Vali belediye başkanı olsa ne olurdu?
Belediye başkanları, merkezi yönetim tarafından vali gibi atansaydı, nasıl hizmet ederlerdi?
Bu soru uzun zamandır kafamı kurcalıyordu. Neden bir sabah uyandığımızda valilikte ‘ihale yolsuzluğu’ veya ‘rüşvet operasyonu’ gibi haberlerle karşılaşmıyoruz?
Bazen arkadaşlarla sohbet ederken konu dönüp dolaşıp hep belediyelere geliyor. “Şu konuda yanlış yapmışlar, burada hata yapmışlar, şu kişi yanlış davranmış” gibi eleştiriler ardı ardına sıralanıyor. Ancak bu konuşmaların hiçbirinde, valilikte şöyle bir yolsuzluk olduğu, valiliğin yanlış bir atama yaptığı ya da bir vali yardımcısının herhangi bir olaya karıştığına dair bir hiçbir konuya denk gelmedim.
Sonra kendime sordum: Vali, belediye başkanı olsaydı satın alma işini doğrudan temin ile yapar mıydı? Valilikten maaş alıp çalışıyor görünen ama hiç valiliğe uğramayan bir personel, valilik bünyesinde barındırılır mıydı? Vali, vermiş olduğu ihalenin sonucunda yapılan işin kontrolünde daha kontrolcü olur muydu? Açıklanan ihalelerde veya doğrudan temin işlerinde, iş verdiği kişilerde parti ayrımı yapar mıydı, yoksa daha mı eşit davranırdı? Parti ayrımı gözetmeden, sadece devletin kasasını düşünerek işi en iyi ve en ucuza yapacak kişiyi mi seçerdi? Vali, kamuya ait malların satış ihalelerini nasıl yapardı?
Dönem dönem valiliğe bağlı kurumların arsa veya farklı gayrimenkuller sattıklarını görüyoruz. Belediyelerle kıyasladığımız zaman daha şeffaf görünüyor.
‘İlçeleri vali yardımcıları yönetseydi, sistem merkezi belediyenin vermiş olduğu sistemin aynısını ilçe belediyelerinde de görür müydük?’ diye sorguladığımız zaman, mesela her ilçe belediyesinin kendi ulaşım parkları olur muydu? Her ilçe belediyesinin kendi otobüs ağı olur muydu?
Her il ve ilçe belediyesi, kendini daha iyi yönetebileceği bir sisteme dahil olabilir miydi?
Bunları sorgularken aklıma kayyum atanan belediyeler geldi...
O belediyelerdeki yönetim biçimine baktığımız zaman, biraz önce yukarıda saydığım belediye hizmetlerinden daha iyi bir hizmet verildiğini, o bölgede yaşayan insanların kendi ağzından birebir dinledim.
Hükümet kanadından konuştuğum bazı isimler, kayyum atanan belediyeleri başarılı buluyorlar. Ben de bazen soruyorum: ‘Madem atadığınız kayyumlar bu kadar başarılı, neden belediye başkanlarının aynı yetkilerine sahip, eş başkan sıfatıyla bir tane daha atama yapıp mevcut belediye başkanlarının yapabileceği hataların önüne daha erken geçme yolunu seçmiyorsunuz?’ Onların bana anlattıklarından şunu çıkartıyorum:
Belediyeler, her ne kadar merkezi hükümetin sırtında bir kambur gibi görünse de, aslında hükümeti ayakta tutan asıl güç olarak değerlendiriliyor. Hükümetler için belediyelerin asıl önemi, sahip oldukları devasa oy potansiyeliyle iktidarın devamlılığını sağlayan stratejik kurumlar olmalarından kaynaklanıyor.
O da karşımıza şöyle çıkıyor: Genelde ihale verilen, iş yaptırılan firmalar kendilerine daha yakın olanlar; işe alımlar kendilerine yakın olanlar...
Velhasıl kelam, iktidarda olan ve iktidara aday olan partilerin belediyeleri, o partilerin çok yüksek bir oy toplama merkezleri olarak göründüğü için, belediyelerin yapmış olduğu yanlışlar, belediyelerin bütçeye vermiş olduğu o koca koca zararlar görünmez bir hâle geliyor.
Sonuç olarak bu da şunu gösteriyor: Eğer belediyeler doğru yönetilse, bu ülkede inanıyorum ki emekliler daha yüksek maaş alır, asgari ücret daha yüksek olur, ekmek daha ucuz olur.
Ama yönetilse, ama yönetilse...