü olman gereken yerde olman gereken zamanda yoksan, nerede olursa olsan ol bir önemi yoktur, bilirim. Ben buradayım ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a bir soru sormak için buradayım…

TUĞBA VE NİSA’NIN FOTOĞRAFI

Önümde Dilovası’nda ölen 6 kişiden 2’sinin fotoğrafı var. Birisi 18 yaşında Tuğba Taşdemir, diğeri 15 yaşında Nisa Taşdemir. Nisa ve Tuğba selfie çekmişler. Makyaj yapmışlar, çok da şık olmuşlar. Belli ki bir fabrikada onlarca ihmal sonucu öleceklerinden haberleri yok. Kıyafetleri özenle seçilmiş belli ki onların da zenginler, imtiyazlılar, özel doğanlar gibi özenerek gitmek istediği yerler varmış. Belli ki kaçak parfüm atölyesinde çalışmak zorunda kaldıkları zaman dışında kendilerine ayırdıkları bir zaman varmış. Bu fotoğraf sayesinde buna tanıklık ediyoruz. Bu fotoğrafın fabrikada yanarak can verdiklerinden kısa bir süre sonra arkadaşları sayesinde onların hikâyesine biraz olsun tanık olalım diye bir gazeteci tarafından ortaya çıkarılacağından habersizler. Tuğba ve Nisa’nın gelecek hayalleri olduğuna eminim, hayalleri olmasa evde oturur kaderlerini beklerlerdi. Belli ki evden çıkmak ve çalışmak zorundaydılar, üstelik gelecek hayalleri de olmalı ki o lanet yerde çalışıyorlardı.

-İnsan kardeşini ölüme terk eder mi Sayın Bakan? -İşte Dilovası’nda ölen Tuğba ve Nisa’nın hikâyesi - Resim : 1

BU HİKÂYEYİ BİLİYORUM

Nisa ve Tuğba’yı hiç tanıyamadım, önümde sadece fotoğrafları ve hayatlarının sonu var ama ben bu hikâyeyi biliyorum… Ben bu hikâyeyi çok okudum, çok yazdım ve çok yazacağa benziyorum. Bu hikâyenin bir parçası olarak en büyük görevim yazmak ve hatırlatmak, birilerinin kafasına çivi gibi gerçekleri çakmak. Elimdeki tek güç unutulmasını istedikleri şeyi hatırlatmak ve doğru soruyu sormak. Bakan Işıkhan doğru soruya hazır mısın? Cevap vermeni çok isterdim ama veremezsin üstelik zaten vermemelisin. Bu sorunun cevabı çok açık.

ÇARESİZLİK İŞTE BUDUR

Bakan Işıkhan…

6 kişiye mezar olan Dilovası’ndaki parfüm atölyesi daha önce CİMER’e şikâyet edilmiş mi? Sigortasız çalıştırılıyor denilmiş mi? Denilmiş. Yaşı 18’den küçük işçi var mı? Var. İş güvenliği yok denilmiş mi? Denilmiş. Kovulma tehdidiyle, yoksul insanlar sömürülüyor denilmiş mi? Denilmiş. Yani elinizde bu iş yerine dair daha önce bir başvuru var… Yani kurumunuzun bu iş yerinden eğer merak etseydi her şeyiyle haberdar olabilirdi ama olmamış. Olmamış ve oradaki çaresiz insanları patrondan sonra ikinci kez devlet terk etmiş… Yok hayır, burada da Vedat Işıkhan’a bir soru sormadım. Soruyu en sona saklıyorum. Soruyu bana Işıkhan verdi, henüz haberi yok…

KARDEŞİM DEMİŞ

Sayın Vedat Işıkhan yanarak ölen 6 kadın işçi için olay yerinde açıklama yaptı. Şöyle dedi, “Patlamada 6 emekçi kardeşimiz hayatını kaybetmiş, 7 kardeşimiz de yaralanmıştır”. Kardeşim diye bahsetti yani ölen ve yaralananlardan Vedat Işıkhan.

BENİM İÇİN KARDEŞLİK BUDUR

Işıkhan benim de 25 yaşında bir kardeşim var. Kardeşimle aramdaki hukuku size anlatmak isterim. Kardeşim nefesimin yarısıdır. Kardeşimi yarı yolda bırakmam, insan kardeşini yolda bırakmaz. Bir şey söyleyeyim mi? Kardeşim 30 çocuk arasında oynasın, onun sesini duyardı kulağım. Kardeşim bir bağırsa beş bakardım. İnsan kardeşinin çığlığını duyar çünkü, duymalı. İnsan kardeşini kaderine terk etmez. İnsan kardeşini göz göre göre kötü şartlarda çalıştırmaz. Kardeş için ölüme gidilir, kardeş için dağ sırtlanır; kardeş için mermiye göğüs gerilir. Ben kardeşimi öyle seviyorum, insan yeri gelir kardeşiyle birlikte ölür. Kardeşlik hukuku bağlayıcıdır, kolay çözülmez.… Bir şey söyleyeyim mi? Yanarak fabrikada can veren Tuğba ile Nisa da eminim birbirlerini bu kadar çok seviyordu. Onlar da kardeşti… Size kardeşliği hatırlatıyorum Sayın Işıkhan, beni mecbur bıraktınız. Affınıza sığınmadan soruyorum, affınıza borçlu değilim. Zira borçlu olan sizsiniz…

İNSAN KARDEŞİNİ BÖYLE TERK EDER Mİ?

Sayın Vedat Işıkhan insan kardeşini böyle terk eder mi? Kardeşim diyorsunuz ölen işçilere. İnsan kardeşini böyle şartlarda çalıştırır mı? Soruyorum Işıkhan insan kardeşine geç kalır mı? İnsan kardeşinin göze göre göre ölmesine seyirci kalır mı? İnsan siz gibi kardeş ister mi? İstemez Sayın Işıkhan. Ben istemem şahsen, eminim Tuğba ve Nisa da istemezdi. Umarım işçilere kardeşim demeyi bırakırsınız. Çünkü kardeş kardeşi terk etmez Sayın Işıkhan. Kardeş kardeşi karanlıkta kapısız, çaresiz bırakmaz; korur ve kollar. Görüyorum ki siz bundan yoksunsunuz… Ne olur bizi daha fazla incitmeyin lütfen Işıkhan.