Kurgan: Bir Poker Oyunu

Bilal Kavalcı

Bilal Kavalcı

Tüm Yazıları

Aman yanlış anlaşılmasın; sonuçta maliyeyle başım belaya girsin istemem. Teşbihte hata olmaz derler. Kurgan’ı pokere benzetmek istediğim falan yok. Sadece olayı anlatmak için bundan daha güzel bir analoji bulamadım.

Yazıya geçmeden önce, bu yazıda bulacaklarınız:

1-Kurgan nedir? Amaçlanan Nedir?

2-Kurgan analizleri sonucunda bilgi isteme yazısı gelen mükellefler ne yapmalılar?

Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN), bir risk analiz sisteminin adıdır. Ancak ben burada Kurgan derken, kamuoyunda da böyle bilindiği için, son olarak binlerce mükellefe gönderilen bilgi isteme yazılarıyla , mal veya hizmet alışında bulundukları mükellefler hakkında istenen bilgileri kastediyorum.

Bu yazılarda, fatura alınan bazı mükelleflerin “sahte belge düzenleme yönünden riskli mükellefler grubu"nda yer aldığı belirtilerek, bu mükellefler hakkında bir takım bilgiler talep edilmiştir. Yazıların içeriğinde, bahse konu faturalar hakkında mükelleflerden doğrudan istenen tek şey süresi içinde istenen bilgileri vermeleridir.

Ancak yazının satır aralarında, yazı da geçen faturalarla ilgili mükelleflerden “düzeltme beyannameleri vermelerinin” istenip istenmediği hususunda bir tereddüt oluşmuştur.

Karışıklık ta işte burada başlamaktadır. Düzeltme beyannameleri vermeleri doğrudan istenmemiş; mükellefin isteğine bırakılmıştır.

Yazılarda bahsedilen mal veya hizmet alınan mükellefler hakkında, sahte belge düzenleyicisi olduğuna ilişkin henüz düzenlenmiş bir rapor bulunmamaktadır. Sadece, vergi idaresinin elinde bu mükelleflerin sahte belge düzenlediği yönünde güçlü emareler bulunduğundan söz edilmektedir. Eğer bu raporlar olsaydı, bilgi isteme yazısı gönderilen mükellefler ya sahte belge kullanmaktan dolayı vergi incelemesine alınacaktı ya da vergi idaresi tarafından uygulanan izaha davet yoluyla düzeltme beyannamesi vermeleri istenecekti.

Şimdi başlıkta ki analojiye gelirsek, vergi idaresi burada, tabir-i caizse mükellefe “eline güveniyorsan yani, bu mal veya hizmeti gerçekten aldıysan ve aldığın kişi veya firma da buysa ve bu alımı, muvazaadan ari ödeme belgeleriyle, mal ve hizmetin niteliğine göre değişmekle birlikte işletmen de kullandığını gösteren çeşitli delillerle ispatlayabiliyorsan oyuna devam et, seni bir şeye zorlamıyorum. Ama eline güvenmiyorsan, daha fazla zarara girmeden düzeltme beyanı vererek oyundan çekilmek senin avantajına olabilir.” demektedir.

Burada mükellefler “ellerine güvenmiyorlarsa”, daha sonradan vergi incelemeleriyle karşılaşmamak için “zararın neresinden dönerlerse kardır” deyip düzeltme beyannameleri verebilirler. Düzeltme beyannameleri veren mükellef için bir diğer açık olmayan konuda, düzeltme beyannamelerin pişmanlıkla verilip verilmeyeceği. Ancak; gelen yazılarda “bu yazılar incelemeye başlama yazısı olmadığı“‘nın yer alması beyannamelerin pişmanlıkla verilebileceğini gösterdiğini düşünüyorum.

Vergi idaresinin, bu yönteme başvurması, hem mükellefler hem de kendi açısından oldukça önemli avantajlar sunuyor. Mükellefler, -özellikle ellerine güvenmeyenler- vergi incelemesinin yol açtığı stres ve belirsizlikten kurtulma imkanı bulacaklardır. Öte yandan mali idare, hem vergi incelemesi yapmanın maliyetinden kurtulacak, hem de muhtemel alacağını öne çekecektir. Kısacası, ortaya bir kazan kazan durumu çıkmaktadır.

Vergi idaresinin mükelleflere bu yöntemle ulaşması, bir ilktir. Dolayısıyla bazı aksaklıklar ve sorunlar çıkması muhtemeldir.

Son sözümüzde başlıktaki kâğıt oyunlarına uygun düşsün; oyunun jargonundan bir sözle bitirelim.

“İlk elin günahı olmaz.”