İnsan Hayatını Nasıl Dokur?

Dr. Hakan Çolak

Dr. Hakan Çolak

Tüm Yazıları

Hayat çoğu zaman bir kumaş gibi ilerler. Biz ise o kumaşın üzerinde yürüdüğümüzü sanırız. Oysa gerçekte yürümeyiz; işleriz. Attığımız her adım, verdiğimiz her karar, söylediğimiz her söz kumaşın üzerinde küçük bir iz bırakır. Bu izlerin çoğunu o anda fark etmeyiz. Çünkü hayatın içindeyken desen görünmez; yalnızca iplikler görünür. İnsan hata yaptığında bunu bir kopuş gibi hisseder. Sanki kumaş yırtılmış, sanki desen bozulmuş gibidir. Bu yüzden hatalardan utanır, onları saklamak ister. Geçmişe baktığında bazı anların üstünü örtmeye çalışır. “Keşke yapmasaydım” dediğimiz anların sayısı çoğu zaman yaptıklarımızdan daha fazladır.

Fakat zaman geçtikçe tuhaf bir şey olur: Uzaktan bakmaya başladığımızda, o hataların hepsinin bir yer tuttuğunu fark ederiz. Hayat yakından bakıldığında dağınık ipliklerden oluşur. Ama uzaktan bakıldığında bir desen ortaya çıkar. İnsan gençken hayatın yalnızca doğrularla ilerlediğini düşünür. Doğru kararlar, doğru insanlar, doğru zamanlar… Sanki iyi bir hayat kusursuz seçimlerden oluşuyormuş gibi.Oysa gerçek hayat böyle işlemez. Çoğu zaman yönümüzü yanlış dönüşlerde buluruz. Bizi büyüten şey çoğu zaman başarı değil, başarısızlığın bıraktığı izdir.

Bir yanlış, insanın düşünme biçimini değiştirir. Bir hata, insanın kendisi hakkında bilmediği bir tarafı ortaya çıkarır. Bazen bir kırgınlık, bir meslek seçimi, bir şehir değişikliği, bir ilişki… O an büyük bir yanlış gibi görünen şeyler, yıllar sonra hayatın yönünü belirleyen kırılma noktalarına dönüşür. Bu yüzden insanın hayatı doğrularla değil, yanlışlarla dokunur. Nakış da böyle bir şeydir aslında. Yakından bakıldığında iplikler karmaşık görünür. Bazen düğümler vardır, bazen yön değiştiren çizgiler. Ama biraz uzaklaştığınızda hepsi bir resme dönüşür. Deseni oluşturan şey yalnızca düzgün çizgiler değildir; eğriler, kırılmalar ve geri dönüşler de o resmin parçasıdır. İnsan hayatı da tam olarak böyle işler.

Bize öğretilen şey çoğu zaman hatalardan kaçınmaktır. Oysa belki de hayatın daha derin gerçeği şudur: İnsan yalnızca doğrularıyla değil, yanlışlarının bıraktığı izlerle olgunlaşır. Hata yapmak çoğu zaman bir eksiklik değil, bir süreçtir. Bir öğrenme biçimi değil yalnızca; bir dönüşüm biçimi. Yıllar geçtikçe insan geriye bakar ve bazı anları yeniden görür. Bir zamanlar utanç duyduğu, pişman olduğu, keşke dediği şeylerin aslında hayatın deseninde bir yer tuttuğunu fark eder. Belki de hayatın garip tesellisi burada saklıdır. Çünkü sonunda insan şunu anlar: Hayat kusursuz bir dokuma değildir. Ama tam da bu yüzden gerçektir. Ve belki de bu yüzden, geriye dönüp bakınca şu cümle anlam kazanır:

Her yanlış, hayatın kumaşına atılmış bir nakıştır.