Güvenli bir gelecek var mı?

Dışarıda insanın kemiklerine işleyen o keskin ocak soğuğu hüküm sürerken, evin içindeki manzara bambaşka. Bizim kediler, evin en sıcak köşelerini çoktan parsellemişler; kalorifer peteklerinin üzerinde veya güneşin cılız da olsa vurduğu minderlerde birer yumak olmuş, sonsuz bir güvenle uyuyorlar. Onların bu huzurlu kıvrılışında, başlarını sokacakları sıcak bir yuvanın ve bir sonraki öğünlerinin geleceğine dair duydukları o sarsılmaz "güven" hissi var.

​Ancak biz insanlar için 2026 yılı, bu "güven" kelimesinin jeopolitik sözlüklerden silinmeye başladığı bir yıl olarak kayıtlara geçiyor. Eurasia Group ve Ian Bremmer’ın henüz taze yayımlanan "2026 Dünya Risk Raporu", kedilerimizin o huzurlu uykusunun aksine, bizleri oldukça uykusuz gecelerin beklediğini fısıldıyor. Dolayısıyla onları da...

​Ian Bremmer ve ekibine göre 2026, bir dönüm noktası. Artık sadece krizleri konuşmuyoruz; sistemin bizzat kendisinin, yani o sarsılmaz sandığımız "küresel çatının" çatırdayışını izliyoruz. İşte bu yılın köşe başlarını tutan o kritik riskler:

​1. ABD'de Siyasi Devrim: En Büyük Bilinmez

​Listenin bir numarasında şaşırtıcı olmayan ama korkutan bir başlık var: ABD’deki siyasi dönüşüm. Rapor, Donald Trump’ın ikinci döneminde "denge ve denetleme" mekanizmalarının artık işlevini yitirdiğini savunuyor. Bremmer, ABD'nin artık küresel düzenin garantörü değil, bizzat o düzeni sarsan ana risk kaynağı haline geldiğini vurguluyor. Dünyanın en büyük gücü, kendi içindeki bir "siyasi devrimle" meşgulken, dışarıya verdiği güven de buharlaşıyor.

​2. "Elektrik Yığını" ve Çin’in Hâkimiyeti

​Teknoloji dünyasında kartlar yeniden karılıyor. Çin, bataryalardan dronlara, elektrikli araçlardan yapay zekaya kadar modern ekonominin kalbi olan "elektrik yığınını" (electric stack) domine etmiş durumda. Rapor, ABD’nin bu teknolojik liderliği Çin’e kaptırmasını 2026’nın en büyük ikinci riski olarak görüyor. Artık sadece petrol değil, "elektronlar" üzerinden bir güç savaşı yaşanıyor.

​3. "Donroe Doktrini" ve Bölgesel Gerilimler

​Bremmer, Trump’ın Monroe Doktrini’ni güncelleyerek Batı Yarımküre’de daha saldırgan bir tutum izleyeceğini öngörüyor ve buna esprili ama uyarıcı bir isim takıyor: Donroe Doktrini. Venezuela üzerindeki baskının artması ve ABD’nin kendi "arka bahçesinde" kuralları tek taraflı belirleme arzusu, küresel istikrarı pamuk ipliğine bağlıyor.

​4. Kuşatılmış Avrupa ve Hibrit Savaşlar

​Avrupa cephesinde ise işler pek iç açıcı değil. Fransa, Almanya ve İngiltere’deki zayıf hükümetler, içeride popülizmle, dışarıda ise Rusya’nın hibrit savaş taktikleriyle boğuşuyor. Rapor, Rusya’nın artık sadece Ukrayna sahasında değil, NATO topraklarında siber saldırılar ve dezenformasyonla "ikinci bir cephe" açtığına dikkat çekiyor.

​5. Yapay Zekanın "Kendi Kullanıcısını Yemesi"

​Teknoloji cephesinde yapay zeka artık sadece bir fırsat değil, bir risk. Şirketlerin kâr hırsıyla etik sınırları zorlaması, reklamların ve yönlendirmelerin gerçek bilgiyle iç içe geçmesi, toplumsal güveni temelinden sarsıyor.

​Güvenin Buharlaştığı Bir Yıl

​Kedilerimiz sıcak köşelerinde kıvrılırken, aslında o evin sağlamlığına ve bizim onları koruyacağımıza güveniyorlar. 2026 raporu ise bize şunu söylüyor: Küresel sistemin "duvarları" artık o kadar sağlam değil ve "ev sahibi" olan büyük güçler kendi dertlerine düşmüş durumda.

​Bremmer'ın "G-Zero" olarak adlandırdığı, yani hiçbir gücün liderlik etmediği bu başıboş dünya düzeninde, 2026 yılı "her koyun kendi bacağından asılır" mottosunun jeopolitik gerçeğe dönüştüğü bir yıl olacak gibi görünüyor. Belki de bu belirsizlik çağında yapabileceğimiz en iyi şey, kedilerimizden o anın tadını çıkarma ve en azından yakın çevremizde küçük güven adacıkları oluşturma dersini almaktır.

​Bu raporun detaylarını ve tamamını internette bulabilirsiniz.