Yargıda rakamlar artıyor, kadınlar yükseliyor… Güven nerede?

Cansu Kızılkaya

Cansu Kızılkaya

Tüm Yazıları

Gazetemizin Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Davutoğlu bugün bir habere imza attı. Verilerle konuşan Davutoğlu, ‘Kocaeli Adliyesi’nde adaleti kadınlar sağlıyor’ başlıklı haberde somut rakamlarla kadınların adliyelerdeki üstünlüğünü ortaya koydu.

Kocaeli adliyelerinde ortaya çıkan tablo, Türkiye’de yıllardır süren ‘kadının iş hayatındaki yeri’ tartışmalarına farklı bir pencere açıyor. İstatistiklere göre; kadınlar sadece sistemin içinde değil, birçok noktada çoğunlukta. Özellikle hâkimlik gibi kritik görevlerde kadınların öne çıkması, eşitlik adına önemli ve umut verici.

Bu tabloyu görmezden gelmek şüphesiz mümkün değil. Kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması, hem temsil hem de farklı bakış açıları açısından yargı adına kıymetli bir kazanım. Ancak asıl mesele tam da burada başlıyor...

Çünkü toplum için yargıya duyulan güven aynı oranda artmıyor. Aksine, son yıllarda bu güvenin zayıfladığı yönünde yaygın bir kanaat var. Peki neden? Bu sorunun cevabı ne kadınların artan varlığında ne de erkeklerin sayısında gizli. Sorunun kaynağı, yargı sisteminin işleyişine dair oluşan soru işaretlerinde.

Uzun süren yargılama süreçleri, yıllarca sonuçlanmayan davalar, kamuoyunda tartışma yaratan kararlar… Tüm bunlar adalet duygusunu direkt zedeliyor. İnsanlar bir davanın sonucundan önce, o sürecin ne kadar sürdüğüne ve nasıl ilerlediğine bakıyor. Geciken adaletin, adalet olmadığı gerçeği ise her geçen gün çok daha fazla hissediliyor.

Yargının siyasi atmosferden etkilenmesi ise güveni en çok aşındıran unsurlardan biri. Hükümetin ya da genel siyasi iklimin yargı üzerindeki etkisine dair oluşan algı — doğru ya da yanlış — toplumun adalet duygusunu maalesef zayıflatıyor. Çünkü adaletin en temel şartı, sadece bağımsız olması değil; bağımsız görünebilmesidir. Eğer bir ülkede insanlar mahkeme kararlarının tarafsızlığı konusunda tereddüt yaşıyorsa, orada en büyük sorun temsil değildir. Oradaki en büyük sorun güvendir.

Öte yandan, veriler yargı içinde de dengeli bir dağılım olmadığını gösteriyor. Hâkimlikte kadınların öne çıktığı bir tabloda, savcılıkta erkeklerin belirgin üstünlüğü sürüyor. Bu durum, meslek içi tercihler kadar sistemsel yönelimleri de sorgulatıyor.

Her şeyden önce, yargı süreçlerinin hızlandırılması lazım. Çünkü süreç içerisinde uzayan davalar sadece hukuki değil, toplumsal bir soruna dönüşmeye aday. Bununla birlikte, atama ve terfi süreçlerinde liyakat ilkesinin görünür olması şart. Nitekim şeffaflık, güvenin en önemli yapı taşlarından biri.

Ayrıca verilen kararlar ile birlikte yargının, siyasi tartışmaların dışında tutulduğuna dair güçlü bir inanç oluşturulmalı. Bu, sadece hukuk sisteminin değil, ülkenin geleceği açısından da çok önemli. Zira yargıya duyulan güven, bir ülkenin demokrasi kalitesinin en önemli göstergelerinden.

Kocaeli’deki tablo bize şunu söylüyor: Kadınlar yargıda var, güçlü ve daha görünür. Ama aynı tablonun bize şunu hatırlattığını göz ardı etmemeliyiz: Adalet, kişilere değil, bağımsızlığa bağlıdır.

Bugün yargıda ihtiyaç duyulan şey sadece temsilin artması değil; aynı zamanda güvenin yeniden inşa edilmesidir. Bir ülkede adalet gecikiyorsa, tartışılıyorsa ve en önemlisi güven vermiyorsa, en iyi istatistikler bile gerçeği değiştiremez.

İlgili habere ulaşmak için:

https://www.noktagazetesi.com.tr/kocaeli-gundem-haberleri/iste-o-rakamlar-kocaeli-adliyesinde-adaleti-kadinlar-sagliyor-367458