Çin modeli ekonomi
Çin’in belki de en önemli özelliği bugüne kadar yaptığı her şeyi dünyanın dikkatinden saklamasıdır. Böylece önemsiz ve değersiz hale getirerek yaptıklarını takip edilmekten kendini korudu. Bir tarafta da tüm dünyayı takip etti kendisi. Japonya zamanında ileri ülkelere öğrenciler, görevliler göndererek ülkelerine geri çağırıp öğrendiklerini, ülkeleri menfaatine kullanmalarını, değerlendirmelerini istedi. Çok katı hatta hayata mâl olan süreçler yaşandı… Olabildiğince başarılı da oldu. Ancak Japonya yüzölçümü ve nüfus olarak çok kısa zamanda doyuma ulaşabildi. Çin asla böyle değil; ne nüfus olarak ne de yüzölçümü olarak duracak, doyacak gibi değil.
Tüm dünyadan önce kopyalama yaptılar sonra tersine mühendislik ile kopyaladıkları bu ürünleri ürettiler. Kalite değildi hedef üretebilmek ve tedarik sürecine sokmaktı. Nasıl büyük markalar da belli bir süreç sonunda ikinci bir kalite üretim yaparak pazarda payını korumak istiyor; aynı sistem ile Çin pazara bu şekilde ikinci kalite ama ucuz ürün ile girdi.
Ne yaptı bu süreçte önce hedef ürünleri belirledi, sonra bu ürünlerin reddedilemeyeceği fiyatlara ulaşacak maliyetler kalite ile aşağı çekildi. “Kalitesi düşük ama ucuz” bir talep tarzı haline geldi. Tek kullanımlık tabiri bile bu şekilde pazar buldu. Çin’de otellerde şemsiye vardır her müşteriye verilir odalarda vardır; bunlar tek kullanımlık şeklinde kalitesi düşük ama iş gören şemsiyeler, ne yaptı bunlar kaliteli üreticiyi vurdu.
Geçmişte hatırlayın ülkemizde şemsiye tamircileri vardı, hiçbiri kalmadı hatta üretici kalmadı. Her taraf motosiklet dolu ama yerli bir iki üretici var diğeri hep Çin… Bunlar o kadar çok ki… Üreticiler pazardan çekilmek zorunda kalınca boşalttığı alana diğer üreticilerin tam tersi ikinci kalite ama bu sefer üst kalite ürünler sokmaya başladı. Pazar artık onundu ve bu düzende tekrar bir sanayicinin pazara girmesi çok mümkün değildi. Bu süreçte oldukça akıllı ve planlı üretim tesisleri ve hammadde planlamasını yaptı. Devlet düzeyinde ele alınan bu süreç hem üreticilere üretim destekleri sağladı hem de hammadde tarafında ana malzemeleri devlet olarak toplu alım ile düşük fiyata ve uzun büyük kontratlar ile sabit fiyatlara sanayicisine sundu.
Ne hammaddeden ne de üretim yerinden rant elde edilmesine müsaade etti. Hammaddeyi üreticiye ucuz fiyatlama ile sundu ama satışına müsaade etmedi. Muhakkak üzerine katma değer konulmasını şart getirdi, hatta üreticinin koyduğu katma değer için belli oranlarda teşvik katkıları verdi. Fabrika alanlarını uzun vadeli çok küçük kiralama fiyatları ile sanayiciye verdi ama mülkiyet haklarına vererek rant kapısı olmasını engelledi.
Ülkeler bu gelişim karşısında alabilecekleri en kapsamlı tedbiri aldılar “vergi ve ambargo “ oysa Çin buna zaten hazırlanmıştı. Nasıl hiç kimseye hissettirmeden nadir toprak elementleri sürecine hakim oldu ise bu sürecede hazırdı…Benim düşüncem bu konuyu daha da detaylı bir çalışma ile gelecek yazılarımızda ele almaya devam etmektir. Çünkü konu detaylı ve örnek bir sürece açılmaktadır. Arkasından gelecek yaptırımlar ise çok daha endişe verici ve düşündürücüdür. Çin’in sanayi ve üretim süreci başlı başına tedbir alınması gereken bir güvenlik konusudur. Mekanik sistemlere sahip olabilirsiniz, daha mükemmelini yapabilisiniz, bunlardan kendinizi koruyacak sistemler geliştirebilirsiniz; ama sosyal dejenerasyon ve sonunda gelecek nesile maalesef güveni kaybederseniz bunu bir daha oluşturamazsınız.
Saygılarımla