Savunma Sanayinde Her Sürecin Bir Hikayesi Var…
Bu hafta çok kıymetli bir akademisyen, değerli dost, ülkemiz savunma sanayi sürecinde aldığı etkin rol ile bir varoluş sürecini tamalayarak envantere kazandırdığı Altay Tankını hikayeleştiren, OYAK Genel Müdürü Sayın Prof. Dr. Murat Yalçıntaş hocamın imza gününe katıldık.
Elbette herkesin bir duruşu vardır ve o duruş karşısındakine içindeki hisleri antlatır, yansıtır. Bende Değerli Hocanın duruşundan bir şeyler çıkarmaya çalıştım kendimce; aslında çok benzer hikayelerimiz var özellikle savunma sanayinde. Biz savunma sanayi süreci öncesinde de tanışırız kendisi ile ve ilk BMC'ye Genel Müdür oldu denilince önce inanmadım, hemen sağı solu karıştırdım. Bir akademisyen, iş adamı neden böyle bir yükün altına girer? Zaten süreçte birton çile sırtına yüklenmiş, olmadık haksızlığa uğramış bir insan neden bu sürece dahil olsun? Hatta “Acaba görev verip, bak işte yapamadı diyerek farklı bir sürecemi zemin hazırlıyor birileri“ diye de düşündüm. Biraz içine girince bunun sadece tek bir nedeni olduğunu gördüm; şimdi kitabı okumaya başlayınca bunu artık net olarak algıladım… Hoca tanıdığım en güçlü vatanseverlerden birisi… Bu projeyi almasında tek sebep var, milliyetçiliği, vatanseverliği… İşte bunu bir kez de imza gününde gördüm; o kadar mutlu idi ki anlatılmaz. Bir kez daha anladım bu vatan için bir şeyler yapan insanların ruh halini.
Süreci anlatırken o kadar neşeli ve onurluydu ki anlatılmaz. Tavsiyem dir bu kitabı alın okuyun, ama ben Altay Tankı nın hikayesini öğrenin diye tavsiye etmiyorum “elbette oda çok güzel ve önemli “ama ben Yalçıntaş hocanın duygularını hissedin diye tavsiye ediyorum. Bu süreçler sahada yaşayan işin içindeki insanların o kadar iyi bildiği süreçleri bu kitabı okuyanlar da belki biraz hisseder. Hani Türkçe de bir tanımlama var “Rağmenlere rağmen yapmak " rağmen nedir? diye sormayın onu söylemek çok istediğimiz bir şey değil… Biz rağmen yaptıklarımıza bakıyoruz ve hep öyle olacak. Konuşmasında Hoca “yazdıklarım var yazamadıklarım var “dedi… Acaba hangisi daha fazla? eminim yazamadıkları fazladır… Çok uluslu bir şirkette yönetici olmak, bu şirketin önünde 20 yıllık bir birikim ile çalışılmış bir projenin tamamlayıcısı olmak, bu ana kadar da hiç özel sektör tecrübesi yok. Buradan teşekkür ediyorum bu başarı için; şahsım adına, ülkem adına sektör adına…
Geçtiğimiz hafta Sayın Sanayi Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır benim yöneticisi olduğum SİMA Dış Ticaret Alüminyum da idi. Hep eleştiriyoruz ya bu ilde neden yok savunma sanayi diye; bu süreçte biz mi ne yaptık? Yaptığımızı tüm ülke Bakanımız sayesinde duydu ve öğrendi… İlimizden değil, yurt dışından tebrikler aldık, iyi niyet dilekleri aldık… Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır, Bakan Yardımcımız Sayın Çetin Ali Dönmez, Valimiz, Belediye Başkan vekilimiz, Sanayi Genel Müdürümüz İl müdürümüz, ilçe kaymakamımız, İlçe Belediye Başkanımız, TÜBİTAK, SAHA İstanbul, MÜSİAD yönetimi İlimiz, ilçemiz yöneticileri sağ olsunlar bizleri yalnız bırakmadılar bu yatırımı hayata geçirirken. Şimdi söyleyince belki “Bak gördün mü eksikliğimiz fark edildi“ diyecekler Değerli Sanayi odası ve Ticaret odası başkanları; yok Rabbime hamd olsun hiç eksiklik hissetmedik. Siz bu programa katılamayan değerli yöneticilerim; bu şehre 50 milyon doların üzerinde yatırım yapmış, 300 kişinin üzerinde istihdam sağlayan, vergi ödemede 70. sırada olan savunma sanayine belki de bu ilde en büyük yatırımı kazandırmış olan bir şirketin bu gününden daha önemli bir işiniz olduğu kesin.
Bugüne kadar eleştirmemde demek ki haklıymışım. En azından buna sevindim. Herkes bildiği usule devam edecek. Bu şirket tamamen öz sermaye ile kurulmuş milli bir şirkettir yaptığı milli projeler ile de bunu desteklemektedir. Ne bir locada, ne bir kulüpte kurulmuş ne de bir tarikata hizmet veren bir yapı asla değildir. Gayri millî hiçbir unsur bizim yapımızda yok olmaz da. Olmayacakta…