Kentsel dönüşüm gerçekten neden hızlanamıyor?
“Kocaeli, deprem açısından dünyadaki en riskli bölgelerden biri.”
Yukardaki cümle Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk’a ait.
Bu önemli yazıya bu bilimsel gerçekle başlamak istedim. Çünkü biz, bu gerçeği bildiğimiz halde unutuyoruz...
Kocaeli, depremle 1999 Marmara Depremi’nde tanıştı. Binlerce insanımızı kaybettik, şehir yerle bir oldu, hayatlar değişti. O büyük felaket, Türkiye için bir ‘milat’ olarak anılsa da, 6 Şubat depremlerinde gördük ki aslında hiçbir şey tam anlamıyla değişmemiş.
Deprem gerçeğini hepimiz biliyoruz, ama unutarak yaşıyoruz.
Altımızda sürekli hareket eden diri fay hatları var. Biz yüzyıllardır bu topraklarda yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz. O halde tek seçeneğimiz deprem dirençli yaşam alanları oluşturmak.
Bunun sorumluluğu elbette sadece devlette ya da yerel yöneticilerde değil. Vatandaş olarak bizlerin de bu konuda daha ısrarcı, daha talepkar olmamız gerekiyor.
İlk olarak ‘unutma hastalığı’mızdan kurtulmalıyız. Can kayıplarını, acıları, yıkımları çabuk unutuyoruz. Deprem bizim sürekli gündemimizde olursa, yöneticileri de o kadar rahatsız eder ve harekete geçiririz.
Mesela imar affı istemek yerine yüksek sesle direnç, dönüşüm ve değişim istemeliyiz.
Geçtiğimiz haftalarda değerli editör arkadaşımız Melih Can Şenol’un sunduğu, Nokta TV ekranlarında yayınlanan Akademi Noktası programında bu konu ele alındı. Programın planlanmasının hemen ardından, Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm toplantısının duyurulması ise güzel bir tesadüf oldu. Bu programda kentsel dönüşümün A’sından Z’sine kadar her yönü tartışıldı.
Programın konukları; Kocaeli Müteahhitler Birliği Başkanı Oğuzhan Keleş, KOÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nden Dr. Ahmet Kıvanç Kutluca ve KOÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Erkan Akpınar oldu.
Deprem olacak, bunu biliyoruz. Yine önceki haftalarda Akademi Noktası programına katılan Coruk’un da dediği gibi, dünyanın en riskli bölgelerinden birinde yaşıyoruz. Ve yaşayacağız. O yüzden deprem ve kentsel dönüşüm çok önemli.
Dilovası’ndan Kartepe’ye uzanan İzmit Ovası, Karamürsel’den Gölcük’e uzanan kıyı şeridi büyük risk altında. Fay hattı altımızda kaynamaya devam ediyor...
Ama 1999’dan bu yana 26 yıl geçti. Kentsel dönüşüm çalışmalarının çoktan tamamlanmış olması gerekmez miydi?
Oysa Kocaeli’nde 2023’teki 6 Şubat depremlerinden sonra ilk kez yapı envanteri çıkarıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İnşaat Mühendisleri Odası’nın çalışmasında, 2007 yılı öncesi yapılan 177 bin 373 yapı tek tek incelendi, bir rapor hazırlandı ve Ankara’ya gönderildi.
Bu bile bize 26 yılda neleri yapmadığımızı gösteriyor...
Büyükşehir Belediyesi son yıllarda ‘Dirençli Şehir Kocaeli’ vizyonuyla çeşitli çalışmalar yürütüyor. Geçtiğimiz haftalarda yapılan kentsel dönüşüm toplantısında ise 7 ilçede, 14 bölge ve yaklaşık 5 bin bağımsız birimin dönüşümü yapılacağı duyuruldu.
Ancak programa katılan ve ‘Dirençli Şehir’ vizyonun bilim kurulunda yer alan Dr. Ahmet Kıvanç Kutluca, bu toplantının yapılacağını bizden öğrendi.
Düşünün… Şehrin geleceğini konuşan bir toplantıdan, o yapının bilim kurulundaki bir akademisyen haberdar değil. Kutluca, 6 Şubat sonrası oluşturulan bu yapının zamanla sönümlendiğini, yeniden hatırlanması ve disiplinle sürdürülmesi gerektiğini vurguladı yayın boyunca. Gerçekten de, deprem çalışmalarında en büyük problemimiz süreklilik eksikliği. Felaket olduğunda harekete geçiyoruz ancak zamanla sönümleniyoruz. Oysa deprem sönümlenmiyor kaynamaya devam ediyor.
Kocaeli Müteahhitler Birliği Başkanı Oğuzhan Keleş ise çok önemli bir noktaya değindi. Keleş programda şu sözleri dile getirdi: “1999 sonrası yapılan plan değişiklikleriyle şehirde 3-4 kat sınırı getirildi. Ancak 1999 öncesi yapılarda 7-8 katlı binalar var.”
Kısacası, vatandaş 9 katlı binasını yıkıp yerine 4 katlı bir bina yapılacaksa, doğal olarak ekonomik kaygı duyuyor. Bu yüzden de kentsel dönüşüm sürecine mesafeli yaklaşıyor. Kat sınırı vatandaş için kentsel dönüşümün önündeki en büyük ekonomik engellerden biri haline gelmiş durumda.
Dr. Erkan Akpınar ise ‘yerinde güçlendirme’ kavramına dikkat çekti. Yeniden yapım maliyetini aşmayan durumlarda bu yöntem hem daha az maliyetli hem de daha kısa süreli bir çözüm sunuyor. Ama bu konu kentsel dönüşüm kapsamında çok az tartışılıyor.
Hükümetin şu anda güçlendirme yönetmeliği hazırladığını öğrendim. Maliyet hesabı yaparak bu seçenekte düşünülebilir. Depreme karşı dirençli kentler oluşturmanın tek yolu yıkıp yeniden yapmak değil. Güçlendirme, önemli bir alternatif gibi görünüyor.
Ülkemizde deprem gerçeği hiçbir zaman uyumuyor. Ama biz unutuyoruz. Vatandaş olarak hatırlamak, talep etmek ve rahatsız etmek zorundayız.
Bir gazeteci olarak ise ben, kamunun yararını gözetmeyi ve insan hayatını merkeze almayı sorumluluk kabul ediyorum.
Yaşam hakkımızı koruyacak dirençli şehirleri yalnızca yerel yönetimlerin değil, vatandaşın talebinin inşa edeceğini unutmamalıyız. Çünkü bu şehirde, bu topraklarda yaşamaya devam edeceğiz. Ve deprem bugün değilse yarın olacak.
Bu gerçeğe hazır olmalı ve dirençli yaşam alanlarını bıkmadan konuşmalıyız.