Şantiyede Açan Çiçekler
Selam, biliyorsunuz kadın olmanın bayağı zor olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Peki ya şantiyede kadın olmak? Şimdi bunu size nasıl anlatayım? Ben bir iç mimarım ve kadınım. Bu iki durum aradan yıllar geçmesine rağmen hem şantiye ortamında hem kafamın içinde şaşkınlık uyandırıyor. Toplumda zaten iç mimarlığa dair müthiş bir algı farklılığı var. Sanki işimiz koltuk perde seçimlerinden, duvar boyasını belirlemekten ibaretmiş gibi bakılıyor. Tabi bunda ne yazık ki hem meslek öncülerimizin yeterli pazarlamayı yapamaması hem de diğer teknik meslek yoldaşlarımızın yıllarca rüştümüzü kabul etmemesi oldukça etkili. Yani anlayacağınız sadece kadın olmakla değil bir de iç mimar olmanın engebesini geçmemiz gerekiyor dostlarım.
Mesleğe yeni başlayan bütün yeni mezunlar gibi elbette biz de ilk başta gözlemler, sorular sorar öğreniriz. Zaman geçtikçe sahada şöyle bir durum gelişir. Meslek tanımının farkında olmayan teknik personeller ve saha personelleri bilgini ve iş bitiriciliğini sorgular. İnşaat hiç durmayan ucu bucağı olmayan bir alandır. Her şantiye birbirinden farklı bir deneyimdir. Bazen hataları önden fark eder durumu toparlarsınız. Bazen iş işten geçmiş olur hem maddi hem zaman kaybıyla olayı kurtarırsınız( iyi ihtimal). Bazen de artık yapılacak hiçbir şey olmaz ve o hatayı kabul edip müşterinizi ikna etmeniz gerekir. Bunlar her meslektaşımın ve benzer meslek gruplarının başına en az bir kere gelmiştir. Ve çok normaldir. Yaptığımız işler insan üretimi ve çok karmaşık aşamalardan geçerek tamamlanıyor. Ufak bir gözden kaçırma büyük sonuçlara mal olabiliyor. Neticede insan olduğumuzu unutmamakta fayda var. Ancak tüm samimiyetimle söylüyorum basit hataları bile bir kadının yapmasıyla bir erkeğin yapması arasında dağlar kadar fark var. Verilen tepkiler işin tüm rengini değiştiriyor.
İlk inşaata girip yeni insanlarla çalışmaya başladığınızda ‘’Şantiye biraz ağırdır, nasıl olacak, zorlanmaz mısın?‘’ ya da ‘’Ben olsam bir doktor, hemşire olsaydım. Öğretmen mesela ne güzel gider gelirdin okulda saatin belli olurdu…‘’ gibi gibi bir sürü öneriyle gelirler. İnsanın ‘‘ neyse ki ben değilsin’’ diyesi geliyor bazen değil mi? Korkmayın genç dostlarım zamanla deriniz kalınlaşıyor. İşinizi ne kadar düzgün yaptığınıza şahit oldukları zaman dirençleri bir yerde kırılıyor ve teslim oluyorlar. Zaten mesele mesleki yeterlilik değil, sizin kadın olmanız. Hâlbuki kadın beyninin bizim işimiz gibi detayları ele alma konusunda birçok avantajı var. Ama duygusal varlıklar olmamız ne kadar iyi detay çözebildiğimizin önüne geçiyor. Anca size bir haberim var. Bütün tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki hak ediş hesapları ve kullandığımız tasarım programları pek cinsiyet tanımıyor.. Var olabilecek herhangi bir soruna çözüm üretme refleksi biyolojik değildir.
Kadınların şantiyede olmasının istisna değil de bir zorunluluk olduğu günlerin hayaliyle yaşıyorum. Çiziminden uygulamasına hem bir işi yapmak hem de burada olmayı hak ettiğimizi ve cinsiyet yeterliliğimizi ispatlamak zorunda kalmadığımız günlere mi diyeyim? Hangi sektör olursa olsun en güzelini hep biz yaparız canım kadınlar, kim ne derse desin bunu unutmayalım olur mu?
Ailenin iç mimarından sevgiler…