Büyükşehir’in ‘Makul Gazeteci’ arayışı

Cansu Kızılkaya

Cansu Kızılkaya

Tüm Yazıları

Öncelikle bu yazıyı mesleki bir refleks ile kaleme aldığımı belirtmek istiyorum.

Gazeteciliğin en temel ilkesi tarafsızlıktır. Gazeteciler de insandır. Bu yüzden ‘taraf’ olduğu konular elbette vardır. Ama gazeteci ‘taraf’ olduğu konularda bile gerçeği çarpıtamaz. Çünkü gazetecinin tek tarafı gerçektir.

Öte yandan dünyanın her yerinde ülkeleri, şehirleri ya da kasabaları yöneten siyasetçi ve bürokratlar bir şeyleri saklama eğilimindedir. Oysa demokrasilerde yönetenlerin şeffaf olması, gerektiğinde hesap verebilmesi gerekir.

Tam da bu nedenle, yönetenler her zaman ‘makul gazeteci arayışına girer. Peki nedir bu makul gazeteci?

Makul gazetecilerin etrafına çizilen sınırlar vardır. Kendilerine çizilen sınırların dışına çıkamazlar. Zorlayıcı sorular soramaz, eleştiremezler. Hatta kimi zaman övgüyle süslenmiş cümlelerle yönetenleri parlatan gazetecilerdir bunlar.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Kocaeli’de de tablo farklı değil. Ben bunu parti ayrımı yapmadan söylüyorum. CHP’li belediyeler de AK Partili belediyeler de zaman zaman bu makul gazeteci arayışına giriyor. Kendilerine yakın duran gazetecilerden bir koruma kalkanı oluşturuyorlar. Oysa bu, gazetecilik değil; olsa olsa propaganda faaliyeti, bir halkla ilişkilerdir.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi son hamlesiyle bu durumu bir adım öteye taşıdı. ‘Medya ve İletişim Akademisi Eğitim Programı’ adıyla gazeteci yetiştirmeye karar vermişler. İhaleyi, belediyenin iştiraklerinden Kentim Bilişim A.Ş. 2 milyon 407 bin lirayla kazanmış.

Ama bir belediye neden gazeteci yetiştirir?
Daha doğrusu taraflı bir kurum, tarafsızlık ilkesini nasıl öğretebilir? Gazetecilik eğitimi, belediyelerin keyfine göre düzenlenebilecek bir alan değildir. Bu kentte Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi var. Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti var.

Bu program hazırlanırken neden bu kurumlara danışılmadı?

Meslek örgütlerinin görüşü niçin alınmadı?

Bu kadar önemli bir konuda neden akademik zemin ve mesleki temsil yok?

Daha da ilginci, bu programa karşı Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin de, Türkiye Gazeteciler Sendikası Kocaeli Şubesi’nin de sesi çıkmadı. Bu konu tam da mesleki tepki verilmesi gereken, mesleki reflekse neden olabilecek bir konu değil mi? Yoksa ben mi yanılıyorum.

Gazetecilik bir kamu hizmetidir. Büyükşehir Belediyesi ise bir kamu kurumu. Peki bu durumda kamu yararı nerede olacak?

Bu eğitimden mezun olanlar ‘gazetecilik sertifikası alacaklar. Ama o belgeyle kamu yararına haber yapabilecekler mi?
Gazetecilik çok sesliliği savunur. Peki bu eğitimleri alanlar çok sesli olabilecek mi?

Üstelik programda ders verecek isimler ulusal medyadan seçilmiş. Kocaeli’de bu işi yapabilecek, deneyimiyle örnek olabilecek gazeteciler de mi yok? Oysaki güzide şehrimizde birçok makul gazeteci(!) var.

Bu tabloya sessiz kalmak, mesleği biraz daha siyasetin gölgesine teslim etmektir. Kocaeli’de gazetecilik yapan herkesin bu konuda ses çıkarmasının mesleki bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

Konu ile ilgili birçok soru sordum ama; son sorumla yazıyı bitirmek istiyorum.

Peki belediyenin yetiştirdiği gazeteci, önce kime hizmet eder?

İşte asıl sorulması gereken soru budur.