Büyükşehir meclisinde Kandıra fırtınası!
Her geçen gün büyüyen Kocaeli bugün kendi gerçeğiyle yüzleşiyor. Bu şehrin bir çöp sorunu var. Nüfus arttıkça atık yükü de büyüyor; üstelik İZAYDAŞ ömrünü tamamladı. Yeni bir çöp tesisinin yapılması bu şehir için kaçınılmaz. Bu gerçeğe kimse itiraz etmiyor. Ama itiraz edilen başka gerçekler var…
Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit–Kandıra sınırındaki Akçakese bölgesine yapmak istediği çöp tesisi bu nedenle uzun süredir şehrin gündeminde. Son olarak ÇED olumlu raporunun çıkmasının ardından, kararın iptali için yürütmeyi durdurma talepli dava açılmasıyla süreç yeni bir aşamaya geçti.
Ben Kandıra halkının mücadelesini en başından beri yakından takip ediyorum. Bölge halkı, gerçekten takdire şayan bir direniş sergiliyor. Su kaynaklarının bulunduğu, yeşiliyle, doğallığıyla bilinen bir ilçede böyle bir tesis istemiyorlar. Çünkü Kandıralılar çöp tesisiyle değil; tarımıyla, turizmiyle, anılmak istiyor. Üstelik çok yakınlarında bir İZAYDAŞ gerçeği var... Çocuklarının, ilçelerinin geleceği için verdikleri mücadele eksiksiz, kararlı ve bir o kadar da haklı.
Mesela traktörlerle yaptıkları o eylem Türkiye’de nadiren görebileceğiniz türden bir toplumsal refleks değil mi? Üstelik bu direnişin içinde siyaset yok. Kandıra, AK Parti’nin güçlü olduğu ilçelerin başında yer alıyor. Eylemlere katılanların büyük bölümü de yıllardır aynı partiye oy veren insanlar. 7’den 77’ye herkes var bu mücadelede. Örneğin Kandırılı Şerife Teyze’nin isyanını kim unutabilir?
Kandıralılar kendilerinin yok sayıldığını, dinlenmediğini düşünüyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a ve özellikle Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez’e ise tepkileri büyük. “Bu tesise göz yummak ihanet” diyorlar.
En önemlisi şehrin çöp sorununu biliyorlar ve farkındalar. Ama sorunun çözümünün kendi doğal yaşam alanlarında olmasına karşı çıkıyorlar. Zaten geçen yıl Akademik Odalar bu bölgede neden çöp tesisi olmaması gerektiğine dair kapsamlı bir çalıştay düzenlemişti. Çevresel etkilerden turizme, teknolojiden tarıma kadar pek çok veriyi kamuoyu ile paylaşmışlardı.
Daha önceki Kandıra yazımda da söylemiştim. Yine söylüyorum: Tahir Büyükakın’ın ısrarını anlamakta zorlanıyorum. Yıllar önce bu tesis için bambaşka noktalar konuşuluyordu. Ne oldu da Akçakese’de karar kılındı? Bunu kimse bilmiyor.
Elbette lojistik, maliyet, ulaşılabilirlik düşünülmüştür. Ama Kandıralıların burunlarının dibinde böyle bir tesis istememesi bundan daha mı değersiz? Bu insanlar yıllardır AK Parti’ye oy veren, partinin ‘kendi mahallesi’ olarak görülen seçmenler. Ses çıkarmayacakları mı sanıldı? Hangi insan geleceğini tehlikede gördüğü bir konuda sessiz kalabilir?
Bugün Büyükşehir Belediye Meclisi vardı. Mecliste tarihi bir an yaşandı. Kandıralılardemokratik haklarını kullanarak meclise geldiler. Salon normalden çok daha kalabalıktı. İçerisi marjinal gruplarla değil; hepimizin ananesi, dedesi, halası, dayısı, amcası olabilecek Kandıralılarla doluydu.
Sıra 45. maddeye gelince tepkilerini gösterdiler. “20 yıldır AK Parti’ye oy verdik, oyumuzu haram ediyoruz” diyenler… “Yargı sürecini bekleyin, maddeyi gündemden çekin” diye rica edenler… “Biz olay çıkarmaya değil, geleceğimize sahip çıkmaya geldik” diyenler… “Canımız yanıyor” diyenler…Ve hepsinin ortak cümlesi: “Tahir Büyükakın ve Erol Ölmez bize bu şehre ihanet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, DSİ’nin açılış töreninde söylediği “Temiz su kaynaklarına erişim beka meselesidir” sözünü de hatırlattılar.
Bu baskılar üzerine Tahir Büyükakın’dan önemli bir çıkış geldi:
“Alternatif bertaraf için yetki aldık, Akçakese artık A planı değil, B planı.”
İhaleye çıkılacağını, yeni tesisin başarılı olması durumunda Akçakese’nin gündemden düşeceğini, başarısız olursa devam edileceğini söyledi.
Meclisin 18. maddesi ne getirir, ne götürür, şehir için anlamı nedir? Bunları henüz bilmiyoruz. Çok yeni duyduğumuz bir olay. Ama bildiğim bir şey var: Tahir Büyükakın bu maddeyi bilinçli şekilde gündeme aldı.
Bugün yaşananlar ile Kandıralılar bir kez daha tarihe not düştü. Bugün Kocaeli siyaseti açısından bir dönüm noktasıydı. Ve belki de ilk kez, Büyükakın’ın kendi seçmenini nasıl karşısına aldığını gördük.
Şimdi hepimiz şu soruların cevabını merak ediyoruz: Bundan sonra ne olacak?, Tahir Büyükakın gerçekten ne düşünüyor?