Savunma Sanayi Konya 8. Tedarikçi Buluşmaları
Bu hafta maalesef yazımızı moralsiz yazıyoruz… Dilovası ilçemizde yaşanan elim olay ve kaybettiğimiz altı canımız bizde moral motivasyon bırakmadı. Kimsenin isteyeceği bir olay değil bu kadar cana zarar gelmesi… Tüm ülkemizin başı sağ olsun demekten başka elimizden gelen bir şey yok. Denetim süreci çok önemli…! Yanıcı patlayıcı ile çalışan yerlerin yerleşim dışında olması çok önemli… çalışan personelin ve çalışılan alanın yangın ve iş güvenliği çok önemli…Daha da önemlisi personelin bilinçli ve eğitimli olması…Şimdi çıkacak birileri kamu görevlilerini, makamları hatta ilgili bakanlıkları suçlayacak; Elbette sonuna kadar katılıyorum ilgili birimlerin denetim eksikliği ve ihmallerinin yaptırımsız kalması asla kabul edilebilir bir şey değil, ancak bunu olumlu sürece evirmek için yapalım. Muhtemelen depolama ruhsatı ile imalat yapılmaktaydı bu noktada… Bunun denetimi neden yapılmadı? Neden gerekli güvenlik açıkları dolayısı ile bu işletme kapatılmadı? Araştırılsın ve ihmali olanlar tereddütsüz cezalandırılsın.
Geçtiğimiz hafta Konya 8 savunma sanayi günleri organizasyonunda Konya'daydık. Bu organizasyonun daha öncekilerine de gitmiştim; çok canlı hareketli değildi. Bu sefer sanki daha etkin ve haraketli geldi bana, lokasyon değişmiş, anlaşılan Sanayi Odası Başkanımız işe özveri ile ağırlığını koymuş; özellikle devlet büyüklerimiz ilgili tam kadro orada idi. Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve Savunma Sanayi Başkanımız açılışta orada idiler, Eski Bakanımız Hulusi Akar paşa da ziyarete geldiler. Bu önemli bir organizasyon bunu Sanayi Odası Başkanımızın koordine ettiğini net anladım. Şimdi ilimizde bir program var; şu anda sosyal medya da ve basında aratıyorum hiçbir bilgi yok… hani hep şikayet ediyorum ya bu ilin sanayi erkleri nerede niye bu tarafta yoklar diye işte size önemli bir örnek…! İlimize değer veren ve her zaman ön planda tutan Savunma Sanayi Başkanımız ve onun özverisi olmasa bilmem nasıl olur bu süreç?
Konya'da etkinlik gayet güzel oldu; elbette her şeyin bir üstünü yapmak mümkün. Fuarlarda benim öngörüm fuarı düzenleyen şirketin, alan satmak %30 işi olacak kalan %70 o fuara ziyaretçi getirmek olacak. Ziyaretçisi olmayan fuar çok sürdürülebilir olmaz bu gerçeği kabul etmek gerekir. Sadece yer satmak için çabalamak çok sürdürülebilir bir süreci size sağlamaz. Örnek olarak bu organizasyonda yapılan satış politikası çok açık rakip şirketleri yarışa sokma olarak dizayn edilmiş… Tek holde sınırlı sayıda standın olduğu bir fuarda aynı iş kolundan birden çok firma katılım sağlamış; bu muhtemel “rakibin katılıyor sende olmalısın“ tekniği ile yapılan bir alan satış politikasıdır. Ziyaretçi tarafı ise beklendiği gibi hiç değildi, alan dar ve firma sayısı az olduğu için kalabalık ve ziyaretçi sayısı çok gibi görünse de aslında öyle değildi. Sivas, Kayseri, Ankara, Antalya vb. çevre iller yoktu mesela! Oysa bu illerin odaları ve sivil toplum örgütleri ile temas edilerek bunu sağlamak, üniversiteleri getirmek vb. organizasyonları yapmak çok mümkündü.
Fuarları fuar firmaları yapmalı veya onların danışmanlığında yapılmalı. Oradaki kriterler çok önemli. Ban Konya'nın bunu geliştirerek ilerleteceğini görüyorum; çünkü sahiplenilmiş süreç muhakkak başarı gelecektir. Kocaeli açısından baktığımızda bizim henüz Konya kadar bile fuar alanımız yok. İlimiz sınırları içerisinde iki tane havaalanı, liman, deniz ulaşımı, İki adet Üniversite ve ülkenin en büyük sanayi kenti ( İstanbul yüzölçümü değerlendirildiğinde) bir fuar alanımız yok. Savunma ve Havacılık temalı bir fuarın, Teknofest ( Bu düşünce şahsıma aittir, yarışmalar yapıldı ancak tam kapsamlı yapılması için tüm temasları sürdüreceğim, bir teknofestin Cengiz Topel'de yapılması beklentimizdir.) Topel'de yapıldığını düşünün; yabancı, yerli ziyaretçinin protokolün direk iniş yapabileceği bir alan, sergileme uçuşlarının yapılabileceği bir alan ve hemen yakın lokasyonunda oluşturulacak fuar alanı ile mükemmel bir fuar alanı olması hiç de zor değil.
Bizim dilimizde olup başka dillerde olmayan sözler var önemli sözler, atasözleri bunlardan biri de “ elini taşın altına koymak” bir başka ülkede aynısının olduğunu zannetmiyorum çünkü vazifesi, görevi, o makama geliş nedeni olduğu halde bunu yerine getirmekten geri duran insanlar bizde var. Gerekeni yapmak düsturu yabacılarda var. Elbette eleştirmek hiç hoşumuza giden bir şey değil ama; gerektiğinde de geri durmak olmuyor. Biz soruyoruz o koltuklarda oturan insanlara “ ne yaptınız bu güne kadar ? “ anlattıkları hep zaten başında kimse olmasa da o kurumların yapacağı şeyler, rutin, gerekli işler… sizlerde biliyorsunuz biz ne yaptınız derken aslında yapılması gerekenin dışında ne kattığınızı soruyoruz… Bunu sizde biliyorsunuz ama çok da işinize gelmiyor… Çünkü sizin isteğiniz bir şeyler katmak değil hazır sistemden faydalanmak değilse yıllarca o makamları neden işgal edeceksiniz ki? Beklentisi çıkarı olmayan bir kişi neden yıllarını versin bu oluşumlara? Bir örnek ile bu yazımızı tamamlayalım geçtiğimiz günlerde ilimizin savunma sanayinde aktörü olan bir mensubuna sordum “neden Kocaeli savunma havacılıkta bu halde gereken payı alamadı” diye ; bana verilen cevap çünkü biz Kocaeli olarak beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinde kendimizi geliştirdik savunma ayıracak kapasitemiz yoktu” aldığım cevap bu… Şunu anlıyorum bu diyalogtan Kocaeli sanayisi tam kapasite ile çalışmakta bütün sanayicimiz mevcut işlerinden başını kaldırıp bu konu ile ilgilenememekte… Ne diyeyim bizden de saygılar.