Akın Gürlek’te Ne Gördüm; Devlet, adaletin kılıcıyla her yerdedir
Yıllardır ne bekledik?
En azından benim gibi düşünenler ne haykırdı?
Milletin hakkı sorulmayacak mı?
Devlet, toplumun adalet açlığını görmüyor mu?
Memleketi yiyenlerin bir gün kapısı çalınmayacak mı?
Güçlü olanın korunduğu düzen, ne zaman yıkılacak?
2025’in Eylül ayından itibaren her sabah operasyonları ile öyle mutlu oluyorum ki ve bence vatandaşta tam destek veriyor.
Sadece son dönem operasyonlar değil,
Vatandaşın beklediği yargısal konular var.
Hızlı adalet,
Yargıda adamın var mı söylentileri ve rüşvet iddiaları güveni tüketiyor.
FETÖ’nün aktif görevde olan siyasi ayağı ne oldu?
Yerel yönetimlere yapılan operasyonların CHP’nin dışına çıkmasını ve farklı partili belediyelere devamının gelmesini bekleyen içerisinde AK Partili de olan kitleler var.
Yani Akın Gürlek’ten beklenti çıtası çok yüksek..
*
Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek’i A Haber ekranlarında baştan sona izledim. İlk konuşması çok heyecanlıydı ve belli oluyordu. İlk canlı yayını olmasından doğal karşılıyorum.
A Haber’e çıkmasını eleştirenler var ancak ben öyle düşünmüyorum.
Farklı iktidara yakın kanallarda var ben ne söyleyeceğini merakla izledim.
Gürlek, o yayında sadece yürütülen soruşturmalar hakkında teknik detaylar veren bir hukukçu gibi değil; devletin bekasını, huzurunu ve kararlılığını temsil eden bir "devlet adamı" edasıyla konuştu.
Cübbeden Devlete Uzanan Sorumluluk
Gürlek’in konuşmasında öne çıkan en belirgin unsur, kullandığı "devlet dili" idi. Kişisel polemiklerden kaçınan, soruşturmaları sadece birer dosya olarak değil, toplumun huzuruna ve güvenliğine yönelik birer tehdit bertarafı olarak niteleyen bu yaklaşım, yargının artık sadece bir mekanizma değil, devletin koruyucu zırhı olduğu mesajını veriyordu.
Özellikle çetelere, yolsuzluk yapanlara nereye giderse gitsin, nereye dokunulacaksa dokunulsun dik ve kararlı duruşu kıymetliydi.
Yayında verilen temel mesajlar şunlar üzerine kuruluydu:
Süreklilik ve Kararlılık: Suçla mücadelede tavizsiz bir duruş.
Toplumsal Güven: Devletin her alanda, “Buradayım" dediği hissi.
Hukukun Üstünlüğü Maskesiyle Kamu Düzeni: Adaletin, devletin temel direği olduğu vurgusu.
Söylemlerini tek tek not aldım.
Bir siyasi propagandadan çok devletin kırmızı çizgilerini ve kararlılığını en doğrudan yolla millete, 85 milyona ulaştırma çabası olarak okudum. Burada mesele bir "televizyon siyasi savunması" değil, devletin yargı eliyle verdiği bir güven ve gövde gösterisidir.
Gürlek, sorulara verdiği yanıtlarda sadece bir savcı titizliğiyle değil, kamu düzenini koruyan bir aktörün sorumluluğuyla hareket etti. Bu durum, yargının sadece kağıt üzerinde kalan bir metin değil, yaşayan ve devletin bekası için gerekirse inisiyatif alan bir yapı olduğunu gösterme amacı taşıyordu.
Yargı mensuplarının "konuşmayan" geleneğinden, "devletin kararlılığını haykıran" bir modele geçiş yapıyoruz. Akın Gürlek, bu yeni modelin en görünür yüzü oldu. Yayındaki sakin ama sert üslubu, seçtiği kelimelerdeki "devlet otoritesi" vurgusu, önümüzdeki dönemde yargının sadece dosyalarla değil, kamuoyu önündeki bu "devlet adamı" imajıyla da anılacağının sinyalini verdi.
Gürlek’in yayını, hukuki bir bilgilendirmeden ziyade, devletin suç odaklarına karşı "tek yumruk" olduğu mesajının altını çizen siyasi ve bürokratik bir deklarasyon niteliğindeydi. Bu yeni dönemde savcılar artık sadece iddianame yazmıyor; aynı zamanda devletin sarsılmaz iradesini de temsil ediyor.
Ve yıllardır köşe yazıyorum.
Yanılmak istemediğim köşe yazısı olarak ilk sırada bunu not olarak bırakıyorum.
Akın Gürlek üzerinden verilen mesaj nettir:
Devlet, adaletin kılıcıyla her yerdedir.