Gebze Peşine Dilovası: İki Facia, Bir Hesap Sorma Çığlığı!
Önce Gebze, o sessiz sabahın korkunç gürültüsüyle sarsıldı.
Sonra Dilovası, alevlerin ve dumanın boğucu kucaklamasıyla yasa boğuldu.
Gebze'de bir aile, 29 Ekim 2025'te Mevlana Mahallesi'nde kendiliğinden çöken 7 katlı binanın enkazında yok oldu: Anne Emine Bilir (42), baba Levent Bilir (44), çocukları Hayrunnisa (14), Muhammet Emir (12)...
Yalnızca 18 yaşındaki Dilara Bilir, saatler süren umutsuz arayışın ardından sağ kurtarıldı.
Enkazdan çıkan not; 14 yaşındaki Hayrunnisa'nın duvara asılı, "İyi doğdun ortancamız" yazısı Türkiye'yi gözyaşına boğdu. Aile, yeni bir ev hayali kurarken, nasip olmamıştı; iki ay sonra taşınacaklardı, ama kader onları beton yığınlarının altında ezdi.
*
Dilovası'nda ise acı daha da katmerlendi: 8 Kasım 2025 sabahı, saat 09.00 sularında Mimar Sinan Mahallesi'nde bir parfüm dolum tesisinde çıkan yangın, saniyeler içinde cehenneme döndü. Kimyasal maddelerin beslediği alevler, 2 katlı binayı küle çevirdi; patlama sesi mahalleyi inletirken, içerideki işçiler, çoğu kadın ve genç kız kaçış yolunu bulamadı.
6 can, o daracık alanda sonsuzluğa uğurlandı: 16 yaşındaki Cansu Esatoğlu, 17 yaşındaki Nisa Taşdemir, 18 yaşındaki ablası Tuğba Taşdemir (kardeşler, aynı acıda ayrıldılar), 55 yaşındaki Şengül Yılmaz, üç çocuk annesi Esma Dikan ve 65 yaşındaki üç çocuk annesi Hanım Gülek.
Yaralılar arasında hala hastanede yatanlar var…
*
İki olay, iki rezalet, iki skandal, iki ihmal zinciri...
Gebze'de bina 2012 yapımı, deprem değil "kendiliğinden" çöktü – ama neden?
Metro kazısı mı, zemin sorunu mu?
İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş, "Zeminden kaynaklı" diyor, ama detay yok: O zemin neyi gizliyor? Kim denetlemeyi unuttu? Gebze Belediyesi, Kocaeli Valiliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Metro inşaatı firması, kim zemini bozdu, kim görevini yerine getirmedi?
Dilovası'nda ise yangın, ihmallerin somut timsali. Tesis, yanıcı kimyasallarla dolu bir barut fıçısı gibi; tek giriş-çıkış kapısı, yetersiz yangın söndürme ekipmanı, sigortasız işçiler çoğu kadın ve çocuk yaştakiler, ucuz emek avcılarının tuzağında.
İkisi de CİMER'e defalarca şikayet edilmiş: "Tehlikeli çalışma koşulları, ruhsat sorunları..." Ama ne fayda?
Fabrika sahibi K.O., yangın sonrası Yalova'ya kaçarken valizlerle yakalandı, oğlu hala firari.
İki vardiya amiri gözaltında, ama asıl suçlu kim?
7 bürokrat görevden alındı…
Denetim mekanizması nerede?
Yıllardır uyarılar yağarken, neden bir kez olsun kapı çalınmadı?
*
Görgü tanıklarının sesi, vicdanları haykırıyor: Mahalle sakini Mehmet Düzgüner, "Patlama sesi duyduk, balkondan baktım, bir adam yanıyordu. Hortumu aldım, söndürdüm, kenara çektim. İçeriden bağrışmalar... Çocuklar, kadınlar çığlık atıyordu. Müdahale etmek istedim, ama alevler kapıyı yutmuştu. İçeri girsem, ben de yanacaktım, çıkamazdım."
Başka bir tanık: "Yanan binada gencecik çocuklar vefat etti. Üç çocuk annesiz kaldı."
Bu sesler, enkazın altından yükselen son çığlıklar gibi; sessiz bir suçlama.
*
Farkında mısınız?
Kocaeli, "mutlu şehir" etiketiyle övülürken, üstünde karanlık bulutlar birikiyor.
Son bir ayda peş peşe facia: Gebze'nin enkazı hala moloz, Dilovası'nın dumanı dağılmadı.
Her yerden keder fışkırıyor, aileler dağıldı, çocuklar yetim...
Ortak bir haykırış yükseliyor: "En yetkililere hesap sorun!"
Şimdi Gebze'de süreç, müteahhide doğru evriliyor; iş ona patlayacak gibi. Bakan Yardımcısı, "Zeminden" diyor. Sağ olun Sayın Bakanım, bilmiyorduk!
Peki o bilgiye nasıl ulaştınız?
Metro kazısından mı?
Zemin etüdü nerede?
Kim sorumlu?
İnşaat firması mı, denetleyen mühendisler mi?
Cevap yok, sessizlik.
Savcılık incelemesi sürüyor, bilirkişi heyeti sahada ama enkaz kalktıktan sonra ne değişecek?
*
Toplum somut adımlar,
Kararlar bekliyor,
Adalet bekliyor,
Kocaeli'nin gölgesinde başka canlar yanmasın diye, bu bulutlar dağılmalı.
Yoksa, bir sonraki facia kapıda bekler, Allah korusun…