Buğday Tarlasından Meclis Kürsüsüne!

Ahmet Akçaalan

Ahmet Akçaalan

Tüm Yazıları

Bir anne,

Evladını güneşten korumak için gölgeliğe bıraktı.

Önce dumanlar yükseldi.

Sonra alevler.

Buğday tarlasında alevler içinde kalan o bebek, yangında ellerini kaybetti.

O anneyi ve babayı düşünün…

O bebeğin hayatı daha sonra kitap ve film oldu.

“Yapamazsın” diyenlerin arasında o bebek büyüdü önce avukat sonra milletvekili olmayı başardı ve milyonlara umut oldu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, bebekken buğday tarlasında çıkan yangında ellerini kaybetmesine rağmen pes etmeyerek hukuk fakültesini bitiren, avukatlık yapan ve milletvekili seçilen azim dolu bir hayata sahip. Hayat hikayesi, "Buğday Tanesi" filmiyle beyaz perdeye aktarılarak engellilere umut olmuştur.

Milletvekili Bayram’ı, Nokta TV’de yayınlanan Arka Plan programında konuk olarak ağırladık.
Benim için en özel yayınlardan birisi oldu.

“Yapabilirim”, “empati” ve “umut” kelimelerini işleyen bir yayındı.

Buğday Tarlasından Meclis Kürsüsüne! - Resim : 1

*

Serkan Bayram’ın gönlünü sevdim.

İçten ve olduğu gibi. Makamlar, başarıları onu değiştirememiş.

Hala o Anadolu vakurunu, kültürünü, mütevaziliğini onda hissedebiliyorsunuz.

Yayında bazı cümlelerini özellikle köşeme taşımak istedim.

Herkes kendi derdini düşünsün, kendi meselelerini, özellikle ilk krizde pes eden gençler bundan sonrasını iyi okumanızı dilerim;

Hayatında yıkılması zor olan duvarları Serkan Bayram nasıl yıkıyor?

Mesele sadece onun ismi değil verdiği hissettirdiği “umut”;

-Annem tarlaya gidiyor ağaç altına bırakıyor. Tarla tutuşuyor, ben tutuşuyorum. Hamdolsun yüreğim cesur kalıyor.

-Zor hayatlar. Ellerimi hep saklar. Gizli yemek yerdim. Ben yaşadım, benden sonraki çocuklarımız yaşamasın. Okullarda, eğitimde yol kat ettik. Çok güzel şeyler yaptık.

-Elleri cebinde dolaşan bir genç. Otobüste karşılıklı koltuklara oturamazdım. O kadar çok yoruldum ki, “Sorma” diye tişört yaptırayım dedim. ‘Yurt dışına gideyim ne dediklerini anlamam mutlu olurum’ dedim. Sonra hukuk fakültesini kazandım.

-Kanun engelliyi hakim yapmıyor. Sonra milletvekili oldum yasayı değiştirdik. Artık engelli hakimlerimiz var. Eli olmayan hakimler göreceksiniz.

-Sonra benim hayatım Buğday Tanesi’ni film yaptık. 50’den fazla ödül aldık. Dünyada 1 milyarı aştı. Her hafta bir ülkeye gidiyoruz. Filmden öte sosyal sorumluluk projesi oldu.

-Cumhurbaşkanımıza, ‘Mağdurum’ dedim. ‘Nasıl olur?’ dedi. Anlattım. Ve yasayı değiştirdik. Kimi zaman üzüldüm ama pes etmedik. Bakanımız, Valimiz, Kaymakamız engelli olsun. Neden Kaymakamımız tekerlekli sandalyeli olmasın. Bakanlık kuralım bakanımız olsun.

-‘Sen şunu yapamazsın’ diyen adamı hiç sevmez çok üzülürdüm. Bizi korkutup, dört duvara sıkıştırmak istiyorlar. Bakın bugün vekilim, organik bir vekilim. Bir canımız kaldı milletimize vermek için.
Bakın mesele siyaset üstü,

Hatta Türkiye üstü dünyanın her noktasında var olan insanı etkileyen evrensel bir mesele…

Türkiye’de benzer olaylar yaşayan milyonlara, “Bende yapabilirim Serkan Abi gibi” dedirten bir hikaye…

Hepimizin içinde bulunduğu iş hayatı, ekonomi, pandemi gibi olumsuzluklara karşı içimizde eksik olmaması gereken başlık umut.

Umut olması için,

Bu konuyu gündeme taşımak istedim.

Serkan Bayram’a mutluluğun sırrını sordum.

“Mutluluğun sırrı kendinden aşağı bakmaktır.”

Bazen elimizdekilerin kıymetin bilmek,

Bazen de asla pes etmemek gerek…

Buğday Tarlasından Meclis Kürsüsüne! - Resim : 2

Buğday Tarlasından Meclis Kürsüsüne! - Resim : 3

Buğday Tarlasından Meclis Kürsüsüne! - Resim : 4

Serkan Bayram