Otizmi fark edemeyen doktor mu olur!
Yarın Dünya Otizm Farkındalık Günü.
Ama farkındalık dediğin şey pankartla, süslü cümleyle olmaz… Vicdanla olur.
Bugün bir olay duydum. İçim yandı.
25 yaşında bir genç… Yıllardır otizm tanısı var. Yetmezmiş gibi 4 yıldır epilepsiyle mücadele ediyor. Hayat dediğin zaten onun için engebeli bir yol. Her gün ayrı bir savaş.
Gidiyor hastaneye… Devletin kapısına… “Ben varım” demeye, “Beni görün” demeye…
Ne alıyor karşılığında?
Otizmden %40.
Epilepsiden? SIFIR!
Sıfır ne demek biliyor musunuz?
“Senin derdin yok” demek.
“Sen uyduruyorsun” demek.
“Biz seni görmüyoruz” demek.
Yahu bu çocuk 4 yıldır ilaç kullanıyor! Epilepsi bu… Keyfi bir şey mi? Canı sıkıldı da mı nöbet geçiriyor?
Ama masa başında kalem oynatan için kolay…
Bir imza, bir rakam…
Bir hayatı silmek bu kadar ucuz mu?
Bugün %55 olması gereken raporu %40’a düşüren zihniyet, yarın çıkıp “otizme destek veriyoruz” diye nutuk atmasın!
Bu ülkede sorun hastalık değil…
Sorun, görmezden gelme hastalığı!
Otizmli birey zaten hayata karşı dezavantajlı…
Üstüne bir de sistem vuruyor.
Epilepsiyle boğuşan birine “sende bir şey yok” demek, sadece adaletsizlik değil…
Bu düpedüz vicdansızlıktır!
Bakın açık konuşayım:
Bu çocuklar yük değil!
Ama bu zihniyet var ya… işte asıl yük o!
Farkındalık günüymüş…
Geç o işleri!
Farkındalık; rapor verirken başlar.
Farkındalık; hakkı teslim edince olur.
Farkındalık; “bu çocuk bizim” diyebildiğin gün başlar.
Yoksa süslü laflarla, mavi ışık yakmakla olmuyor bu işler…
Bugün o çocuğa %0 verenler…
Yarın aynaya bakınca ne görecek?
Bir doktor mu?
Yoksa sadece bir imza memuru mu?
Yazık…
Gerçekten yazık…
Vesselam..