Kişi Başına Düşen Millî Gelir: Gerçek mi, Sanal mı?
Diğer tüm yönetimsel alanlarda olduğu gibi, ekonomiyi yönetebilmek için de ekonomik değişkenlerin ölçülmesi gerekir. Bu ölçümler olmasaydı, ne yönde ilerlediğimizi ya da bulunduğumuz noktayı tespit edemezdik. Kısaca ifade etmek gerekirse, ölçemediğimizi yönetemeyiz.
Bu ilke, küçük bir işletme için geçerli olduğu gibi ülkeler için de geçerlidir. Ülkeler açısından ölçülmesi gereken ekonomik değişkenler; nüfus, gayrisafi millî hasıla, enflasyon gibi çok sayıda göstergeden oluşmaktadır. Bu değişkenler ülkemizde TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından hesaplanmakta ve kamuoyuyla paylaşılmaktadır.
Kişi başına düşen milli gelir, bir ülkede toplam millî gelirin nüfusa bölünmesiyle elde edilen ortalama geliri gösterir. Bu genellikle diğer ülkelerle karşılaştırma yapılabilmesi için, ortak bir değer üzerinden hesaplanır. Uluslararası karşılaştırmalarda dolar cinsinden hesaplanan kişi başına düşen milli gelir kullanılır.
Kişi başına düşen millî gelirin dolar cinsinden hesaplanabilmesi için, öncelikle cari fiyatlarla (yani piyasadaki güncel fiyatlarla) Türk lirası cinsinden millî gelir hesaplanır ve bu tutar ortalama dolar kuruna bölünür. Dolar bazında millî gelir elde edildikten sonra ise, bu değer ülke nüfusuna bölünerek dolar cinsinden kişi başına düşen millî gelire ulaşılır.
Milli gelir, bir ülkede bir yıl içeresinde üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeridir. Bu toplam bir önceki yıla göre artarsa ekonomi büyümüş demektir. Ama buradaki kritik nokta enflasyondur. Dolar cinsinden milli gelir hesaplamalarında, milli gelir ortalama dolar kuruna bölünmeden önce cari fiyatlar kullanıldığından, mal ve hizmet üretim miktarında hiçbir artış olmasa bile, fiyatlar genel düzeyi artarsa milli gelir artmış gibi gözükür.
Bu durumu basit bir örnekle açıklayalım. Ekonomiyi yalnızca yumurta üretimi üzerinden simüle edelim. Cari yılda 10 yumurta üretilsin ve yumurtanın fiyatı 10 TL olsun. Bu durumda millî gelir 100 TL olacaktır. Bir önceki yılda yine 10 yumurta üretilmiş olsun; ancak yumurtanın fiyatı 8 TL olsun, bir önceki yılın millî geliri 80 TL olacaktır. Bu durumda millî gelirdeki artış oranı %25’tir. Ancak bu artış gerçek bir büyümeyi değil, yalnızca fiyat artışını yansıtmaktadır. Zira yumurtanın fiyatı da %25 artmıştır; yani enflasyon %25’tir. Bu nedenle reel olarak bakıldığında, üretimde ve refahta herhangi bir artış yoktur; reel büyüme %0’dır.
Aşağıdaki tabloda, ülkemizin yıllar itibarıyla enflasyon oranları, dolar ve euro kurları, dolar bazında kişi başına düşen millî gelir ile bu göstergelerin yıllık yüzde değişimleri yer almaktadır.
|
Yıl |
Enflasyon (TÜFE, %) |
USD/TL (Yıl Sonu / % Değişim) |
EUR/TL (Yıl Sonu / % Değişim) |
Kişi Başı Milli Gelir (USD / % Değişim) |
|
2023 |
64,77 |
29,53 / - |
32,57 / - |
13.243 / - |
|
2024 |
44,38 |
35,40 / %19,9 |
36,86 / %13,2 |
15.463 / %16,8 |
|
2025 |
30 (beklenti) |
42,92 / %21,3 |
50,38 / %36,7 |
17.200 / %11(beklenti) |
Tablodan da görüleceği üzere, dolar kurundaki artış enflasyon oranının altında kalmıştır. Bu durum, dolar bazında kişi başına düşen millî gelirde gözlenen artışın büyük bir kısmının reel gelir artışından ziyade kur-enflasyon farkından kaynaklandığına göstermektedir. Yine yukarıdaki yumurta örneğine geri dönersek yukarıdaki verilere ilaveten dolar kurunun 1-TL den 1,1-TL ye çıktığını varsayalım. Şimdi dolar bazında milli geliri tekrar hesaplayalım. Cari yıl milli gelir dolar bazında 91-$, bir önceki yıl 80-$ olacaktır. Milli gelir de ki artış dolar bazında %13 olmuştur. İki yıl arasında nüfus değişmediği varsayımı altında kişi başına düşen milli gelir dolar bazında aynı oranda artacaktır. Aslında üretimde, dolayısıyla kişi başına düşen yurt içi mal ve hizmetlere ulaşmamızı sağlayan kişi başı milli gelirde de hiçbir değişim olmamıştır. Sadece dolar kurunun enflasyonun altında artmasından kaynaklanan dolar bazında bir gelir artışı olmuştur.
Yukarıdaki tabloda dolar bazında artan milli gelir artışının, yaşam standartlarımıza yansımamasının nedeni budur. 2024 ve 2025 yıllarında birikimli olarak kişi başına düşen milli gelir dolar bazında %30 artmış gözüküyor. Bu oranın büyük çoğunluğu dolar kurunda ki artış oranının enflasyon oranından daha az artmasından kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak, kişi başına düşen millî gelirdeki dolar bazlı artışlar, üretim ve satın alma gücündeki değişimleri tek başına yansıtmayabilir. Bu nedenle söz konusu göstergenin, enflasyon ve kur hareketleriyle birlikte değerlendirilmesi, ekonomik gelişmenin doğru okunabilmesi açısından önem taşımaktadır.