Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz

Ahmet Ekrem Şahin

Ahmet Ekrem Şahin

Tüm Yazıları

Hepimiz duymasak da, bilmesek de İzmit’e inen herkes Yeni Cuma’dan Fevziye’ye kadar uzanan o sırayı mutlaka görmüştür.

Peki bunca insan ne için saatlerce ayakta bekledi?

Gençler neden Vintage'a yöneliyor?

İstanbul Balat’ın trafiğini bile yönlendiren bu vintage giyim tam olarak nedir?

Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz - Resim : 1

Geçtiğimiz günlerde bu soruların cevabını yerinde görmek için İzmit’te Emre’nin kurduğu “222” adlı vintage dükkânının önünden geçtim. Açık konuşayım; uzaktan bakınca bir ürün lansmanı var zannedersin. Sıra desen var, heyecan var, içeriden taşan bir kalabalık var.

Ama kapıdan içeri girince anlıyorsun ki mesele bir tişört ya da bir ceket değil.

Bir kültürün içine giriyorsun.

Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz - Resim : 2

222 sadece İzmit’te değil; Balat’ta ve Antalya’da da şubesi olan, vintage kültürünü etkinliklerle büyüten bir yapı hâline gelmiş. Özellikle yaptıkları “200 TL günü” etkinliği gençler arasında ciddi bir karşılık buluyor. Dükkândaki her şeyin sabit fiyat olduğu bu günlerde insanlar saatler öncesinden sıraya giriyor.

Dışarıdan bakan biri için bu manzara hâlâ tuhaf gelebiliyor:

“Başkasının eskisini niye giyiyorsun?”
“Çer çöpe para veriyorsunuz.”
“Yeni varken eski niye alınır?”

Aslında tam da bu yazının meselesi bu algı.

Çünkü vintage dediğimiz şey, sandıktan çıkan rastgele kıyafetler değil.

Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz - Resim : 3

Vintage; belli bir dönemi temsil eden, üretim kalitesi bugüne göre farklı olan, çoğu zaman artık üretilmeyen parçaların yeniden dolaşıma girmesi demek. 70’ler, 80’ler, 90’lar… Her dönemin kumaşı, kalıbı, baskı tekniği, hatta kokusu bile başka.

Bugün gençlerin Vintage’a yönelmesinin birkaç sebebi var.

Birincisi: benzersizlik.

Fast fashion dediğimiz seri üretim çağında herkes aynı mağazadan giyinirken vintage parça seni kalabalıktan ayırıyor. Aynı ceketten sokakta bir tane daha görme ihtimalin çok düşük.

Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz - Resim : 4

İkincisi: hikâye meselesi.

Vintage giyen biri aslında sadece kıyafet almıyor; bir dönemi, bir ruhu, bazen hiç tanımadığı bir hayatın izini taşıyor.

Üçüncüsü: sürdürülebilirlik.

Yeni üretim yerine var olanı kullanmak, bugünün gençliği için ciddi bir bilinç göstergesi. Yani mesele sadece stil değil, aynı zamanda çevresel bir duruş.

Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz - Resim : 5

Emre’nin 222’de kurduğu atmosfer de tam burada devreye giriyor. Dükkân klasik bir mağaza gibi işlemiyor. İçerisi biraz sergi, biraz arşiv, biraz da zaman kapsülü gibi. Raflara bakarken kronolojik geziyormuş hissi geliyor insana.

O yüzden kapıdaki kuyruk sadece “ucuz ürün” kuyruğu değil.

Bir deneyim kuyruğu.

Şunu da kabul etmek lazım: Anne babaların bu konuya mesafeli durması anlaşılmaz değil. Onların gençliğinde “eski giymek” mecburiyetti. Bugün ise gençler bunu bilinçli bir tercih olarak yapıyor. Aradaki fark tam olarak burada.

Biri yokluktan, diğeri kültürden.

Vintage giyinen genç için o ceket “başkasının eskisi” değil; kendi stilinin ilk adımı. Hatta çoğu zaman kombinlediği parçalar yeni üretimden daha pahalıya gelebiliyor. Yani mesele ucuzluk da değil.

Emre’nin 222’si ve Vintage Meselesi: Başkasının Eskisi Değil, Kendi Hikâyemiz - Resim : 6

Mesele kimlik.

İzmit’te başlayıp Balat’a, oradan Antalya’ya uzanan bu vintage hareketi aslında bize şunu gösteriyor: Gençler sadece giyinmiyor, bir şey anlatıyor.

Ve o uzun kuyrukların her birinde aynı cümle gizli:

“Herkes gibi görünmek istemiyorum.”

Belki de bu yüzden, Yeni Cuma’dan Fevziye’ye uzanan o sıra bir mağaza sırası değil…

Kendi tarzını arayan bir neslin sessiz yürüyüşü gibi duruyor.