Yerel yönetimler

Çetin Çıldır

Çetin Çıldır

Tüm Yazıları

ABD-İSRAİL-İRAN savaşı ve yerel yönetimlerdeki skandallar.

Bugün ikincisine değinelim.

Skandallar manşetlerde, biz bu skandalları doğuran sistem üzerinden bakalım.

Anlatabilmek için biraz geriden başlamak lazım.

Yerel yönetimlere ilgim 1986 yılında doğup büyüdüğüm Ulaşlı'nın köy statüsünden belediyeye geçişi ile başladı.

Ara seçimlerde Refah Partisi adayı rahmetli Burhan Abiş başkan oldu.

Onu ve çalışmalarını yakından takip etme fırsatı buldum.

İlk gözlemim her maaş dönemi yaşadığı sıkıntılardı.

Biraz ilgilenince gördüm ki 10-12 maaş geriden gelen belediyeler haber bile olmuyordu.

Paranın olmadığı o dönemlerde adaylar da partisine gönülden bağlı insanlar oluyordu.

Para yoksa yolsuzluk da sınırlıydı, talep de.

İlerleyen yıllarda aktarılan kaynaklar arttı aday profilleri de değişti.

Artık bölgelerin popüler isimleri sahne alıyordu.

Partiler KAZANACAK ADAY aramaya başladı.

İlk hata burada başladı zaten, partisine aidiyet duyan yönetebilecek ve partisine katkı verebilecek değil kazanabilecek aday.

Son yıllarda; Hemen her bölgede belediyelerden şikayet var, konu partiler ve isimler üzerinden konuşuluyor, sistemi sorgulayan yok.

Geçen soruşturma açılan belediyelerin sayısı açıklandı rakamlara bakın, aslında açılmayan sayıları ilan etmek lazım.

İlk yazmaya başladığım dönemde KİTLERE DÖNÜŞEN YEREL YÖNETİMLER isimli bir yazı yazmıştım.
18.07.2018 tarihli bu yazıda;

Belediyelerin hızla geçmişteki Kamu İktisadi Teşebbüslerinin yerini almaya başladığını ve devletin yeni kara deliği olduğunun altını çizmiştim.

Aradan geçen sekiz yılda süreç daha da hızlandı, rezillik diz boyu, devletin verdiği kaynaklar heba ediliyor.

Herkes parti penceresinden bakarak karşıyı suçluyor.

Partiler isimler değil sistem çürüdü beyler, kral çıplak.

Ya sistem değişmeli ya da komple kapatılmalı.

O günde demiştim demokrasi edebiyatı yapmayın, çok pahalıya gelmeye başladı.

Büyük bölümünün yaptığı iş partilileri işe almak, işleri de taşerona ihale etmek.

Devletten gelen kaynakları da bu ihaleler üzerinden bir yerlere aktarmak.

Gelen bu kadar büyük kaynaklara ek olarak devlet garantili borçlanmak.

Yaptıkları genelde bu.

İstisnası yok mu?

Tabii ki var ama dediğim gibi istisna.

Bu işin çivisi çıkalı çok oldu, ülkenin kaynakları sınırlı, boşa harcamayın.

Bir iki öneri ile bitirelim;

Nüfus başına kadro belirleyin, üzerinde olanlara o sayının altına emeklilik yolu ile düşmeden kadro alma imkanı vermeyin.

Böylece seçilecek olanların üzerinden teşkilat baskısını da kaldırırsanız.

Borçlanma ve yer satış yetkilerini iptal edin,

Bütçelerini aşan işleri proje bazlı kamu otoritesi olarak üstlenin.

Bu durumda talip olanların sayısı düşer, genel merkezlerin işleri de kolaylaşır.

Bu önerileri uzatmak mümkün özetle birşeyler yapılmazsa parti ayırmadan sistem çökecek.

Siyasi bakmayın genel olarak bu işleyişten memnun musunuz?