PARTİ - KÜL

Cengizhan Göksu

Cengizhan Göksu

Tüm Yazıları

Siyaset dediğin, milletin yükünü omuzlamak için girilen bir yoldur; koltuk taşımak için değil. Vizyon dediğin, yarını bugünden kurma cesaretidir; günü kurtarma hesabı değil. Misyon dediğin, milletin derdiyle dertlenmektir; tabelada yazan süslü cümleleri kürsüden tekrar etmek değil.
Bugün bakıyoruz, Türkiye’de parti binaları dolu ama içleri boş. Laf çok, icraat az. Mikrofonu kapan konuşuyor ama kimse milleti duymuyor. Herkes birbirine parmak sallıyor, kimse aynaya bakmıyor. Seçimden seçime hatırlanan vatandaş, sandık kapanınca unutulan bir ayrıntıya dönmüş durumda.
Oysa siyasetçinin pusulası makam değil, memleket olmalı. Bir zamanlar dillerden düşmeyen idealler vardı; kalkınma, adalet, liyakat, üretim… Şimdi onların yerini algı, slogan ve sosyal medya cümleleri aldı. Proje yerine polemik, hizmet yerine hamaset büyütülüyor.
Partiler, kuruluş amaçlarını anlatan metinleri duvara asıp önünden geçerken bile okumuyor. Gençlere umut, emekçiye güven, yaşlıya huzur vaat eden anlayış; yerini günübirlik hesaplara bırakmış. Kim daha çok bağırırsa haklı sanılıyor. Oysa bağırmak, doğru olmak demek değildir.
Milletin sabrı ise sandığa kadar değil, vicdana kadardır. İnsanlar artık lafın değil, iz bırakacak işin peşinde. Kuru gürültüden bıkmış bir toplum var. Kim samimi, kim rol yapıyor; bunu en iyi sokak biliyor.
Siyasetçinin unuttuğu şeyi millet unutmaz:
Verilmeyen sözün yükü ağırdır.
Görmezden gelinen dert büyür.
Ve günü gelince hesap, mutlaka görülür.

Kim olursa olsun vizyonu rafa kaldırıp menfaate kul olan,
Milletin aynasında eninde sonunda solacaktır.

Vesselam.

Cengizhan Göksu