İlahi adaletin zaman aşımı yoktur!
Sevgili dostlar, bugünkü yazımda ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve yansımları ile ilgili birkaç başlığa değinmek istiyorum...
Birinci başlık emekliler… Bu ülkenin yaşlanmış nüfusu; yıllarca ödediği vergilerle, verdiği emekle ve iş gücüyle ülkeye büyük katkı sağlamış insanlar. 65 yaşın üzerine geldiklerinde ise en iyi şartlarda yaşamayı hak ediyorlar. Ancak bugün ne yazık ki bunu yaşayabilmiş değiller. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan bu kesim, geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor.
Her ne kadar bizi yönetenler emeklilere daha iyi şartlarda yaşam hakkı sunulacağını söylese de, bunu uzun zamandır başaramadık. Çevremde çok fazla emekli insan var. Tanıdıklarımdan biriyle geçenlerde konuşurken bana söylediği bir söz beni gerçekten çok yaraladı.
“Ben oğlum, gelinim ve iki torunumla aynı evde yaşıyorum” dedi. “Fakat sabahları kahvaltı yapmadan evden çıkıyorum. Kahveye gidip arkadaşlarla ufak tefek şeylerle geçiştirmeye çalışıyorum. Akşam da eve geç gidiyorum.”
“Neden?” diye sordum.
“Çünkü yaşadığımız eve hiçbir katkıda bulunamıyorum ve bu benim çok zoruma gidiyor” dedi. “Onların eve getirdiği kahvaltıyı da akşam yemeğini de yemek istemiyorum. Bu yüzden sabah erken çıkıp gece geç dönüyorum.”
Çok sayıda emeklimiz, pazara geç saatlerde gidip kalan en ucuz ürünleri almaya çalışıyor; alabildiği kadarını alıp evine mutsuz bir şekilde dönüyor. Bunlar için neler yapabiliriz? Çünkü yıllarca bu ülkeye emek vermiş insanların hayatlarının bu döneminde böyle yaşamak zorunda kalması gerçekten çok üzücü.
İkinci başlık ise... Ben büyük bir kurban organizasyonu yapıyorum. Yıllar önce benden kurban almaya gelen insanlar, “Çevremizde kime et dağıtacağımızı bilmiyoruz” diyorlardı.
Şimdi ise gelen insanlara özellikle şunu söylüyorum: “Kestiğiniz kurbanlardan mutlaka mahallenizdeki emeklilere ve asgari ücretle geçinmeye çalışan insanlara öncelik verin. Elinizden geldiği kadar onların evlerine et girmesini sağlayın.”
Pandemi döneminde emeklilere 1000 TL emekli ikramiyesi verilmişti. Ben de o dönemde bir kampanya yapmış, bütün emekliler kurban kesebilsin diye bir hisseyi 1500 TL’ye satmıştım.
Bugün gelinen noktaya baktığımız zaman ise emekli ikramiyesi 5000 TL, en düşük kurban hissesi ise 30 bin TL. Aradaki farkı varın siz hesaplayın.
Üçüncü başlık… Emekliler için belediyeler mutlaka projeler üretmeli, yaşam alanları oluşturmalı. Onlar için rehabilitasyon merkezleri yapılmalı, psikolojik destek alabilecekleri ücretsiz merkezler kurulmalı.
En azından bir emeklinin, eşiyle birlikte ayda bir kez bile olsa belediyenin sosyal tesislerinde yemek yiyebilme imkânı olmalı. Çünkü sosyal hayata katılmalarını sağlamak gerekiyor. Ben bugün bir emeklinin, hanımıyla birlikte kolay kolay dışarıda yemek yiyebileceği kanaatinde değilim.
Nasıl ki 65 yaşından sonra otobüse binmek ücretsizse, aynı şekilde 65 yaşından sonra bir emeklinin de eşiyle birlikte gidip yemek yiyebileceği bir ortamı mutlaka oluşturmamız lazım.
Bir diğer başlık… Devletin 2026 yılını “Emekli Yılı” ilan edip, kamudaki acil yatırımlar dışındaki bütün yatırımları — buna belediyeler de dahil — durdurması gerekiyor. Buradan ortaya çıkacak kaynakla da temmuz ayında yapılacak zamma ek olarak ekstra bir artış yapılması artık zaruri hale gelmiştir.
Bu iş bir vebal işidir, ah işidir. Dualarına muhtaç olduğumuz bu insanları, ülkemize ve insanımıza beddua eder hale getirmememiz lazım. Çünkü aç insan beddua eder, açıkta kalan insan beddua eder. Bizim bu saatten sonra onların duasını alacak projelere imza atmamız gerekiyor.
Ertelenen her hakkın mutlaka bir karşılığı olacaktır. Kimsenin ahı kimsede kalmaz.