Fırtınaya Karşı Dimdik: Alparslan Türkeş’in Adamlığı ve Sarsılmaz Duruşu

Cengizhan Göksu

Cengizhan Göksu

Tüm Yazıları

Türk siyasetinin çalkantılı denizlerinde nice isim geldi geçti… Kimi rüzgârla savruldu, kimi dalgaya kapıldı. Ama bazıları vardır ki, fırtına ne kadar sert eserse essin, kökü toprağa öyle bir tutunmuştur ki ne eğilir ne de devrilir. İşte Alparslan Türkeş böyle bir isimdi.

Onun adamlığı, sadece sözde kalan bir erdem değildi. Hayatının her safhasında bedel ödeyerek taşıdığı bir yük, bir karakter meselesiydi. Makamlar gelip geçiciydi ama onun duruşu kalıcıydı. Çünkü o, rüzgâra göre yön değiştirenlerden değil, rüzgârın yönünü belirleyenlerdendi.

Dürüstlük… Bugün dilimize pelesenk olmuş ama içi çoğu zaman boşaltılmış bir kavram. Türkeş için ise dürüstlük; pazarlık konusu olmayan bir ilkedir. Siyasetin kirli oyunlarına karşı mesafesini korumuş, inandığı değerlerden taviz vermemiştir. Onun için doğru, her şartta doğruydu. Eğrinin yanında durmak, ne kadar kazançlı görünse de onun yoluna hiç uğramamıştır.

Dik duruş ise sadece bir söylem değil, bir yaşam biçimiydi. Zor zamanlarda geri adım atmayan, baskılara boyun eğmeyen, inandığı davayı her şartta savunan bir iradenin adıdır onunki. Bedel mi? Elbette ödedi. Ama o bedeller, onun karakterini zayıflatmadı; aksine çelikleştirdi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, Alparslan Türkeş’i farklı kılanın sadece siyasi görüşleri olmadığını görürüz. Onu asıl büyüten; adamlığı, dürüstlüğü ve sarsılmaz duruşudur. Çünkü fikirler tartışılır, dönemler değişir ama karakter dediğin şey zamana meydan okur.

Ve belki de en önemlisi şudur:
İnsan, konuştuğuyla değil; durduğu yerle hatırlanır.
Türkeş, durduğu yeri hiç değiştirmedi.
İşte bu yüzden hâlâ anılıyor… ve hâlâ dimdik duruyor.

Makamı cennet olsun.

Vesselam..