Elmaslar
Bir terzi atölyesinde, öğle yemeği saatinde kadınlar masa başında toplanır. Bir kadın diğerine yüzündeki morluğu sorar. Kadın böcek ısırığı olduğunu söyler.Bir başka kadın "Bu böceğin bir sakalı ve bıyığı var mı peki?" diye sorar.
Ferzan Özpetek'ten birkaç kadın hikayesi izlemeye hazır mısınız? Usta yönetmen Ferzan Özpetek, sinema dilinin kendine has sıcaklığını, hüznünü ve büyüleyici atmosferini bir kez daha perdeye taşıdığı son filmi "Diamanti" (Elmaslar) ile ödüller aldı ve adaylıkları da var . Film, Özpetek sinemasının tüm alametifarikalarını barındırırken, aynı zamanda odağına aldığı güçlü tema ile yönetmenin filmografisinde özel bir yer ediniyor: Kadın dayanışması ve "kız kardeşlik" ruhu. İtalya'nın ve Türkiye'nin Almodovar'ı gibi düşünün onu bu filmde.
1970'ler Roma'sında Bir Kadın Tapınağı
"Diamanti", seyirciyi 1970'li yılların Roma'sına, prestijli bir haute couture terzihanesinin büyülü ve hareketli dünyasına davet ediyor. Bu terzihane, sadece giysilerin dikildiği bir atölye değil, aynı zamanda farklı geçmişlerden, karakterlerden ve hayat mücadelelerinden gelen bir grup kadın için adeta bir sığınak ve ortak yaşam alanı haline geliyor. Film, açılış sekansından itibaren, Özpetek'in imzası haline gelen o nostaljik, samimi ve büyülü gerçekçi havayı ustalıkla kuruyor.
Hikâye, temelde bu kadınların atölye çatısı altında ördükleri güçlü bağları, birbirlerine destek oluşlarını ve kişisel zorluklarla nasıl baş ettiklerini anlatıyor. Kadınların günlük hayatta karşılaştıkları şiddet, ekonomik baskılar ve annelik sorumluluğu gibi temalar, hikâyenin akışına bir nakış gibi işlenirken, film boyunca baskın olan duygu, birlikte var olmanın sarsılmaz gücü oluyor. Özpetek, kadın karakterlerin iç dünyalarını işleyişindeki derinlikle ve onlara duyduğu büyük saygıyla, kadınların yaşamın "taşıyıcı kolonları" olduğu tezini güçlendiriyor.
İyi Yemek, İyi Müzik (Bir de kedi varsa, başka neye ihtiyacınız olur ki?)
Bir Özpetek klasiği olarak, film ilerledikçe, damarlarıınızda geniş sofralar, lezzetli yemekler ve unutulmaz şarkılarla dolaşmaya başlıyor. Yönetmen, yemeği ve müziği karakterler arasındaki duygusal alışverişin bir aracı olarak kullanarak, hikâyenin samimiyetini ve sıcaklığını katbekat artırıyor. Filmin sinematografisi, kostüm ve set tasarımı 1970'lerin ruhunu ve terzihanenin ihtişamını adeta bir görsel şölene dönüştürüyor.
Özellikle filmin, yönetmenin kendisini canlandırdığı - vet filmde Ferzan Özpetek de oyuncu olarak var!- kilit sahnelerle başlaması, hikâyenin kişisel bir yolculuk ve Özpetek'in kendi hayatından izler taşıyan çok özel bir proje olduğu hissini kuvvetlendiriyor.
İtalya Best Of
İtalya'nın en sevilen 18 aktrisini bir araya getiren "Diamanti"nin oyuncu kadrosu, adeta bir yıldızlar geçidi. Luisa Ranieri, Stefano Accorsi, Aurora Giovinazzo ve Jasmine Trinca gibi isimlerin önderliğindeki bu topluluk, karakterlerinin duygusal derinliğini ve enerjisini başarıyla yansıtıyor. Oyuncular arasındaki uyum ve dinamizm harika.
Film, İtalya'da vizyona girdiği andan itibaren eleştirmenlerden tam not almayı başardı ve büyük bir gişe başarısı yakaladı. İtalyan basını, Özpetek'in görsel dilini, dönem detaylarına verdiği önemi ve kadınların güçlü ruhunu işleyişini övgüyle karşılıyor. Filmin, "gerçekleşmiş bir ütopya" ve "çok ama çok feminen bir dünya" olarak tanımlanması, eleştirinin genel çerçevesini çiziyor.
Sonuç olarak "Diamanti" Ferzan Özpetek'in sinemayı "arzuladığı bir dünyayı anlatmaya yarayan sihirli bir değneğe" dönüştürdüğü, duygusal, sıcak, şık ve her şeyden önemlisi kadın ruhuna yazılmış güçlü bir aşk mektubu niteliğinde.
Kumaş işçiliği ve elbiseler üzerine birkaç şey öğrenmek ve güzel elbiseler görmek de güzel ayrıca. Dikimevi ve terzihanelerde hakkı yenen türde bir sanat yapılıyor, iyi yapıldığında.