O çukurun altından ne çıkacak? (Faciadan 1 hafta sonra Gebze’de gördüklerim...)
Bugün tam 1 hafta.
Geçen hafta bugün, 5 kişilik Bilir ailesi 7 katlı Arslan Apartmanı’nın enkazı altında kaldı. Belki 29 Ekim sabahı yapacak planları vardı... İhmaller zinciri, bir aileyi hayattan kopardı. Geriye sadece 18 yaşındaki Dilara Bilir ve onun omuzlarına çöken ağır bir yük kaldı.
Dilara’nın o gece uyurken bir ailesi vardı.
Sabaha karşı ise hayatta tek başına kaldı.
Nokta Medya olarak en başından beri bu olayın peşindeyiz; ortaya çıkan her şüphe, her yeni veri, her yeni iddia bizim için haber değeridir. Sorumluları kamuoyuna göstermeden rahat edemeyiz.
Tek bir amacımız var: Büyük ihmallerle sonuçlanan bu faciadan sorumlu olan herkesin adalet önünde hesap vermesini sağlamak. Çünkü bir aile yok oldu. Geride kalanların hakkı, bilgi ve şeffaflıktır.
Devrilen bina 2013 yapımıydı. Yani daha 12 yıllık yeni bir bina. Oysa ilk saatlerde herkesin aklında aynı soru vardı: “Yoksa 99 depremi öncesi yapılmış eski bir bina mıydı?” Çünkü kimse, bu kadar yeni bir binanın, hem de deprem olmadan, kendi kendine devrilebileceğini düşünemezdi. Alt kattaki eczacı, “kolon kesilmedi zaten ortada kesilecek bir kolon yoktu taban alanı dardı” dedi.
Yine aynı gün sabah saatlerinde bir haber kanalına telefonla bağlanan Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ilk ve şimdiye kadar tek açıklamasında çok kritik bir cümle kurdu: “Alanda metro çalışması var. Ondan kaynaklı olup olmadığına dair araştırma yapıyoruz.” Bu cümle, dikkatleri bir anda metro inşaatına çevirdi...
Bugün 4 ekip arkadaşımla birlikte Gebze Mevlana Mahallesi Issıkgöl Caddesi’ndeydik. Olay yerindeki son durumu gözlemledik ve vatandaşlar ile konuştuk...
Şu anda bölgede 21 bina, 28 işyeri, 79 bağımsız birim tedbiren tahliye edildi. Jeoradar (yeraltı radarı) cihazlarıyla binalarda yatma ve eğilme olup olmadığı saniye saniye inceleniyor.

Bölgedeki vatandaşlar metro hattı durağının ilk planlandığı yerin, Issıkgöl Caddesi’nin sağ tarafından geçtiği, daha sonra kamulaştırma sürecinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle Akse Sapağı’na yani ana yola kaydırıldığını anlattılar.
Burası zaten çok işlek ve kritik bir pivot bölge. Gebze Stadyum ile Adliye duraklarının arasında, taşıt ve yaya yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu bir cadde. Sokakların kapatılmasına, bazı dükkanların mühürlenmesine ve çevrilmesine rağmen bölgede hala ciddi bir yoğunluk vardı.
Biz bugün bölgedeyken Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da bir açıklama yaptı. Bakan Uraloğlu süreci yakından takip ettiklerini söyleyerek tüm riskleri net bir biçimde sıraladı. Bu açıklama oldukça önemliydi. Uraloğlu açıklamasında şunları söyledi:
“Eski bir dere yatağı söz konusu, yer altı su seviyesine belli müdahaleler söz konusu. Elbette deprem riski söz konusu ve elbette öyle bir metro inşaatının olması… bunlar riskler.” Ama hemen ardından “Metro inşaatı 2 yıldır bitmiş durumda ve herhangi bir deformasyon yok.” diyerek sonucu beklemek gerektiğini vurgulamış.
Mikrofonlara yansımayan hikayeler ise arka sokaklarda. Vatandaşın anlatısı çok farklı bir tablo ortaya koyuyor. Biz de bugün Hüseyin Davutoğlu, Eren Demirtürk ve Melih Can Şenol ile Issıkgöl Caddesi’nin arka sokaklarına girdik. Vatandaşlar ve esnaflar ile konuştuk.

İnsanlar tedirgin.
Çünkü çok büyük belirsizlik var.
Yardım bekliyorlar.
Zaten metro çalışması nedeniyle yıllardır yol tek şerit şeklinde kullanılmış. Esnaf maddi olarak mağdur olmuş şimdi de dükkanları mühürlendi. Dükkanları mühürlenmeyen esnaf da tedirgin. Durumdan dolayı vatandaşın gelip alışveriş yapmaya korktuğunu söylediler. Siz olsanız korkmaz mısınız?
Esnaflar gibi apartmanlarda yaşayan insanlar da metro sürecinden zarar ettiklerini söylüyorlar. Dinamitlerin patladığı dönemleri anlatıyorlar. ‘Evde sallandık’ diyen var. ‘Duvar sıvaları döküldü’ diyen var. ‘Zaman zaman yolda çöküntü olurdu’ diyen de var.
Yine bazı iddialara göre, devrilen Arslan Apartmanı ile bitişiğindeki bina arasında son dönemde açılma olmuş. Tabi bunlar hep bölgede yaşayan vatandaşların gördükleri ve duydukları...
Bölgedeki daha yaşlı insanların anlattığına göre, bu hattın üç durak ilerisinden ‘Çakal Deresi’ geçiyormuş. Bazıları bunu doğruluyor, bazıları reddediyor.
Şimdi yine Bakan Uraloğlu’nun açıklamasına dönelim. Kendisi “eski bir dere yatağı var” demişti.
Sorduğumuz bazı akademisyenler ise tam tersini söylüyor. Kesin bir dille “Binanın zemini kayalık, burası dere yatağı değil” diyorlar. Yani ortada karışık bir durum var.
Şimdi gözler raporda.
Bina temelinin kaldırılmasından sonra çukurun altından numune alınacak. Zeminin yapısı, malzemenin nereye kaydığı, neyin göçmeye sebep olduğu… İşte tüm bunlar oradan anlaşılacak. Temel tek parça halinde zemine zarar vermeden kaldırılmaya çalışılıyor.
Son bir haftadır herkesin aklındaki soru ise tek:
Bu çöküş, sadece o binanın problemi miydi? Yoksa bu çöküşü tetikleyen çevredeki unsurlar nelerdi?
Eğer rapor bürokrasiye takılmazsa, -takılmaması gerekiyor- nihai raporun önümüzdeki hafta başında şeffaf bir şekilde paylaşılmasını bekliyorum. Çünkü bu rapor, sadece teknik bir rapor değil. Bu rapor, bir aileyi hayattan koparan zincirin ilk ya da son halkası olup olmadığını gösterecek.

Bu sefer toplum ‘kimsenin ihmali yokmuş’ cümlesini duymak istemiyor. Geleceğe dair hayalleri olan bir aile yok oldu. Bu aile sizin de benim de ailem olabilirdi.
O çukurun altından neler çıkacağını çok merak ediyorum. Nokta Medya olarak bu facianın takipçisiyiz.