İnançtan Kaçış mı, Dine Küskünlük mü?

Cengizhan Göksu

Cengizhan Göksu

Tüm Yazıları

Son yıllarda Türkiye’de özellikle gençler arasında sıkça duyulan bir kavram var: Deizm. Bir zamanlar akademik tartışmaların konusu olan bu düşünce biçimi, artık kahvehanelerde, üniversite sıralarında ve sosyal medyada konuşuluyor. Peki insanlar gerçekten yaradanı inkâr ettikleri için mi bu yola yöneliyor, yoksa başka bir kırılmanın sonucu mu bu tablo?

Aslında mesele çoğu zaman yaradana inanmayı bırakmak değil, dine duyulan güvenin zedelenmesidir. İnsanların önemli bir kısmı Allah fikrini reddetmiyor; fakat din adına konuşanların, dini temsil ettiğini iddia edenlerin tutumlarından rahatsızlık duyuyor. Söylem ile eylem arasındaki uçurum büyüdükçe, genç zihinler de sorgulamaya başlıyor.

Bir tarafta ahlâk ve adalet vaazları, diğer tarafta yolsuzluk, gösteriş ve çıkar ilişkileri…

Bir tarafta tevazu öğütleri, diğer tarafta lüks ve ihtişam…

Bu çelişkiler, özellikle sorgulayan gençler için büyük bir kırılma yaratıyor.

Bugün birçok gencin söylediği cümle aslında oldukça basit:

“Allah'a inanıyorum ama insanların anlattığı dine inanmıyorum.”

Bunun yanında eğitim sistemindeki yüzeysellik de önemli bir etken. Din, çoğu zaman düşünülmesi ve anlaşılması gereken bir inanç sistemi olarak değil, ezberlenmesi gereken kurallar bütünü olarak anlatılıyor. Sorgulayan genç ise cevap bulamayınca iki seçenekle karşı karşıya kalıyor: Ya susacak ya da kendi yolunu arayacak.

Bir başka mesele ise baskı ve dayatma. İnanç, insanın iç dünyasında filizlenen bir şeydir. Zorla öğretilen, korkuyla dayatılan bir din anlayışı çoğu zaman insanı inançtan uzaklaştırır. Çünkü korku ile kurulan bağ uzun ömürlü olmaz.

Toplum olarak belki de en büyük hatamız şu oldu:

Dini anlatmaya çalışırken ahlakı unuttuk.

Oysa tarih boyunca dinlerin en güçlü tarafı, insanı adaletli, merhametli ve dürüst yapma iddiasıydı.

Bugün gençlerin bir kısmı deizme yöneliyorsa, bunun tek sebebi felsefi arayış değildir. Bu aynı zamanda toplumun aynasıdır. Çünkü gençler sadece anlatılanlara değil, yaşananlara da bakar.

Belki de şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

İnsanlar gerçekten Yaratandan 'mı uzaklaşıyor, yoksa yaratan adına konuşanlardan mı?

Eğer bu soruya samimi bir cevap veremezsek, deizm tartışmaları daha uzun yıllar gündemde kalacak gibi görünüyor.

Dörtlük:

İnanç sözle büyümez, örnek ister insandan,

Hakikat gizlenemez saraydan ya da handan.

Gençlik soru sorarsa suçlamak çözüm değil,

Cevap veremeyene kırılır imanından.