Tasarrufu yanlış anlamamak
Arapça kökenli bu kelime, s-r-f kökünden gelir ve bir şey üzerindeki tasarrufu, yani hakimiyeti ifade eder. Ekonomi bağlamında ise gelirimizin tüketilmeyen kısmını tanımlamak için kullanılır.
İnsanlar her zaman gelirleriyle bire bir örtüşen bir harcama düzeyi sergilemezler. Gelir ve harcama miktarlarının dönemsel olarak değişeceğinin farkındadırlar ve bu dinamik süreçte, mümkün olduğunca iki unsur arasında denge kurmaya çalışırlar. Bu bağlamda bireyler, genellikle ileri dönemlerdeki harcamalara ilişkin belirsizliği minimize etmek ve bu belirsizliğin yarattığı kaygıdan kurtulmak amacıyla, bugünkü tüketimlerinden vazgeçerek tasarruf eder; başka bir deyişle, bugünden feragat edip gelecekteki rahatlığı satın alırlar. Bu açıklama, insan psikolojisini merkeze alan bir çözümleme olup davranışsal ekonominin (behavioral economics) bakış açısını yansıtmaktadır.
Klasik ekonomide tasarrufun tanımında bir değişiklik olmamakla birlikte, tasarruf etme saikinin faizin bir fonksiyonu olduğu kabul edilir. Buna göre bireyler, bugünkü tüketimlerinden vazgeçmelerinin gelecekte daha fazla tüketim imkânı sağlayacağı inancıyla tasarruf ederler. Faiz oranları ne kadar yüksekse tasarruf eğilimi o kadar artar; faiz oranları düştükçe tasarruf eğilimi de azalır. Bu çerçevede faiz, bugünkü tüketimden vazgeçmenin bedeli olarak tanımlanır. Burada kastedilen faiz, pozitif reel faizdir. Pozitif reel faiz ise enflasyondan arındırılmış faiz oranını, başka bir ifadeyle tasarruf edilen miktarın satın alma gücündeki artışı ifade eder.
Burada reel faizi özellikle vurgulamak gerekir. Olağan ekonomik koşullar altında reel faiz genellikle pozitiftir. Ancak reel faizin negatif olduğu bir ortamda bu ilişki tersine döner. Başka bir ifadeyle, bugünkü tüketimden vazgeçmenin bedeli artık gelecekte daha fazla değil, daha az tüketmek anlamına gelir.
Klasik iktisadın bireyleri tam rasyonel olarak tanımlayan varsayımı altında, tüketim ve tasarruf kararlarının akılcı bir biçimde alındığı kabul edilir. Bu çerçevede negatif reel faiz ortamında bireylerin tasarruf etmek yerine bugünkü tüketime yönelmesi beklenir. Dolayısıyla klasik modelde, reel faizin negatif olduğu koşullarda zamanlar arası tüketim dengesi tersine dönmekte ve negatif tasarruf davranışı oluşmaktadır. Negatif tasarruf, yani bugünkü tüketimlerini artırmanın hatta dönemler itibariyle gelirlerini artırmanın yolu, negatif tasarruf etmek yani borçlanmaktır.
Burada anlattıklarımın özeti aslında, ekonominin içinde bulunduğu şartlar altında her şey her zaman ilk bakışta göründüğü gibi olmayabilir. Bazı durumlarda borçlanma, uzun dönemde bireyin reel gelirini ve servetini artıran bir tercihe dönüşebilmektedir. Özellikle borçlanılarak edinilen varlığın, bireyin harcamaları içinde yer almakla birlikte aynı zamanda bizatihi bir servet unsuruna dönüşen nitelikte olması — örneğin gayrimenkul — bu durumu daha da belirgin kılmaktadır. Negatif reel faiz dönemlerinde bu tür harcamalar, klasik anlamda bir tüketim değil, fiilen tasarruf işlevi görmektedir.
Netice-i kelam, olağan koşullarda kaçınılan borçlanma, bazı dönemlerde en rasyonel tasarruf ya da yatırım aracına dönüşebilmektedir. Özellikle reel faizin negatif olduğu ortamlarda, borçlanarak edinilen varlıklar yalnızca bugünkü bir harcamayı değil, geleceğe taşınan bir serveti temsil eder. Gayrimenkul gibi, harcamalar içinde payı olan ama aynı zamanda bizatihi bir servet unsuruna dönüşen varlıklar, bu dönemlerde tüketim olmaktan çıkar; tasarrufun kendisi hâline gelir. Tasarruf artık parayı elde tutmakla değil, doğru zamanda doğru borcu üstlenebilmekle ölçülür.