İnsan bulunduğu kabın şeklini alır mı?

Dr.Öğr.Üyesi Serkan Engin

Dr.Öğr.Üyesi Serkan Engin

Tüm Yazıları

Hayatımızın herhangi bir döneminde pek çoğumuzun başına gelmiştir.

Çocukluğunuzda, okulda, iş yerinde hayatınızın belli bir kesitinde çok samimi olduğunuz, yediğiniz içtiğinizin ayrı gitmediği bir kişinin farklı bir ekonomik düzeye geçince, yan masanızdan kalkıp yönetici pozisyonuna terfi edince farklı bir kişiliğe büründüğünü, önceki durumun artık sürmediğini yani eski çamların bardak olduğunu görmüşsünüzdür.

Herkes için geçerli olmasa bile bazı kişilerde bu değişimin olmasının sebebi acaba nedir?

Bu soruyu cevaplamadan önce biraz daha derine inelim ve farklı bir pencereden bakmak için şu soruları da soralım.

Her gün bir şekilde karşılaştığımız, duyduğumuz bunca şiddet olayının failleri neden bu olayları yapar?

Bu bir kişilik zafiyeti midir, yoksa bu duruma yönelten başka bir sebep mi vardır?

İnsan zaten kötü müdür, yoksa içinde bulunduğu ortam mı onu böyle yapar?

Bu sorulara cevap arayan 1933-2024 yılları arasında yaşayan Amerikalı psikolog Philip Zimbardo 1971 yılında çalıştığı Stanford Üniversitesi’nde bir deney gerçekleştiriyor.

Bu deney için üniversite binasının bodrum katında bir hapishane tasarlatıp deney için24 gönüllü öğrenciyi seçiyor.

Seçtiği öğrencileri rastgele, 12 mahkûm ve 12 gardiyan olmak üzere iki gruba ayırıyor.

Deneyde mahkûm rolündeki kişiler, inandırıcı olması açısından polis tarafından evlerinden alınıp tutuklanarak üniversiteye getiriliyor vemahkûm kıyafeti giydirilerek hapishanedeki hücreye yerleştiriliyor.

Gardiyan olan kişiler de yine evinden alınarak üniversiteye getirildikten sonra gardiyan kıyafeti giydiriliyor ve gardiyanların mahkumlarla göz temasını kısıtlamak için bu kişilere güneş gözlükleri taktırılıyor.

Deneyde, gardiyanlara görevleri gereği olan güçlerini nasıl kullanacakları konusunda hiçbir şey söylenmiyor ve gardiyanlardan sadece hapishanedeki düzeni sağlamaları isteniyor.

Deneyin ilk günleri sakin geçmesine rağmen, devamında gardiyanlar ellerindeki gücü giderek kötüye kullanmaya başlıyor ve mahkumlara uyguladıkları psikolojik baskı sonucu mahkumlar isyan başlatıyor.

Bazı mahkumlar isyanı arttırıp daha fazla ceza alırken bazı mahkumlarda psikolojik çöküş, depresyon ve intihar belirtileri gözlemleniyor.

Deneyde gardiyanların uyguladığı şiddet miktarı artıp, mahkumların isyanı kontrol edilemez duruma geldiği için iki hafta olarak planlanan deney altıncı gününde sonlandırılmak zorunda kalınıyor.

Zimbardo’nun yaptığı bu deney, insanın özünde iyi veya kötü olarak adlandırılmasının yetersiz olduğunu, bir olayda bakılması gerekenin çevre ve içinde bulunulan koşullar/sistem olduğunu ortaya koyması açısından oldukça önemli sonuçlar veriyor.

İnsanoğlu binlerce yıldır başına gelen pek çok olayı atlatıp günümüze ulaşabildiyse, belki de bu, içinde bulunduğu ortamlara kolay uyum sağlaması sayesinde oldu.

Eğer koşullar bir kişiye, başka kişilere kötülük yapabileceği ve kötülüğü yapınca da kendisine bir şey olmayacağı bir ortamı veriyorsa, maalesef o kişi de, kötülük yapmaktan ve şiddete başvurmaktan geri durmuyor.

Hal böyle olunca uluslararası hukukta yaptırımla karşılaşmayan ülkeler diğer ülkelere-dolayısı ile çoğu zaman günahsız olan o ülkenin sivillerine - şiddet uygulayabiliyor.

Benzer olarak herhangi bir toplumda, kötülükleri yapanlar, şiddet uygulayanlar eğer bunun karşılığı olan hukuki yaptırımı almazsa veya almayacağı inancı taşırsa, diğer insanlara kötülük yapmaktan geri durmuyor.

Bu sebeple hem devletler hem de herhangi bir toplumun bireyleri arasındaki ilişkilerde işlenen suçları sadece bireysel eylemler olarak görmek, bu suçları sadece bir kişinin psikolojisine, ekonomik durumuna, eğitimine indirgemek gerçek durumun tespit edilmesini perdeleyebilir.

Elbette bir eylemde yukarıda sayılan etkenler suça iten en önemli unsurlar, suçun sebepleri olabilir ve bunları yapanların da en büyük cezaları alması gerekir.

Ama bunları değerlendirirken eylemin oluştuğu koşulları da göz ardı etmemek gerekir.

Nasıl ki lezzetli bir meyvenin yetişmesi için tohumunun iyi olması yanında, toprağının verimli, ışığının, güneşinin ayarında, sulama miktarının ve bakımının da iyi olması önemli ise bir insanın iyi olması için de kişiliğinin yanında içinde bulunduğu koşulların da kötülüklere olanak veren ortamdan ziyade iyiliklere yönelten şekilde olması gerekir.

Buraya kadar yazılanlar moralinizi bozmuş olabilir. Ama diğer açıdan bakınca aslında bu anlatılanlarda moral bulacak iyi bir taraf da var.

Hapishane deneyinde olduğu gibi ortam kötüleşince, güç kontrol edilmeyince ve ceza ile karşılaşmayınca insanlar kötüleşiyorsa, ortam iyileşince, güç kontrol edilince ve kötülüklerin cezası verilince dünya/toplum daha yaşanılası olmaz mı?

Bence olur.

Sizce?