Balondaki adam

Bilal Kavalcı

Bilal Kavalcı

Tüm Yazıları

Yazı, son günlerde değerli metallerin kıymetlerinin artması üzerine olacak. Peki değerli metaller neden yükseliyor? Bu artış kalıcı mı, yoksa geçici bir dalga mı? Önümüzdeki dönemde yükseliş mi, düşüş mü beklenmeli? Ve en çok sorulan soru: Bu ortamda almak mı, satmak mı daha doğru?

Sorular nasıl güzel değil mi? Sizce bu soruların cevabını bilsem, bugün burada bu yazıyı yazar mıydım? Veya bunları bilen varsa, size bunları karşılıksız söyler miydi?

Ama biliyormuş gibi yapanlar elbette var. Ne de olsa iki ihtimal söz konusu: Ya yükselir ya düşer. Bu nedenle söylemlerinin ya da yazılarının bir kısmında düşüşten, bir kısmında yükselişten söz eder; cümlelerini de özellikle yuvarlak ifadelerle kurarlarsa, sonuç ne olursa olsun doğru tahminde bulunduklarına sizi ikna etmeleri zor olmayacaktır.

Aslında halk arasında sanılanın aksine, iktisat biliminin konusu spekülasyona dayalı fiyat tahminleri yapmak değildir. Hiçbir gerçek ekonomist size net bir fiyat tahmini vermez; çünkü bunun bilinemeyeceğini bilir. Eğer fiyatların yönünü güvenilir biçimde öngörmek mümkün olsaydı, Nobel almış pek çok iktisatçı bugün dünyanın en zengin insanları arasında yer alırdı.

İktisatçının yaptığı şey, “yarın ne olacak” sorusuna kesin cevap vermek değil; “hangi koşullarda ne olur” sorusunu çerçevelemektir. Faizler yükselirse ne olur, enflasyon beklentileri bozulursa ne olur, belirsizlik artarsa sermaye nereye yönelir… İktisat, kehanet değil; ilişkiler bilimi olarak çalışır.

Bu yüzden değerli metallerin yükselişini anlamak için tek bir grafik ya da tek bir başlık yeterli değildir. Fiyat hareketlerinin arkasında; beklentiler yatar, beklentilerin arkasında ise para politikalarından jeopolitik risklere kadar uzanan çok katmanlı bir yapı vardır. Üstelik bu yapı sürekli değişim içindedir. Bugün fiyatları tetikleyen ve beklentileri şekillendiren parametreler yarın değişebilir; bu da bambaşka sonuçlara varılmasına yol açabilir.

İşte tam da bu nedenle, kesin konuşanlara temkinle yaklaşmak gerekir. Bugün büyük bir özgüvenle çizilen senaryolar, yarın tek bir veriyle anlamını yitirebilir. Piyasalar, matematiksel bir denklem gibi işlemez; beklentilerle şekillenir. Beklentilerin altında ki nedenler değiştikçe , beklentilerde değişir.

Yukarı da ne mi anlattım. Doğru şeyleri…Peki sorularınıza cevap verebildim mi hayır. Bu anlattıklarımla yazının başlığını nasıl mı bağlayacağım? Bir fıkrayla.

Adamın biri, seyir balonlarından birine binerek gezintiye çıkar. Bir süre sonra rüzgâr, önceden tahmin edildiği gibi esmez ve balon kontrolünden çıkarak rüzgârın götürdüğü yöne savrulur. Balondaki adam nerede olduğunu anlayamaz. Biraz alçalıp aşağıda piknik yapan birine seslenir:

— Birader, ben neredeyim?

Piknik yapan adam başını kaldırır, balona bakar ve cevap verir:

— Balondasın.

Bu cevabı duyan balondaki adam sorar:

— Sen iktisatçı mısın?

— Evet, ama nasıl bildin?

— Söylediğin doğru, ama hiçbir işime yaramıyor.